• BIST 89.764
  • Altın 145,477
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 10 °C

Çam süsleme geleneği

Aykut Karagüzel

Hep bende merak konusu olmuştur şu yılbaşında çam süsleme geleneği.

Bizim geleneğimizde de böyle bir şey olmadığını iddia etmiş, yılbaşında çam süsleyenleri de eleştirmişimdir. Ancak son günlerde bu konuyla ilgili sayısız e-posta iletisi almaya başladım. Kafam karışmadı desem yalan olur.

Birçok iletide çam süsleme geleneğinin Türklere ait bir gelenek olduğu bildiriliyordu. Siz de biliyorsunuz ki, her e-posta iletisine inanacak olsaydık, memleketin altı petrol dolu, ilk Ay'a ayak basan da Türk olurdu! Neyse, ben merak ettim ve bu konuda araştırmaya başlamayı düşünürken, bizim karakutu (televizyon) devreye girdi.

Geçen hafta Habertürk tv kanalında Fatih Altaylı'nın sunmuş olduğu “Teke tek” programında değerli hoca, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ vardı. Tamam, dedim. Bu işe parmak basarsa yaşadım! Demeye kalmadı büyük hoca anlatmaya başladı. Konuştuklarını da derleyecek olursak ve bir yazısında da belirtiyordu Sayın Çığ. Olayın özü şöyleymiş.

Hıristiyanların, İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eskiden Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.

İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı, NARDUGAN

(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.

Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.

(Bu gelenek hala birçok Anadolu ilimizde devam etmektedir.)

Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri: yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme.

Bayramda; aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. (Ona göre tatilciler bayramları harcamayalım.)

Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş. Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok.

"Doğum, güneşin yeniden doğuşu"

Alıntı kaynağı: Sümerolog Muazzez İlmiye ÇIĞ

Şimdi Sayın ÇIĞ böyle düşünüyor diye biz de böyle düşünmek zorunda değiliz her halde. Tarih öğretmeni, araştırmacı ve gazeteci arkadaşlarla bu konuyu konuştum. Hepimizin ortak noktası şu olmuştu sohbetimizin sonunda.

Sayın ÇIĞ'ın böyle düşünmesi ve yazması gayet normal çünkü o, Türklerin kökeninin Sümerlere dayandığını iddia ediyor. Ancak resmi tarih böyle değil. Resmi tarihe baktığımızda böyle bir şeyin söz konusu olma olasılığı yok. Zaten Türkler yerleşik hayata Uygurlularla geçti (741). Bu dönemden önce bozkırlarda at üstünde göçebe yaşayan bir toplulukta bu şekilde bir yılbaşı ağacı süsleme geleneğinin olması çok zayıf bir olasılıktır.

Not: Şimdi durum böyle diye ben çam süsleme geleneğinin savunucusu durumuna düşmem inşallah. Yakın bir geçmişte Yunan tanrıları ile ilgili mitolojik bir yazı sonrası ateist ilan edilmiştim bakalım bunun sonucunda ne olacak?

Yeni yılın tüm Türk-İslam âlemine hayırlar getirmesi dileğiyle “Yeni Yılınızı” kutlar sağlıklı nice yıllar dilerim.

30.12.2009

Bu yazı toplam 974 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim