• BIST 84.596
  • Altın 252,683
  • Dolar 6,0970
  • Euro 6,8177
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 15 °C

BUNLAR DOĞRU ANLATILMALI !

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Etrafınızdakileri çok eleştirir misiniz? Yoksa yanlış olan ve yanlış giden şeylere aman canım bana ne deyip ses etmeyenlerden misiniz? Aslında eleştiri dediğiniz şey doğru şekilde ve doğru zamanda yapıldığında insanı kuvvetlendirir ve insanın göremediği birçok şeyi görmesini sağlar, bana göre gazeteciliğin ve televizyonculuğun temelinde sorgulamak ve daha iyi olsun diye eleştirmek ve eleştirilmek vardır

Gerçi gördüğüm ve hissettiğim kadarıyla günümüzde özellikle televizyonlarda eleştiri yapan insanlar ve programlar çok azaldı. Hatırlayın 80 il ve 90 lı yıllarda Levent Kırca ve Oya başarın yaptığı Olacak o kadar programını, hatırlayın Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın televizyon için yaptığı skeçleri hem güldürürlerdi hem de değim yerindeyse lafı gediğine koyarlardı. Böylece o günlerde yaşadığımız olaylara ışık tutup, daha iyi şeyler olması için eleştirel bir bakış açısıyla olayları gösterirlerdi.

Kendi adıma konuşayım iyi ki, bu büyük ustaları çocukluğum da izlemişim. İyi ki, biraz olsun onların o eleştirel ve sorgulayan aynı zamanda da gülümseten anlatımlarından biraz olsun almışım. Onların bana çok şey kattığını şimdi bu yazıları yazarken hissediyorum. Son zamanlarda da televizyon izlerken hep onlar aklıma gelmeye başladı. Sizin anlayacağınız İzlediklerimden hiç memnun değilim çünkü bazı konularda eleştiri fırsatı insanların ayağına kadar geliyor. Ancak susuluyor.

ne oluyor kim susuyor? diye merak ettiniz değil mi? Hemen anlatayım. Bakalım anlatacaklarım sizin de dikkatinizi çekti mi?

Biliyorsunuz ben engellenenlerin Televizyon dizilerinde anlatılmasını en çok isteyenlerdenim. Bu anlamda da geçtiğimiz günlerde iki yeni dizi başladı. “Zalim İstanbul ve Leke” mutlaka denk gelmişsinizdir. Çünkü sağ olsun tv kanalları bu dizileri tutturmak için haftada 40 – 50 tekrar yapıyorlar yani insan birinden kurtulsa birini ister istemez izliyor. Neyse bu ayrı bir tartışma konusu biz işimize bakalım.

Zalim İstanbul’dan başlayalım Karun kadar zengin bir adamın yeğeni 8 yaşında bir kaza geçirip tekerlekli sandalye kullanıcısı oluyor. Aradan yıllar geçiyor çocuk genç bir deli kanlı oluyor. Ama hala tekerlekli sandalye kullanıcısı durumunda ve konuşamıyor. Zengin amca bu tekerlekli sandalye kullanıcısı olan yeğenine “sana bir ömürlük hediye vereceğim diyor.” Köyüne haber salıyor. Oradan Evlilik çağında bir kız ve ailesini İstanbul’a getirtiyor. Evlenmek için gelen kız evleneceği adamın tekerlekli sandalye kullanıcısı olduğunu bilmiyor. Gerçeği öğrenince şok oluyor başka şeyler için uğraşmaya başlıyor. Kızın ablası Hemşirelik yaptığı için tekerlekli sandalyedeki adama bakmaya başlıyor. Ne hikmetse yıllardır toparlayamayan çocuk hemşire gelince hızla kendini toparlamaya başlıyor. Yani senaryo böyle giderse 3 -4 bölüm sonra tekerlekli sandalye ye falan ihtiyaç kalmayacak yani prodüksiyon masrafı azalacak…

Bunun neresi kötü diyeceksiniz? Hiç bir şeyi kötü değil de gerçeği yansıtan bir şeyde değil. Çok güzel bir fırsat aslında tekerlekli sandalye kullanıcısı olan genç tekerlekli sandalye ile sokağa çıksa. İstanbul sokaklarında dolaşsa karşılaştığı engelleri biz görsek bizimle birlikte yetkililerde görse, niye böyle karakterler hemen iyileşiyor? Niye azda olsa sokaklarda caddelerde karşılaştığımız engeller anlatılmıyor?

Gelelim Leke Dizisine, bu dizide duyma yeteneğini doğuştan kaybetmiş bir çocuğun ve ablasının hikâyesi anlatılıyor. Ablası kardeşiyle Doktora gidiyor. Testler falan yapılıyor. Doktor testlere bakıyor ablasını çağırıyor. Bu çocuk duyabilir. Ancak ameliyat ve takılacak cihaz için 45 ila 50 bin TL lazım o kadar paranız var mı? Diyor. Kız yok diyor. “Aslında dizide sözü edilen ameliyat biyonik kulak ameliyatı biliyorsunuz belli bir süre önce bu ameliyat devlet desteğinden çıkarıldı.” Yani dizide anlatıldığı gibi ameliyatı parasızlıktan dolayı olamayan çok çocuk var. Ancak dizide ameliyatın tam ismini söyleyen ve bunları anlatan yok. Bir iki defa çocuğun ablası ameliyatı devlet karşılamıyormuş dedi hepsi o.

Diziyi izleyen arkadaşlara söylüyorum. O kızın ve kardeşinin başına gelenler ve gelecek olanlar için suçlunun kim olduğu belli aslında. Ama orada ne dense gerektiği kadar vurgu yapılmıyor ya da yapılamıyor.

Bakın sevgili senarist, yapımcı ve televizyoncu arkadaşlar bu konuların televizyonda işlenmesi güzel dediğim gibi bunların işlenmesinden yanayım ama işlerken de doğru anlatılması zaman zaman lafı gediğine koyup bazı şeylerin farkına varılmasını sağlamanız lazım ki yaptığınız şey bir işe yarasın. Birde ne olur Engellenenler üzerinden başka konular anlatmayın engellenenleri bakıma muhtaç diye göstermeyin ve iyileştirme çabalarını bırakın.

Sıkılmadınız mı aynı yaşam öykülerini anlatmaktan bırakın engellenenler iyileşmesin farklı kalsın, farklı yaşamları anlatın bizlere eleştiri yapmaktan bu niye böyle demekten çekinmeyin. Eğer biz gerekli yerlerde doğru eleştirileri yapabilirsek olanı biteni doğru şekilde anlata bilirsek hep birlikte bakış açımızı biraz değiştirir bu ülkede farklı insanlarında yaşadığını herkese gösteririz…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber - Bolu Olay gündem Gazetesi…

 

Bu yazı toplam 1506 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim