• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Çanakkale şehitlerini anarken

Mustafa Namdar

18 Mart Şehitler Günü anma programı İzzet Baysal Anadolu Lisemiz tarafından düzenlendi. Salon alışılmışın dışında oldukça kalabalık. Protokola ayrılan koltukların sahiplerine ait yerleşimde sanki bir telaş var gibi...

Program, Okul Müdürü Sn. Selami Kurdoğlu’nun vatan uğrunda şehit olan asker, polis, öğretmenlerimize saygısıyla başladı: “Bugün Türk’ün ebedi varlığını sağlamak için canlarını feda edenlerin günüdür. Aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyoruz..”

Nice ana kuzularının efsaneleştiği yer olan Çanakkale, kısa bir belgesel ile yansıtıldı perdeye. Sonra öğrenciler geliyordu birer birer sahneye. Sakin, duru ve özüne ait kesitler sunuyorlardı savaşlara ait anılarla. Sanki bir tarih dersi anlatılıyordu anlamlı, coşkulu, heyecanlı.

Şiirler, mektuplar okundu, oyunlar oynandı her biri usta sahne sanatçılarını kıskandıracak güzellikte. Yürekten okuyorlar, yürekten oynuyorlardı, geçmişin her bir parçasını yaşayarak, duyarak...

Çanakkale’de sorumluluk alanların üzerinde vazgeçilmez görevdi vatan için ölmek. Onlar da öldüler. Ölüme koşar adım gittiler.

Sahneye koyduklarıyla, oyunlarıyla “Şehitler ölmez. Vatan bölünmez” mesajlarıyla, Çanakkale’de omuz omuza verip vatan topraklarını savunanların torunlarına sesleniyor gibiydiler, “Bu bölünmüşlük, bu ihanet niye..?”

Çanakkale’de tek yürek olarak atan kalpler, uğruna savaşıp savundukları toprakların başka köşelerinde birbirine tetik çekip şehitler verilmesinin anlamsızlığını haykırıyor gibiydi her biri.

Yüreği; millet olma, ulus, devlet olma bilinciyle atanlar için vatan toprağının anlamı vardı. Yüreği özgürlük, bağımsızlık inancıyla çarpanlar için anlamlıydı vatan ve bayrak sahibi olmak. Şehitler bunun için şehit olmuşlardı. Gaziler bunun için kaybetmişlerdi bedenlerinden bir parçalarını. Bu topraklar o asil insanları içinde sakladıkları için kutsaldı, değerliydi.

Bu anma ve kutlama törenlerinde duygulara hitap eden hamasi sözcüklerle yüreğimiz burkuluyor, göz pınarlarında kabaran gözyaşları sel olup akıyor yanaklardan. Kimimiz kinlenip lanet okuyor içten içten, kimimiz Fatihalarla şükranlarımızı bildiriyoruz candan, yürekten. Ruhları şad olsun...

Günümüzde ruhları şad olsun dileğiyle dudaklardan dökülen dualar yeterli mi? Bizim de bir görevimiz olmalı bu toprakların güzelliği, bereketi için. Bizim de görevlerimiz olmalı bu ulusun insanlarının huzuru, mutluluğu için. Bir başka görevimiz olmalı, kinlendiğimiz devletlere karşı sanayide onları geçmek, uygarlıkta örnek olmak, dünya pazarlarında ürettiklerimizle vitrinleri süslemek.

Görevimiz olmalı, gençliğe hitabede işaret edilenleri sahiplenmek. Görevimiz olmalı, muassır medeniyete ulaşmak için çalışıp alın teri dökmek.

Atalarımızın canlarıyla yerine getirmek istediklerini bizler birlik, beraberlik, sevgi içinde bilimin gösterdiği yolda yürüyüp emeği alın terinde yoğurarak kalkınmak üzerine oluşturmalıyız gücümüzü.

Beyaz mendiller acıların değil, mutlulukların, başarıların neden olduğu gözyaşlarını silmek için ıslanmalı. Yürekler üretebilmenin, başarıların neden olduğu heyecanla çarpmalı bedenlerde.

İzzet Baysal Anadolu Lisesi öğrencilerini izlerken onların heyecanında, onların başarılarında, emanetin nasıl korunacağının işaretini almak gururlandırdı. Pırıl pırıl bir gençliğin, bu ülkenin teminatı olarak şekilde geldiğini görmek heyecanlandırdı. Teşekkürler öğretmeninden öğrencisine, görevlisine.

24.03.2008

Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim