• BIST 89.371
  • Altın 146,677
  • Dolar 3,6426
  • Euro 3,9175
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Çamaşır kirliyse at çöpe

Mustafa Namdar

Eskiden fakir olsun olmasın, çoğumuzun evinde şifoniyer, gardırop gibi çamaşır ve elbise dolabı yoktu. Analarımız, ninelerimiz temiz çamaşırları sandıkta, elbiseleri de duvar veya kapı arkalarındaki askılıklarda korumaya alırlardı.

Kirlenen çamaşırlar, kirli sepetine atıldır, haftalık yıkama günü beklenirdi. Hiçbir evde kirli çamaşır çöpe atılmaz, ya da ocakta yakılmazdı.

Günümüzde; kirli çamaşıra uygulanan yöntemi ne yazık ki; insanımıza uygulamakta zorlanıyoruz. Bir gaflet, bir hata, bilerek bilmeyerek yapılan bir yanlış sonucu insanları rehabilize ederek, doğru davranış kazandırmak yerine, yağlı ilmiği boynuna geçirip idam sehpasına bırakıveriyoruz.

Kirli çamaşırı kirinden arındırma yöntemini; insan için neden pas geçecek kadar acımasız oluyoruz? Hem, “Hatasız kul olmaz” diyoruz. Hem de küçücük bir yanlış yapanı yaptığı yanlıştan caydırıp içimize almaktan korkuyoruz.

Oysa toplum yasaları, İslamiyette “Tövbeyle“, Büyük düşünür Mevlana da “Ne olursan ol gel” diyerek doğruya eğriye kapılarını açarak insanları rahatlatmış.

İnsanı yaptığı yanlışından, günah kirinden arındırmak yerine, ateşe atarak yanmasını adeta seyreder olduk. Erdemli olmak için; yapılan yanlışı reklam ederek geleceği karartmak mı esas alınmalı? Yoksa yeni bir yol haritasıyla yeni bir yaşamın önü mü açılmalı? Bizim yanlışımız belki de, oyunun tamamını görmeden aceleci davranıp karar vermemizde olmalı...

Yeri geldiğinde kendi insanımıza sahip çıkamadığımız konuşulur. Kamuda görev yapan birçok yeteneğimizin hak ettiği yere gelemediği dillendirilir. Peki, söylendiği gibi özlemini çektiğimiz sonuç gerçekleşirse ne olur? Mutluluktan davul çalar, zil takar oynar, bayram mı yaparız? Yoksa; sahte gülücüklerle kutlar, arkasından kirli çamaşırları mı bırakır gideriz? Maalesef koltuğa oturanın bilgi birikimine, kişiliğine, dürüstlüğüne, yeteneğine, işindeki bilgeliği ve becerikliliğine bakmadan anasının, babasının, dedesinin, kardeşinin geçmişte yaptığı hata ile özdeşleştirir, aileye ait kirli çamaşırları masaya bırakır uzaklaşırız. Geçmişte ailenin neden olduğu olumsuzluğun faturasını evlada, toruna, acımasızca kesiveririz. “Hani bir alimden bir zalim, bir zalimden bir alim doğardı. Hani, günahlardan arınmanın faturası tövbekar olmaktı.”

Hangi düşüncede, hangi gelenek ve görenekte, hangi medeni kanunda, hangi felsefede ana-babanın, dedenin ve hısım akrabanın cezasını gelecek kuşaklar çeker?..

Demokrasilerin güzelliği, düşündüğünü konuşabilmektir.

Ortak aklın oluşumunda katkıda bulunabilmek özgürlüğüdür.

Ben bilirim, benim dediğim doğru düşüncesine tutsak olmamaktır. Uygulama böyle mi oluyor?

Son günlerin vitrin malzemesi “Bolu Bağışçılar Vakfı” hakkında yazılanlara baktığımızda, demokratik hakkın acımasızca kullanıldığını görüyoruz.

Başlangıçta yapılan uyarılar, vakfın kurucuları tarafından iyi niyetle değerlendirilip çalışma stratejisinin belirlenmesinde mutlaka dikkate alınmıştır. Ne var ki giderek dozu artan yazıları okudukça, amacın ne olduğu hakkında kuşku duyulmaktadır. Adının küreselleşme olarak konduğu ulusların yakınlaştırılması, dünya bankası kredileri, Avrupa Projeleri ve ayrılan fonların değerlendirilmesi konularında çok uluslu şirketlerin yönettiği söylenen gruplarının menfaatleriyle ilgili düşüncelerin ağırlıkta olduğu gözardı edilemez.

Bütün bunlara karşın otuza yakın vakıf kurucusunun kimliklerine bakıldığında, hepsinin de Bolu için neler yaptığı ortadadır. Kişiliği, kimliği, iş hayatındaki başarısı, doğruluğu, dürüstlüğü hakkında kimsenin olumsuz bir düşüncesinin olacağını sanmıyorum. Kendi alanlarında böylesine başarılı olmuş insanların da başkaları tarafından yönetilip kendi akıllarını ve de ortak akıllarını başkalarının düşüncelerine tutsak edeceklerini düşünemiyorum.

Başkaları bizi yönetmesin istiyorsak, laf yerine iş üretebilmeyi öğrenmemiz gerek. Üretime katkıda bulunacak etkinliklerin içinde bulunup, Bolu’nun daha güzel, daha iyi bir kent haline getirilmesinde fırsatların değerlendirilmesine inanıyorum.

Bu vakfın oyuncularından birisinin yapacağı katkıyı dede torun ilişkisine bağlayarak olumsuz senaryolar hazırlamak, vakıf kurucularını başkaların yazacağı senaryolara göre rol alacağını düşünmek haksızlık olur. Kendi insanlarımıza başkalarının güdülemesiyle iş yapacaklarını sanmak daha da büyük haksızlık olur. Hele de, dedelerin günahını torunlara yüklemek insafla bağdaşır bir düşünce olamaz.

Oyunun bütününü görmek için biraz sabır diyorum... Çamaşır kirliyse çöpe değil, yıkayalım istiyorum...

26.09.2007

Bu yazı toplam 423 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim