• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

Bu vebal kimin?

Mustafa Namdar

            09.11.2004

Cumhuriyet'in mimarı büyük insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun gelişmesini ve korunmasını Türk gençliğine bırakmış. "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini korumaktır.."

İşte, bedeli binlerce şehit olan büyük zaferin kazanımı sonucu elde edilen bağımsızlık ve kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin 81. Yılı.

Geçmiş yıllara oranla insan yoğunluğu biraz daha fazla. Yeni Valimiz Sn. Ali Serindağ'ın Bolu'daki ilk milli bayramı. İzzet Baysal Caddesi'nin bitimi, Kardelen Sineması ve Adliye önü renk renk öğrenci, asker ve halk. Merasim geçişini selamlayan Vali-Tugay Komutanı ve Belediye Başkanı'na ait platform her zamanki yeri eski Vilayet Konağı önünde.

Bayram kutlaması başlıyor. Askeri araç üzerinde Vali-Komutan-Başkan "Sevgili Bolulular, bayramınız kutlu olsun!" Alışılan görüntüde yer yer alkışlar ve cılız sağol sesleri. Kutlama öğrencilerin bulunduğu alanda devam ediyor. O da ne? Aynı güçsüz sağol sesleri de, çevrenin ilgisini çeker şekilde oradan yankılanıyor. Bayramın coşkusunu yaşayan sanki sadece Mehmetçik. Bayramınız kutlu olsun asker! Güçlü, tok bir ses yayılıyor meydana. Sağol!

Konuşmalar başlıyor. Valimizin kısa ve öz konuşması dikkat çekiyor. Ata'ya ve bu toprakları kanlarıyla sulayan şehitlerimize şükranlarını sunuyor. Cumhuriyet'in insanlık onurunu ayakta tutan bir büyük düşüncenin ifadesi olduğunu söylüyor. Devamla Bolulular, Türk ulusu bütün güçlükleri yenmesini bilmiştir diyerek gençlerin daha güçlü, inançlı ve bilgili olmaları gerektiğini, bütün bunların da, çağdaş ve akılcı düşünen, bilime değer veren eğitim ordusuyla mümkün olduğuna işaret ederek, öğretmenlere gönderme yapıyordu. Sonra geçit törenleri başladı. Öğrencilerin coşkulu tören geçişi ve her zamanki tavrıyla tüylerimizi diken diken eden kahraman komandomuzun geçişi...

Cumhuriyet Bayramı dendiğinde, asırlarca ayakta kalıp dünyaya hükmeden bir imparatorluğun öyle veya böyle dağılıp yok olması aşamasında, parçaların büyük bir usta tarafından toplanıp montajının yapılmasıyla, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin doğumu akla geliyor. Cumhuriyet'in doğum tarihi de 29 Ekim 1923.

Bayram sonrası aradan geçen birkaç gün sonrası bir okulumuzdayım. Bir ara konu bayrama geliyor. Sorumlu müdür yardımcılarımızdan birisi anlatıyor. "Bayram süresince alanda toplanan halktan ve öğrencilerden soruyorum. Cumhuriyet'in ilanı ne zamandır? İnanır mısınız bilen çıkmadı. Çok üzüldüm. Tarih öğretmenlerimizle konuşup okulda bu konuda panel düzenleyeceğiz."

Şimdi düşünüyorum: 1980'li yıllarda ders programlarına ilave edilen "T.C.İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" dersinde neler işleniyor? Cumhuriyet ilke ve inkılaplarının gündemden düşürülmesi için klasik anlamda söylenen iç ve dış mihrakların etkisi mi var?

Cumhuriyet gerçek sahipleri tarafından doğum tarihinin bilinmemesi insanı ürkütüyor. Oysa genelgelerle her dersin girişinde Atatürk'ten bahsedilmesi görev olarak verilmişti. Bu vebal kimin? Sorusunu sorarken, kendimizi soyutlama şansımızın olmadığını düşünüyor, neyi noksan bırakıyoruz demekten kendimi alamıyorum.

Bu yazı toplam 356 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim