• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Çakır Emine efsanesi

Mustafa Namdar

            16.08.2004

Laf eğitim-öğretimden açıldığında, onların döneminden bahsetmeden sohbete nokta koymak olası değildi. Onlar; Sakarya İlköğretim Okulu’nun adını başarının yuvası olarak beyinlere kazıyan öğretmenlerimizdi. Mürvetler, Nevberler, Şükranlar, Saadetler, Kolçaklar, Cavatlar ve Çakır Emineler dönemi. Sadece sınıflarına gelen öğrencileriyle değil, aileyi de beraberinde kayıt altına alan öğretmenlerimizdi. Onlar gerçekten bir ekol, gerçekten bir efsaneydiler...

Yetiştirdikleri kişilerin hayır duaları ile efsaneleşen insanların dönemleri ve isimleri, ölümlerinden sonra da kuşaktan kuşağa anlatılarak anılacaktır. İşte onlardan birisini daha ebedi hayata yolcu etmenin burukluğunu 11.08. 2004 günü haberi aldığımda yaşadım.

"1912 Bolu doğumlu Emine Çakıroğlu’nu kaybettik, başımız sağolsun" diyordu telefondaki ses. Çakır Emine Öğretmenimin öğrencisi değildim. Ama onu rahmetli kardeşimin öğretmeni olması nedeniyle çok iyi tanıyordum.

Bolu eşrafından Mehmet Efendi ve İfakat Hanım’ın dört çocuğunun en küçükleri olan Emine Çakıroğlu, 05.10.1935 tarihinde öğretmenliğe Mudurnu’da başlamış, Bolu Merkez imaret İlkokulu’na gelmiş, 41 yıllık aktif öğretmenlikten sonra Sakarya İlkokulu’ndan emekli olmuştur.

Mesleğinde başarılı, davranışlarında dobra dobra, doğru olduğuna inandığını yapmaktan geri durmayan, çalışma yaşamında mesai saatine bağımlı kalmayan, birinci adresinin hep okul olduğu söylenebilen, deli dolu bir yapıya sahip olan öğretmenim, işin eğitim boyutunda aileleri de bilgilendirmekten geri kalmazdı. O dönemlerde sokakta oynuyorken bile gözümüzle öğretmenlerimizin görüp görmediğini kontrol ederdik. O olumsuz bir davranışa tanık olduğunda, çat kapı girer eve ana babaya söyleyeceklerini pervasızca söyler çıkar giderdi. Öğrenciler olduğu gibi ailelerimiz de çekinirlerdi. Hani şu sık sık rehberlik hizmetlerinden söz ediliyor ya, sanıyorum o günün öğretmeninin yaptığı bu özverili davranışların adı oluyordu rehberlik hizmetleri.

Emekli öğretmenler olarak bayramlarda ziyaretine gidiyor, sohbet edip gönlünü alıyorduk. Çok mutlu oluyordu. Bazen niye sık gelmediğimizden kızıyor, eski delişmen tavrını takınıyor, sonra da gönlümüzü alıyordu. Son dönemlerde rahatsızlanmış, İstanbul’da hastanede yatmış. Orada doktor öğrencilerinin ilgisinden o kadar çok mutlu olmuş ki, gözleri ışıl ışıl "Beni öğrencilerim ne kadar çok seviyormuş" diye coşkuyla anlatmıştı.

Günümüzde başarısızlıktan çok konuşulur oldu. Emine Çakıroğlu’nun cenazesinde şunu gördüm. Eğitim-öğretim ikisi bir olduğunda anlamı var ve başarıyı getiriyor. Merdivenin eğitim ayağını her geçen gün biraz daha kısaltıyoruz gibi. Cenazede salından tutan öğretmenler pek yok gibiydi. Ölümüze saygıyı göstermenin örneğini veremiyorsak, gelecek kuşaklardan olumlu birşeyler beklemenin anlamı olmasa gerek. Değerli Öğretmenim ebedi yolculuğunuzda güle güle derken, yerinizi dolduramayacağımızı düşünüyorum. Size bir kez daha Tanrı’dan rahmet diliyor, mekanınız cennet olsun diyorum.

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim