• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C

CADDELERİMİZDE LALE AĞAÇLARI…

Suat Tosun

Bilmiyorum, farkında mısınız?  Bolu Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü, 2013 ilkbaharında caddelere diktiği yapraklı tür boylu fidanlar arasına, ticari adıyla “MAJESTİK GÜZELLİK” diye anılan AMERİKAN LALE AĞAÇLARI’ nı da katarak estetik ve zarafete de kapı açmıştır. .Dağılımı, Bolu’nun merkez ana caddelerinde (Valilik ve Tapu Müdürlüğü arka sokakta, devamı Kiler ve Migrosa doğru giden yollar, Kızılay Hamamına ayrılan yollar… vd.) yer almakta olan boylu ve yaşlı fidanlar,  sağlıklı yaşamlarını sürdürmektedir. Amerikan Lale ağacının Latince adı,  Liriodendron TULİPİFERA olup, Leiron Yunanca da zambak veya lale, Dendron ise ağaç anlamına gelmektedir. Lale fidanının Bolu’ ya ilk gelişi, 1987 yılına rastlar. F.A.O-OGM Ortak araştırma projesini yürütürken,  Amerika’dan getirtilmiş tohumlardan noksan fidan elde etmiştim. Yaşayan 5-6 fidan dan 3’ ü ise, Ormancılık Araştırma Md. Bahçesine dikilmiştir. Şu anda 27 yaşına ulaşan yabancı tür ağaçlar, bu süreçte adaptasyon olarak gayet başarılıdır.

Geçmiş yazılarımda da önerdiğim, bu fidanları Bolu caddelerinde görmek sanki bir tanıdığa rastlamak gibi beni sevindirdi. Değerli Yener Bandakçıoğlu Ağabey ise; sanırım 2009 yılında, İstanbul Atatürk Arboretumu’nda gördükleri yaşlı ağacın lalelerine hayranlıktan olsa gerek, onlara rehberlik eden Sayın Mehmet Tokcan’dan fidanı için talepte bulunup, getirterek bahçelerine dikmişlerdi. Bu ağaç,Kuzey Amerika’nın doğusunda ve Kanada’daki ormanlar da doğal  olarak bulunmaktadır..Mor laleleriyle ünlü Manolya ağacıyla aynı familyadandır.Bunun şansı, deniz seviyesinden daha yüksekliklerde  de klimatik koşullara karşı dirençli oluşudur.Boy olarak Amerika’da 50-60 metre boylara eriştiği görülür.İlkbahar da açık yeşil ve parlak yeşil renkte,sonbahar da ise tereyağı sarısı renklerde yapraklara sahiptir.Lale çiçekleri mayıs ayı sonu ile haziran ayı başında açar. Fincan şeklindedirler. Çiçek üzerinde turuncu şeritler olup, hafif kokuya sahiptir. Örnek bir park-bahçe ağacıdır, cadde ağacı olarak ta kullanılır. Odunundan ahşap mobilya, kontrplak, dış ve iç mekân dekorasyon, kano, olarak yararlanılır.

 

TARİHE GÖMÜLEN İKİ DEĞERİMİZ…

 

Kitaplarda gezintim, bu sıralar genellikle bilimsel ve araştırma yayınlarında…

Bolu Halk kütüphanesinde bulamayıp,  sanal alemde ve İstanbul sahaf kitapçılarında mevcudunu yakalayabildiğim, Bolu’nun 1976-1977 yıllarında arazi kullanma (Land -use ) açısından potansiyelini araştıran bir kitabı okudum. Kitabın adı; BOLU DEPRESYONU VE YAKIN ÇEVRESİNDE ARAZİDEN FAYDALANMA. Yazarı, Doç.Dr. Selami GÖZENÇ.1979.İ.Ü.Coğrafya Ens. Yayını.

Kitap bittikten sonra iki unsur bende; biri SALONEA PEYNİRİ, diğeri ise ÇİVRİL ELMASI olmak üzere tarihe gömülmüş iki gıdayla vedalaşmışım duygusu yarattı…

Yüksek izinlerinize sığınarak, bu konuları aldığım kaynaklardan doğrudan iletmeği arzuladım.

 Gözenç (1979) tarafından aktarılan bilgilere göre; Bolu’da araziden faydalanma hakkında ilk bilgiler Bithynia devrine aittir. Özellikle Anadolu’yu istila eden Büyük İskender’in ölümünden sonra önem kazanan Bursa, İzmit, Düzce, Bolu, Ereğli havalisini içine alan Bithynium(Bolu) Şehri bu tarihten itibaren kendisini bahsettirmiştir (Kaynak. Müstakil Bolu Sancağı Salname-i Resmisi1334.s.195) .

Krallığın ilk yıllarında merkez olarak Bithynium (BOLU) şehrini içinde bulunduran ve Salonea adı ile anılan depresyon (ova) bu devirde hemen tamamen geniş otlaklarla kaplı idi. Ve genel iktisadi faaliyet hayvancılık üzerinde toplanıyordu. Geniş çayırlarda otlatılan hayvanların bilhassa sütlerinden imal edilen peynirler bütün civar şehirlerde arandığı gibi, çok daha uzaklarda Roma’ya gönderilecek kadar meşhurdu (C.Texier-Küçük Asya-1939.).SALONEA adıyla anılan bu peyniri uzun müddet muhafaza edebilmek için tuzlu suya koyup sonra içine kekik otu konmuş sirkeye bırakılır ve bu surette tazeliği sağlanırdı(Texier 1939 yılında ki araştırmalarında bu havalide Mizitra denen ve salamurada muhafaza edilen yoğurt gibi maya ve peynirden başka imalata rastlanmadığını belirtmektedir). Salonea peyniri imalatı, Bolu Ovası ve çevresinde 10 asra yakın hâkimiyet kuran Romalılar ve Bizanslılarda da devam etmiştir (W.Ramsay.1890). Peynirin İstanbul-Roma arasında kolaylıkla pazarlanması yörede hayvancılığı da teşvik etmiştir. Bu dönemin bir diğer hususiyeti de Bolu’nun bir yandan ticaret merkezi, bir yandan metropolitlik olarak önem kazanması ve civardan nüfus çekmesidir(R.Stavig,1968).Bolu Ovasının Türkleşmesi, Moğol istilasıyla 1243 Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu Devletinin yenilgiye uğramasıyla başlar. Bolu’ya gelen Oğuz Boyları 24 köy oluştururlar (Z.V.Togan,1946). Ne yazıktır ki Salonea peynir kültürü, artık iz bırakmadan uçup gitmiştir!

Bu kitapta konu edilen diğer bir ilginç noktada; Bolu Ovasında Çivril Köyü çevresi, Kızılağıl, Ağaççılar, Kürkçüler, Alpagutbey köylerinin bulunduğu alan, geniş bir birikinti konisi üzerinde yer alır. Bu kesimin önemli özelliği, yer altı su seviyesinin yüksek olması ve aynı zamanda kuzeye karşı kapalı konumu nedeniyle farklı bir karaktere sahiptir. Burada pancar tohumu ziraatı ve sebzecilik yanı sıra bilhassa ticari mahiyette meyvecilik gelişmiştir. İlk defa,1946-1948 yılların da Çivril Köyüne Düzce’den getirilen elma fidanlarının, Çivril de yetiştirilmesiyle başlayan elmacılık, 1977 yıllarında hayli gelişmiştir. Bu kesimden elde edilen sebze ve meyvenin ihtiyaçtan fazlası, Bolu, Düzce ve İstanbul’a pazara götürülürdü. Yine bu köylerde toplam olarak yüz bin elma ağacı bulunmaktaydı. Bu hafta pazarda alışveriş ettiğim satıcıya,  aldığım meyvelerin” nereden “olduğunu sorduğumda “bunlar Çivril’den” dedi, Elmacılık konusunu açtığım da ise; ”geçmişte elma para etmeyince çoğu bahçede ağaçların kökten söküldüğünü, otobanında zarar verdiğini” vurguladı...

Doğaldır ki depolama, ambalajlama ve pazarlama teknikleri geliştirilmeyince bir markanın daha uçup gittiğini hissettim. Ancak diğer bir yandan, yerel gazetelerde A.İ.B.Ü. nün artık sorunlar yaşamağa başlayan Seben elmacılığına çözüm yolu için, kısa sürede verimli meyve bahçeleri oluşturma ya elverişli tam ve yarı bodur elma yetiştiriciliğine ilişkin proje çalışmalarına başladığını okuyarak biraz teselli buldum…

Hayırlı Ramazanlar, sağlıklı yaşamlar dileğiyle,  hoşça kalınız.

Bu yazı toplam 1298 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim