• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 7 °C

Bu şehir hepimizin

Mustafa Namdar

Belediyeler, kentlerimizin sahibidir. İmarından park bahçesine, sokağından caddesine, kaldırımından levhasına, suyundan kanalizasyonuna, toplu taşımacılığından terminaline, çöpünden temizliğine, havasından görüntü kirliliğine, kentin güzelliği, kent sakinlerinin mutluluğu için hizmeti üreten, yürüten kurumlardır Belediyeler.

Evde suyumuz akmadığında tıkanan kanalizasyonumuzda, dolan fosseptik kuyumuzun boşaltılmasında, çıkan yangında müracaat edeceğimiz ilk adresimizdir Belediyeler. Sokağa atılan ilk adımda ayağımıza takılan taştan, burnumuza gelen kötü kokudan, bacadan çıkan koyu dumandan sorumlu tutarız Belediyelerimizi.

Bu şehir sadece belediyenin mi? İçinde soluklananlar olarak bizlerin hiç mi sorumluluğu yok? Hava kirliliğinde kullandığımız kömürün kalitesizliğinden, kaloriferi yakmaktaki beceriksizlik ve özensizliğin günahından sorumlu olanlar bizler değil miyiz?

Meydanlardaki oturma gruplarını kazıyıp kıran, çiçek saksılarını sigara izmariti kağıtla dolduran, sokaklara gelişigüzel çöpümüzü döken bizler değil miyiz?

Bir kentin yolları, o kentin hayat damarı gibidir. Bir bölgede meydana gelecek tıkanıklık bazen trafiği felç eder, yaşamı zora sokar. Yollarımızın güzelliği, üzerine kaplanan asfaltla meydana gelmez. Yollarımız, kenarlarda yayalar için ayrılan tretuvarlarla taçlanır, güzelleşir. Tretuvarlar, motorlu araçlarla yayaları birbirinden ayırır, can güvenliğini sağlar.

Yoğun bir çalışmayla yeni açılan yollarımızda yapılan ya da eski sokak ve caddelerde noksan bırakılan tretuvarlarımız, aynı yoğunlukta tamamlanarak vatandaşın hizmetine açılıyor. Yapılan bu hizmetlerin elbette bir maliyeti var, bir bedel ödeniyor. Bu bedel şekil olarak Belediyenin kasasından çıkıyor. Ne var ki bu kasaya girişi de, vatandaş olarak bizler yapıyoruz. Hal böyle olunca yapılan hizmeti neden hor kullanıyoruz?..

Bilinen o ki tretuvarlar insan için. Öyleyse benim yolumda bu araçların işi ne? Aslında normal ölçüden yüksek yapılan bordür taşlarının, şu sıralarda ne hale geldiğini hemen hemen görmeyen yoktur. Otomobillerin çıkıp inmesi sorun olabilir de, o kamyonetler, minibüsler kaldırıma park etmek için o bordür taşlarını yerinden söküp atıyor. Bordür taşlarının yerinden sökülmesiyle iş kalıyor mu? Tretuvarlar parke taşlarıyla döşeli. Bordürün söküldüğü yerde taşlar yerinden oynuyor. Kimisi arabalara takoz, kimisi oraya buraya dağılmış vaziyette kaldırım çöplük. Peki, bu şehir hepimizinse bizim günahımızın bedelini Belediye mi ödesin? Bizim hiç mi günahımız, sorumluluğumuz yok?..

Herşeye rağmen büyük bir emek ve masraf karşılığında yapılan kaldırımların eskisine, yenisine bir göz atmakta yarar var. Şehrin güzelliğini bozan bu çirkinliklerin ortadan kaldırılması için gene de Belediyemize büyük iş düşüyor. Sorumluluğunu bilmeyen biz insanların ayıbını ancak Belediyemiz ortadan kaldırır diye düşünüyorum. “Aslan yattığı yerden belli olurmuş” ama, nedense bir türlü aslan olamıyoruz. Kuyruğumuz hep güdük kalıyor.

27.09.2007

Bu yazı toplam 403 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim