• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C

“BU KÖPEĞİ BİR YERLERE GÖNDER”

Mustafa Nuri Gürsoy

 Bazen eski, çok eski tarihlere gitme ihtiyacı duyarız.

Bir iç hesaplaşma,

Sorgulama,

Muhasebe etme,

Hayatın kar ve zararlarının bilançosunu çıkarma gibi.

Bir yola, bilinmez bir tünele gireriz.

Sonucunu ilk baştan kestiremeyeceğimiz,

Yollardan, dehlizlerden  geçmeyi  deneriz.

Bazen bir matematik, geometri, psikoloji,

Mantık zincirlerine başvursak bile,

Yaşananlara, geri dönüşlere,

Başvurduğumuz bu kaynaklar yetmeyebilir.

 

***

 

Ben insanları hayvanlardan  daha çok seviyorum.

Duygusal zekamız, aklımız, alışkanlık ve güdülerimiz,

Hayvanları işaret ediyor gibi algılansa da,

Durum bana göre hiç de öyle değildir.

Olması gereken de bu değildir zaten.

İkisi de çok farklı bir durumdur ki,

İnsanları sevmeyi öğrenmeli,

Hayvanların, sadece sevmeyi öğrenmemize yardımcı olduklarını, onlara verilen sevginin farklı olduğunu bilmeliyiz.

 

***

 

Şimdi bu hayvan, insan muhabbeti nereden çıktı diyecek olursanız.

Ortada karamsar bir tablo var.

Hiç hazır olmadığım bir vakıa ile karşı karşıya bırakıldım.

Yazmaya söz verdiğim için de, yazmak zorundayım.

Olayın asıl kahramanlarını buradan yazmam şimdilik mümkün değil.

Ve Fakat..

Konunun anlaşılır olması bakımından,

Vakıa’yı bana anlatıldığı, yaşandığı gibi aynen aktarmaya gayret edeceğim.

 

 

***

 

Hikaye şöyle başlıyor;

“Bir golden retriever köpeğim  var.

Daha üç aylık bir yavru iken sahiplenmiştim.

Şimdi iki yaşında.

Bundan iki ay önce ahlaksız bir teklifle karşı karşıya kaldım.

“Bu köpeği bir yerlere gönder, ver”

Etlerimin, kemiklerimin bir yerlerimin  mandal marifetiyle çamaşır hükmünde,  iplere  asıldığı fikrine kapıldım.

Daha önce,

Bahçedeki kuş barınaklarını ve kümesleri kaldır,

Kırk beş yıl önce Liz’in kulübesi  olarak kullanılan,  bodrum katından çık  sözleri bile beni bu kadar yaralamamıştı.

Şöyle bir baktım geriye doğru.” Diye devam etti.

 

***

 

“Sonra”  dedi..

“Belki de yüz yıllık evin çatısından, yüzü olmayanlara bir göz attım.

Bütün kuş ve kümes hayvanı barınaklarımı kaldırmamın,

Bir zamanlar Liz’in kulübesi olan bodrum katını boşaltmamın,

Çok umurumda olmadığını anladım.

Beklenen sonuçtu galiba.

Acı olanın,

Teks isimli

Köpeğimin bir yerlere verilmesi teklifi idi ki.

Hayat çok acımasız.

Daha korkunç olanı ise.

Niyetlerin size hayvanlar üzerinden öğretiliyor, ima ediliyor olması.

Şöyle bir bakıyor ve öğrenmeye  çalışıyorum da..

Liz ile Teks arasında çok farklı yanların olduğunu anlıyorum.

Liz, bir tür kaniş’ti.

Teks, saf kan retriever

Liz’in,

Yıllar önce ev büyüklüğünde bodrum katından bir kulübesi,

Yanında da destesinden ayrılmış kağıttan bir maça kızı vardı.

Teks’in,

Şimdi bir çatı katının çıkıntısında, imarsız beton zemini,

Ağzına, yüzüne, ayaklarına bulaştırdığı kemik muhabbeti var.” Dedi

 

 ***

 

Şuna katılıyorum.

“Hayvanlar üzerinden verilmek istenen mesajlar “ hiç anlamlı değil.

Sevgisizlik bu.

Hikayede;

Maddeten, sahipsiz bir nefret duygusu var anlaşılan.!


Bu yazı toplam 1258 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim