• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C

Çanakkale Gezi Notlarım…

Cevat Özsoy

 

Her ay,  yüklendiği değer  itibarı ile,insanda bir çağrışım yapar.Mart ayı’da ülkemizde Çanakkale ve M. Akif’i hatırlatır.

Bu sene, Çanakkale deniz zaferinin 100’ncü yıldönümü dolayısı ile, daha kapsamlı programlar düzenleniyor, Çanakkale ruhu coşku ile kutlanıyor. Bizde, bir süre önce, dost çevresi ile beraber Çanakkale gezisi yapmıştık. Günün anlamına uygun olarak, bu gezi notlarını sizlerle paylaşmak istiyorum, zannediyorum, ilginizi çekecektir.

Yolculuğumuz program gereği Edirne Vilayeti üzerinden Çanakkale ‘ye ulaşmak. Sabahın erken saatinde Serhat şehrimiz Edirne’deyiz.

Edirne benim hayalimde, Osmanlı’ya başkentlik yapmış ve bünyesinde Selimiye Cami’i gibi birçok tarihi eseri barındıran önemli bir kent…

Selimiye Cami’inin ihtişamı karşısında hayalimin daha zorlandığını görürken; Serhat şehrimiz Edirne’nin kasaba görüntüsü beni bir o kadar da hayal kırıklığına uğratıyor.

Saat 9.00’da kapılarını ziyaretçilere açan cami görevlisi, Caminin tarihi ve özellikleri ile ilgili geniş bilgi veriyor. Cami’ye yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı oldukça fazla…

Bizim esas yolculuğumuz Çanakkale  Şehitliği olduğu için, Ulu Cami gibi birkaç tarihi yeri gezdikten sonra fazla kalamadık. Halbuki,dünyada Venedik’ten sonra en fazla tarihi eserin Edirne’de olduğu söylendi.Esasında özel olarak buraya gelip,uzun zaman ayırmak gerekiyormuş.Edirne’nin tava ciğeri oldukça meşhur. Ciğerin zarı alınıp, çok ince doğrandıktan sonra unlanıp kızgın yağda pişiriliyor,farklı bir lezzeti  var.

Şehrin bunca tarihi eserine rağmen, bir kasaba görüntüsünün nedenini , bir esnaf’la sohbet ederken sordum.Siyasete bağladı,”gediğimiz nokta bu “dedi.Konumuz olmadığı için bu konuyu kapatalım.

Edirne’den Çanakkale yoluna koyuluyoruz. Gelibolu’da mola…Orada Bayraklı türbesi var.Osmanlının ilk döneminde yapılan bir harpte bayrağı düşmana teslim etmeyerek ağzına alıp yutan bu zata ”Bayraklı Dede” denilmiş ve her gelen ziyaretçi kapıda satılan bayraklardan alıp buraya takıyor. Dört tarafı bayraklarla doluBen o kadar bayrağı bir arada görmedim. Al bayrakların arasında resim çektirdim.Çok güzeldi .İnsan duygulanıyor.

Ve şehit kanlarıyla sulanan topraklara varıyoruz. Orada dostlarımızın tanıştırdığı rehberimizle beraber şehitlikteyiz. Oralarda yaşanan inanılmaz kahramanlıkları, dramları, acıları rehberimiz anlattıkça o günler gözlerimizde canlanıyor, duygulanıyoruz. Adeta o günleri yaşar gibiyiz. Her şehitlik için yollar asfaltlanıp, işaret konulmuş… Menderes döneminde yapımına başlanan Abide’nin  çevresine bizim kültürümüzü yansıtan sembol kabir yapılıp başına dikilen cam levhalara şehitlerimizin isimleri yazılmış. Sanki orası  uçuşan beyaz kelebekler  gibi  çok hoş bir görüntüye bürünmüş . Görüntü beni çok etkiledi. Hal bu ki daha önceki kabirler, hiçte bizim kültürümüze uymayan,kare şeklinde beton kalıplar la  yapılmış. Esas siperlerin asıllarının iki metreden fazla derinliği olmasına rağmen şimdi daha sığ olarak sonradan yapılmış… Ziyarete gelen polis koleji öğrencisi torağı eşelerken,bizim rehber ”orada bir şey bulamazsın,genelde, şehitlerimiz aşağı dere kenarlarına defnedilmişlerdir” dedi.

Şehitlikler benim düşündüğümden çok daha geniş alana yayılmış. Her birinin ayrı bir hazin hikayesi var. İnsan sormadan edemiyor; Elin gavurunun ne işi var buralarda? Emperyalist devlet adamlarının ihtirası, hırsı ve basiretsizliği, maalesef, gencecik fidanların toprağa düşmesine sebep olmuş

Dünya savaş tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir mücadele yaşanmış. Taraflar aylarca çok yakın siperler de göğüs göğüs’e savaşmış. ŞEHİTLERİN  arasında Anadolu ve Rumili den, Libya dan Afganistan dan.Romanya dan, ta Yemenden ,hulasa İmparatorluğun her tarafından askerler var.

Umarım, insanlık böyle dramları bir daha yaşamaz...

Son yıllarda şehitliklere ilgi oldukça artmış. Ziyaretlerle beraber, hediyelik sektörü oluşmuş.Çanakkale merkez dahil bunu her yerde görüyorsunuz.

Şehitliklerle ilgili daha fazla detay yazamıyorum. Yalnız şunu söyleyebilir ki; Millet olarak böylesi büyük bir fikrin, davanın, büyük bir medeniyetin çocuklarıyız.Tüm bu acılara Vatan için,Bayrak için,ila-yı kelimatullah için  katlanılmış.Biz kimiz sorulduğunda, çocuklarımız’a  bu gerçekler ve bu ruh anlatılmalıdır.

Çanakkale de yatan gencecik fidanlar gibi, milletin meselelerini dert edinen,bin yıllık tarihinden güç alan, madde kadar maneviyatı güçlü gençlerin yetişmesine çalışmalıyız.

Ruhları şad olsun diyoruz…

Bolu MHP teşkilatı, o günün anısına, caddede  buğday  çorbası ve tayın dağıttı.Dostum Muharrem Demirel hocamız  “çorba içmeden gitme” deyince, bizde bir kase aldık…Çorba kuyruğunda kendimizi şehitlerin ruhları ile beraber  gibi hissettik.  Bu ruhla pişirilen çorba çok lezzetli idi…

Bu duyarlıklarından dolayı MHP’lileri kutluyorum…

Bu yazı toplam 3270 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim