• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C

BUNLARIN ANLAYIŞLARINDAN ALLAH'A SIĞINIRIM

Hasan Dinç

Din Adamlarımızın insan için “Eşref-i mahlûkattır” yani yaratılmışların en şereflisidir demelerine rağmen Kur’an-ı Kerimde “Andolsun ki biz Âdemoğullarını üstün bir şerefe mazhar kıldık. Karada ve denizde binitlere yükledik ve güzel, güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık (İsra suresi ayet 70)” denilmektedir. Bu ilahi ifadeden anlaşıldığına göre insanların “En şerefli mahlûk” olduklarını söylemeleri boş bir övünme, doğru olmayan bir avuntudur. İnsanlardan daha üstün ve şerefli mahlûklar vardır ve biz lüzumsuz bir gururla onları tanımamakta ısrar ediyoruz.

Yukarda “Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık” denilen ve mevki itibariyle birçok yaratılmıştan üstün kılınan insan zaman, zaman yaptıklarıyla şerefini yitirmekte; yaratılmışların en alt seviyesine düşmektedir. Böyle insanlar için yine Kur’an-ı Kerim de”Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım de.( Felâk suresi ayet 5)” ve yine “ İnsanların Rabbine,  hükümdarına, ilahına sığınırım. İster cin, ister insan olsun. İnsanların gönüllerine vesvese verenden de. (insan suresi)”Buyrulmaktadır. Demek ki haset etmek ve insanların gönüllerine vesvese vermek insanı n şerefini yitirmesinin en önemli sebebi olarak görülmektedir. Bu tür insanların insanlığa yaptığı kötülüklerden kurtulmanın yolu Allah’a sığınmaktır.

Haset ve vesvesenin ne olduğu sözlüklerde anlatılmaktadır. Burada üzerinde uzun açıklamalar yapılmasının lüzumuna inanmamaktayım. Ancak kısaca vesvesenin şüphe, tereddüt, iç rahatsızlığı ve kuruntu olduğunu; hasedin ise başkalarını n iyi hallerini ve başarılarını kıskanma, bu nedenle sebepsiz onları karalama anlamına geldiğini ifade etmeliyim.

Son günlerde siyasi hayatımız çirkinliklere sahne olmaktadır. Demokratik siyasi mücadeleye uygun düşmeyen gelişmelere tanık olunmaktadır. Sözde açılım ve çözüm politikaları demokratik yaşamımızda derin kamplaşmalara, yakışıksız itham ve sataşmalara, sosyal bünyemizde onarılmaz yarılmalara sebep olmaktadır. Geçtiğimiz hafta AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli hakkında öyle konuşmalar yaptı ki, bu laflar demokratik geçmişimize hiç yakışmadığı gibi gelecek demokratik hayatımıza da olumsuz tohumların saçılmasına sebep olmuştur.

Baştan beri MHP gerek açılım politikalarına ve son dönemdeki sözde çözüm çalışmalarına karşı olduğunu her ortamda ifade etmekte, bu politikaların ülke ve millet geleceğimizin bütünlüğüne ve milli beraberliğimize zarar vereceğini söylemektedir. Bu kanatlarını milletiyle paylaşmak için meydanlara çıkmış, mitingler tertiplemeye başlamıştır. İlki Bursa’da yapılan bu mitinglerin muhteşem kalabalığı, başta AKP olmak üzere bütün karşı unsurları telaşlandırmıştır. Bunun içinde hemen Karalama kampanyaları başlamış, Hüseyin Çelik Sayın Devlet Bahçeli için çocuğu olmaması nedeniyle “Evlat acısını bilemeyeceği nedeniyle” çözüme karşı olduğunu söyleyebilmiştir. Bu çirkin ifade hemen siyasi karşılığını bulmuş ve kendisi “siyasetin Ebu Cehil’i” olarak nitelenmiştir.

Gerçekten de bu çirkin metotlarla yapılan mücadelelere geçmiş İslâm tarihinde de rastlanmış ve başta Ebu Cehil ve Ebu Leheb olmak üzere Kureyş’li kâfirler, şanlı Peygamberimize uygulamışlardır. Peygamberimizin erkek çocuğu olmaması ve doğan erkek çocuklarının da küçük yaşta ölmesi nedeniyle “EBTER” demişlerdir. Ebter Arapça’da “Dölsüz, eksik, tamamlanmamış, yaramaz kişi” anlamına gelmektedir. Peygamberimiz bu şekilde kendisine saldırılmasına çok üzülmüş, Allah’a sığınmıştır. Cenabı -ı Allah Peygamberimizin bu üzüntüsünü gidermek için  “KEVSER” suresini vahyederek onu onurlandırmış ve üzüntüsünü gidermiştir. Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresinde Cenab-ı Allah Peygamberimize “Biz sana kevseri verdik. Sen de Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Şüphesiz ebter (Dölsüz,Sonu kesik )olanlar, sana kin tutanlardır.” demektedir.

Görülüyor ki söyleyen kişi badem bıyıklı, İslâm referanslı olmasına rağmen metot ve söz, kâfirlerin en şiddetlisi olan Ebu Cehil ve Ebu Leheb’e aittir.  Bu sözlerin elbette hasetten kaynaklandığı ve insanlara vesvese vermek amacıyla söylendiği hemen anlaşılmaktadır. Bazen insanların dış görünüşü iç dünyasını aksettirmemekte, şeklen Müslüman görünümlü zalimlerle karşılaşılmaktadır. En tehlikelisi de her halde dış görünüşüyle insanları aldatan kâfir tabiatlı olanlardır.

Böyle insanlara karşı bizim yapabileceğimiz şey “Onların şerrinden Allah’a sığınmak” ve bu anlayışın halkımız nezdindeki etkisini azaltmak için gereğini yapmak olacaktır. Bağdatlı Ruhi’den ilhamla onlara “Kim ki sizden uzaktır; Hakk’a yakındır” diyerek halkımızı bu Müslüman görünümlü günümüz Ebe Cehillerinden uzak kalmalarını sağlamak ve Hakk’a çağırmak olacaktır.

Bu yazı toplam 1064 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim