• BIST 82.248
  • Altın 147,416
  • Dolar 3,7690
  • Euro 4,0357
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C

Bütün annelere

Serkan Erkan

Belki inanmayacaksınız ama ben özel günlerden hep korkarım. Anneler Günü, Babalar Günü, doğum günleri beni endişeye düşürür nedense. Aslında bu günlere çok önem veririm ancak, bu günlerde bazı insanların yaralarını acıtmak, onların gözlerini buğulandırmak benim en büyük endişemdir. Herhangi bir yerde anneler gününden bahsederken bile, orda olanlardan birinin annesinin olmayışı, onun duyacağı o acımasız sızı en az onun kadar beni de vurur geçer. Çocuğunu kaybetmiş bir annenin yanında yada çocuğu olamayan bir kadının yanında çocuklarımızın doğum günlerinden bahsetmek benim için işkence görmekten daha zordur. Başkalarını üzmek, farkına varamadan bile olsa onların hassas oldukları konularda konuşmak çocukluğumdan beri asla yapmadığım bir şeydir.

Hayatın en zor sınavı, insan olmaktan geçiyor. Keşke buna herkes dikkat etse, yavrularımızı yetiştirirken böyle insani konuları hiç atlamasak.

Mayıs ayı deyince hepimizin aklına anneler günü geliyor elbet. Anneliği anlatmaya benim kelimelerim ve gücüm yetmez elbette. Ama bir anne olarak, ne büyük ve olağanüstü bir duygu ve eylem olduğunu bildiğim için, herkesin annesine, anne gibi emeği geçenlere, anne gibi göğsünde uyutanlara, anne kokusunu giderenlere, anne fedakârlığı gösterenlere, anne gibi bağrına basanlara en derin, en inanılmaz, sonsuz ve coşkun sevgilerimle... Biz sizleri bir günle değil, her günle anıyoruz... Bütün annelerin, anne adaylarının, anne olmadan annelik yapanların, eşlerimizin annelerinin, kızıma dört yıldan bu yana, benden daha güzel ve fedakârca annelik yapan kızımın ikinci annesi Bedriye hanımın anneler günü kutlu olsun. Sizin de kutlayacağınız birileri mutlaka vardır. O gün dokunamayacağınız, öpemeyeceğiniz, sarılamayacağınız uzaklıktakiler için telefonu elinize alıp, çevirin numaraları. Ya da bir buket çiçekle, güller açtırın yüreğinde, aynı şehirde yaşadıklarınıza.

Kızından Sana Mektup

Canım annem, seni sevdiğimi daha sık söylemeliyim sana. Daha çok konuşmalı, daha çok dokunmalıyız birbirimize ve daha çok sarılmalı. Senin soğuk ve uzak duruşuna aldırmadan, atılmalıyım beyaz boynuna. Pudra kokulu, hafif sarkmış ve et benli gerdanını öpmeliyim hiç izin almadan. Sık sık kokunu duyumsuyorum, senden aldığım hafif iri burnumda. Ne kadar çok şeyim sana benzemiş. Heyecanım, inadım, fedakârlığım hep senden taşınmış bana. "Seni seviyorum" dediğini hiç hatırlamasam da, biliyorum ki beni hepsinden daha çok seviyorsun. Yoksa bu kadar benzeyemezdim sana. Ayrı şehirlerde ama aynı güneşin altında ısınırken, sıcak kollarını özlüyorum. Farkına varmadan yeni bir sen yaratmışsın aslında. "Aman tanrım aynı annesinin gençliği" dediklerinde bütün duygularım, heyecanım kabarıp, önüne katıp, savurarak götürüyor beni.

Biliyorum ve ümit ediyorumki, bir gün kızımda aynı şeyleri hissedecek ve "benim annem gibisi yok" diyecek. Ama senle benim tek farkım, ben ona her gün "seni seviyorum kızım" diyeceğim. Sana kızmıyorum anne, sevdiğini gözlerindeki yorgun bakışlarından rengini, ışıltısını, diriliğini zamanla yitiren saçlarından anlıyorum. Öperken yanaklarıma usulcacık dokundurduğun o belli belirsiz dudak temasında bile "seni seviyorum kızım" gizli aslında. Keşke bir gün olsun söyleyebilsen, "seni seviyorum tatlım" diyebilsen bana.

Hep hayal ettim. Bu hayalim yıllarca benimle yaşadı ve benimle büyüdü. Sıradan bir anne olmayacağıma ta küçük bir kızken karar verdiğimi hatırlıyorum, beynimin kıvrımlarına gizlenmiş anılarımda. Modern, rahat, ulaşılabilir ve anlaşılabilir bir anne olacaktım. Ama bildiğimiz, gördüğümüz anne kalıbının dışında farklı bir anneydi benim düşlerini kurduğum. Kalıpları, ölçüleri, kimyası ve fiziği diğer annelere benzemeyen bir anne. Gerektiğinde koruyucu, gerektiğinde otoriter ama her daim sevecen ve omzunda ağlanılabilir bir anneydi özlemim. Oysa yeni fark ettim ki, benim tek arzum senin gibi bir anne olmakmış. Senin gibi kokmak, senin gibi yumuşak ve sevecen olmak. Senin gibi sakin ve sabırlı davranmak. Senin gibi, bütün kötülüklere karşı, önümüzde kalkan olabilen bir anne olmak istiyorum.

Biliyorum, senin gibi sırf bayram sabahı, ablamla benim yeni kıyafetlerimizi yetiştirmek adına, gece on ikiden sabah beşe kadar dikiş dikip, sabah yavrumun gözlerindeki ışıltıyı göremem ama, bende seviyorum kızımı. Senin beni sevdiğin gibi. Çocuğumun yaptığı hatalar karşısında üzülüp, saçlarımı döküp kel kalmasam da, bende seviyorum yavrumu. Tıpkı beni sevmekten vazgeçmediğin gibi. Kızım için yaş günü hediyesi diye para verdiğinde aslında benim parasız kaldığımı bilecek kadar ben de seviyorum prensesimi. Tıpkı seni sevdiğim gibi.

Seninleyken, senin dolaylarında gezinirken görmediğin kanatlar takılır omzuma. Her kanat çırpışımda yeni baştan severim seni. Bir gün uçup gittiğimizde de sevmeye devam edeceğim seni. Belki bir yağmur damlasında, belki kıyıya vuran köpüklü bir dalgada yada rüzgarın savurduğu bir çiçek yaprağında buluşacağız seninle. Her buluşmamız bir şölen olacak. Işıltılar saçıp, yeni baştan boyayacağız yaprakları, güneşi ve çiçeği.

Seninle başka şehirlerde, başka çatılarda yaşarken öz-lemin içimi acıtıyor. Arabamla işe gelirken yanımdaki boş koltukta senin oturduğunu, kocam ve kızımla mutfakta yemek yerken salonumda senin dolaştığını, ben tv kanallarını değiştirirken bana baktığını, banyodan çıktıktan sonra yere dökülen saçlarımı özenle topladığını, başım yastıkta yatağımın içinde huzursuzca kıpırdanırken hemen yanı başımda duran ve ben uyuyunca gözlüklerimi çıkaranın sen olduğunu biliyorum anne.

Seni daha iyi anlamak için anne olmam gerekmiş anne, yeni anladım. Senin, duyduğun ama o zamanlar benim önemsemediğim endişeler, şimdi beni kıvrandırıyor. Geçmiş için dilediğim özürlerin hiç biri beni rahatlatmaz ama yine de çocuktum ve gençtim, anla beni. Endişeli bakışlarının süslediği beyaz yüzünle, telaşla kırpışan göz kapaklarınla, birbirine dolanan kirpiklerinle ve terlemiş saçlarınla, başın çerçevede beni beklerken belki de bebekliğimi düşünüp, daha az kızıyordun bana. Karanlık cama yansıyan gölgende, benim şişman yanaklarımı, pırtlak dudaklarımı, uykulu gözlerimi hayal edip yeni baştan öpüyordun belki de beni. Geç kalmışlığımın telaşında, iyice incelerek kurumuş dudaklarında, belki bana yeni, hiç duymadığım bir ninniyi söylüyordun anne.

Seni sevmek, sonsuz bir vadi gibi duyumsadığım, gelincik tarlasında koşarken, uçuşan kırmızı, şeffaf yaprakların aşkın sessiz kanatları olduğuna inandığım, her gün yeni baştan yeni tadlarla dilimde, yeni renklerle gözümde ve yeni coşkularla gönlümde yaşattığım anlatılmaz bir aşksın anne.

Seni seviyorum anne. Sevdiğimi biliyorsun ama herkes duysun istiyorum anne.

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanlar başaklara benzer...

İçleri boşken başları havadadır;  doldukça eğilir...

MONTAİGNE

TEBRİK

21 Nisan Cumartesi gecesi evlilik yolundaki ilk adımlarını nişanlanarak atan değerli dostlarım, Yasemin Parlak ve Necdet Bilgi'nin bu güzel günlerini kutlar, mutluluklarının daim olmasını dilerim.

FIKRA

Adamın biri yolda giderken, birden ayağı kayıp düşmüş. Arkasından gelen adam, kalkmasına yardım etmiş. Düşen adam teşekkür ettikten sonra “sizin bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim?” demiş.

- Vallahi ben şimdiki iktidar partisinin bir üyesiyim. İlk seçimlerde bizim partiye oy verirseniz, ödeşmiş oluruz...

Adam ters ters bakmış karşısındakine:

- Beyefendi, beyefendi, demiş. Ben düşünce kıçımı yere vurdum, kafamı değil...

30.04.2007

Bu yazı toplam 720 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim