eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, eskişehir escort - ankara escort
  • BIST 105.042
  • Altın 163,210
  • Dolar 3,9375
  • Euro 4,6731
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C

BULUŞAN DÜŞÜNCELER

Suat Tosun

(Gaskonya’lı Derebeyinden - Köroğlu’na  Mertlik Nostaljisi)

Günümüzde  ülkelerarası  nükleer savaş  tehditleri,patlayan mayınlar,kalleş makinalı   tüfekler  ve sivil halkı hedef alan terör bombaları,  insan kıyımlarını sürdürerek karamsar  gündemlerimizi  kaplamakta…

500 yıl öncesinde, Ortaçağda  din savaşları (Katolik-Protestan) ve iktidarı ele geçirmek için iç   karışıklıklar elbette vardı.Vardı  ama her şey apaçık ve daha  dürüst  sayılabilecek  tarzda yürümekteydi.Şimdilerde her eylem kahpece ve kalleşcesine…

1960’lı  yıllarda  Fransız  düşünür  Montaigne’in(1533-1592) “ Denemeler” kitabını evire çevire   çizerek okuduğumu anımsarım.Saul  Frampton,  Rönesansı  en espritüel ve en önemli yazarının  portresini “ Montaigne’in Kedisi ” (2011) kitabında sunuyor.

Kitabı okurken,Montaigne’in yaşadığı dönem Ortaçağın; ülkelerdeki iç çekişmelerde mertlik ve yiğitçe savaşmanın  özellikle tüfek kullanılmasıyla son bulduğunu ve can yoldaşı gördüğü atlar hakkındaki görüş ve nesir yazıları ;hemen aklıma  aynı zaman diliminde yaşayan halk kahramanımız Köroğlu’nun şiir ve koçaklamalarını ve özellikle Kırat’ına olan düşkünlüğünü getirdi.

 Yazıda Montaigne’ye ağırlık vererek, benzer düşünce ve  yaşantılarından özetler sunacağım.

Ortaçağ  Fransa’sında, “Gaskonya Derebeyi” diye de anılan Montaigne,1554 yılında kısa süre Bordeaux Belediye Başkanlığından sonra 1571  yılında 38 yaşındayken yargıçlıktan da emekli olup,derin derin düşünmek, daha çok çalışmak için şatosuna, binlerce kitap dolu kitaplığına döndü ve yazmağa başladı.Fransa’da başlayan din savaşları Bordeaux Bölgesini de etkilemişti.Katolikler ile Protestanlar arasında ,babayı oğluna düşürücek tarzda ayrımcılık yaşanıyordu.Montaigne denemelerinde:

-Soylulara göre ,savaşın sonuçları, savaşanların  cesaretlerini yansıtmalarıdır.Tıpkı süvarilikte ve silah kullanımında (kılıç,kalkan,ok) becerilerini  gösterdikleri gibi. Oysa 1525 yılında,Fransa-İtalya arasında Pavia savaşında,1500 arkabüz (İlkel tüfek),yıkıcı etkiler bırakarak Fransızlara karşı kullanılmıştır.

Montaigne, arkabüz denilen ateşli silahı tanıtırken; “Bu 100 cm. uzunluğunda ,namlusu yivsiz bir tüfektir.Kullanımı uzun yaydan daha kolay ve daha az fiziksel güç gerektirir.Fakat bu tüfekle 50 metreyi aşan bir mesafeden atış yapılmamalıdır.Ancak belirli bir menzile kadar ölümcüldür” der.

Montaigne,arkabüzün devreye girişiyle bir temas sporu olan savaşta geleneksel anlayış “göze göz-dişe diş” ilkesinin artık sona erdiğini vurgular.

-Bolu’da  ateşli silahların en etkilisi tüfeğin kullanımı 15. asırdadır.Askerin elinde Yavuz Sultan Selim devrinden beri bu tüfekler bulunuyordu.Nitekim,1560 yılında askerden başkasının tüfek kullanmasını emirle yasaklanmıştır (Metin Turan ,2013) .

1580 yılında ,Celali Reisi, halk kahramanı Köroğlu,Gaskonya Derebeyinin sözlerinden habersiz   dünyanın almakta olduğu yeni durumu aşağıdaki dörtlükte kısaca özetlemiştir.

Düşman geldi ,tabur tabur dizildi / Alnımıza kara yazı yazıldı /Tüfek icat oldu ,mertlik bozuldu / Eğri kılıç kında  paslanmalıdır.

Bir diğer benzerlik  ise, “at” sevgileridir.

Montaigne’nin bir deneme yazısı ise hayvanlarla doludur.Ama onun hayvan  koleksiyonunun en  yüksek mevkiine,derebeylik statüsüne uygun olarak  tabii ki at yerleşmiştir.Kısa boylu Montaigne, eyerin üzerinde kendini evinde hisseder.”Atımın üstünden hiç inmek istemiyorum,sağlıklı da olsam,hastada olsam kendimi en rahat hissettiğim yer burası… der.

Bir soylunun ata  binme sevdasını gözler önüne serer ve bir at satın alma sanatını “ renginin güzelliğini,kalçasının genişliğini,ayaklarını,gözlerini, bacaklarını” incelemesini anlatır.Yanlış takılan dizginler,ya da gevşek kayış atın bütün gün huysuzlanmasına sebep olacağını belirtir.Emekliliğini izleyen melankolik döneminde Montaigne zihnini ,“kaçkın bir ata” benzetir.

Çok övgüler  yağdırdığı  Büyük İskender’in atı “Busefalus’u ise bir boğaya benzetir.Sezar’ın atının ön ayakları baş parmak gibi ayrılmıştı. Sezar’ın bu sayede atına eyersiz binip dizginleri son sürat şaklatması gerekmediğini imrenerek anlatır.

Montaigne,Rusya’nın soğuğunda donan Yıldırım Bayazıt’ın ordusu, atlarının bağırsaklarını deşip içine sığınarak onları son kez kullandıklarını anlatır.

Anlaşılıyor  ki  Bolu Beyiyle  savaşan Köroğlu , meğer  düşünür Gaskonya Derebeyiyle  kafa dengiymiş…

 

 

Bu yazı toplam 574 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim