• BIST 1.210
  • Altın 483,332
  • Dolar 7,8553
  • Euro 9,2901
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

Bu Korona virüs Belasını Nasıl Okumalıyız?

Cevat Özsoy

Önceki yazım da 2020 yılı bize pek hayırlı gelmedi demiştim. Gerçekten umumi bir felaketle karşı karşıyayız. Allah’ın görünmeyen virüs denen orduları bütün insanlığı kasıp kavuruyor.

Amerika, Avrupa, Çin hülasa teknolojisi gelişmiş, sözde, medeni ülkelerin hepsi âciz durumdalar.Evlerine saklanmaktan başka yapacakları bir şey yok.

İnsanlık tarihi, küresel olarak, hiçbir döneminde olmayan yeni bir durumla karşı karşıya… Belki de tarih korona virüs önce ve sonra diye ikiye ayrılacak.

İşte böylesi büyük felaket karşısında, ister istemez, Suriye’yi, İdlib’i ekonomiyi unuttuk. Gündemde sadece korona virüs var.

Gündem virüs olunca herkes kendi zaviyesinden meseleyi değerlendirmeye çalışıyor. Farklı düşünceler var, olacaktır da… şöyle ki, ilim adamları meseleyi bilimsel yönleri ile açıklıyor, felsefeciler akıl süzgecinden geçirerek meseleyi yorumlamaya çalışıyorlar.

Din ise bilimsel açıklamaları, felsefecilerin aklı öneçıkaran düşüncelerini göz ardı etmeden, meseleyi  görülen ve görülmeyen anlamlar üzerine bizi düşünmeye davet ediyor. Dinimiz, birilerinindediği gibi, bu yaşananları İlahi bir azap olarak görmez. İlahi azap olduğunu iddia edersek “ haşa” kendimizi İlah yerine koymuş oluruz.Rabbimiz insanlara zülüm etmez.

Bu bir kıyamet de değildir. Çünkü, kıyamet bilgisi ve zamanı hiçbir Peygambere dahi bildirilmemiştir.

Peki, bir Müslüman bunu nasıl okuması gerekmektedir?

 

Bolu dışında ikamet eden bir dostum, sosyal medyadan, Mehmet Görmez hocanın bu konu ile ilgili bir değerlendirmesini gönderip “dikkatlice dinle” diye de bir not düşmüş.

Dinlediğimde, Görmez Hoca bu soruya cevap bulmaya çalışıyor. Şöyle ki, yaşanan bu musibeti “ayet” olarak yani “işaret” olarak değerlendirip “ Mevla’mız Yüce Kitabında Nuh tufanını bir musibet olarak değilayet” olarak anlatır” diyor. Ve her Müslümanın bu tür musibetlerden farklı ibretler çıkarması gerektiğine işaret ediyor.

Gerçekten,biz bu beladan nasıl bir anlam çıkarıp ibret alırız.

 

Düşündüğümüzde, kendisini güç ve kibir abidesi olarak gören insan oğlu gözle görünmeyen bir sinsi virüs karşısında ne kadar aciz ve acınası bir durumda olduğunu bu vesile görmedik mi?

Eğer biz bu gün bir zerre nispetindeki virüsten korktuğumuz kadar Allah’tan korksa idik yeryüzüCennet olamaz mı idi? Tabi ki biz bu düşünceleri kendi havsalamızda çoğaltabiliriz.

Demek ki, Dünya’yı yaşanabilir hale getirmek, cennete çevirmek istiyorsak Yaratanın sözlerine kulak vermemiz gerekiyor.

Öyle ise, bu zor günleri fırsat bilip hoş görü ve sevgi ortamının oluşması için düşüncelerimizde bazı değişiklere gitmeliyiz. Artık siyasetin ve siyasetçilerin söylemler değişmesi lazım. Beyinlerimizi esir alan virüslerden kurtulma zamanı gelmiştir; ama bizim gazeteye gönderilen mesajlara bir göz atsanız, insan beyninin içinde ne kadar tehlikeli virüs kaynadığını açıkça görebilirsiniz…

Halbuki bu gün, insanların eşiyle, dostları ile, komşuları ve yakın çevresi ile iyi ilişkiler içinde olmasının, ne kadar anlamlı ve güzel olduğunu hissetmeye başladık.

Öyle ya!...yolda karşılaştığımız bir dostla hal hatır sorup sohbet etmek, yanına gidip iki lafın belini kırmak, camilerde saf tutup hep beraber Mevla’mıza secde etmek, “Allah kabul etsin” deyip musafaha yapmak ne kadarda güzelmiş. Ve yine irfan meclislerine gidip kardeşlik duygusunu yaşamanın, gönül halkalarında ruhi temizliğe ulaşmanın değerini şimdi çok daha iyi anlıyoruz.

İşte bu felaketi böyle okuyabiliriz.

Bundan böyle yapmamız gereken kavli ve fiili duaya devam etmektir.

Tüm dünya da olduğu gibi, ülkemizin camilerinde dualar yapılmaktadır. Her ne kadar bazıları karşı çıksalar da, camilerimizde yapılan bu dualar İstiklal savaşı müddetince ve daha sonra hep yapılagelmiştir. Ve yine evlerimiz de, tüm tedbirlerin yanında, Mevlaya açılan ellerin varlığını biliyorum.

Tabii ki böylesi kavli duaların yanında fiili dua da çok önemlidir.

Peki, Fiili dua nasıl olacak? Öncelikle bir iyilik hareketi başlatabiliriz. Mesela, zorda olan bir kardeşimize yardım ederek, işverensek işçimizin ücretini tam vererek, komşumuzun herhangi bir ihtiyacını karşılayarak fiilli dua da bulunmuş oluruz. Ve yine, bu ülkenin çocuklarının elinden tutup, bu ülkeye aşık, bu toprakların ruhuyla buluşturma aşkıyla yanıp tutuşan gönül erlerinin ihtiyacınısormakta bir fiili duadır. Bu fiili dualar her türlü belaları def eder. Zorda kalan bir insanın kalbine girip dua almaktan güzel ne olabilir ki?...

Allah bilir; ama bu yapılan kavli ve fiili dualar ve alınan tedbirlerle Bolu riskli bölgeler arasında sayılmıyor. Bolu dışından gelenlerde birkaç vaka görünse de, bu vakalarilgilerin özverili çalışması ile büyümeden önlenecektir. Yeter ki, bizler söylenen kurallara harfiyen uyalım. İşin şakası yok…

İlgililer Bolu giriş ve çıkışları tavizsiz uygulayabilirlerse, zannediyorum, Bolu bu felaketi az hasarla atlatacaktır.

Mevla’dan “ Şafii” isminin tecelli etmesini beklerken, Allah’ın rahmeti üzerinize olsun diyorum.

Kalın sağlıcakla….

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3355 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim