• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C

CARİ AÇIK..?

Mustafa Öz

            27.08.2004

Ekonomi uzmanları CARİ AÇIĞI döviz dengesi olarak açıklıyor. Hiçbir ülke, kapalı ekonomi ile yönetilmiyor. Başka ülkelere MAL ve HİZMET satıyor (İHRACAAT) yapıyor. Başka ülkelerden de MAL ve HİZMET alıyoruz (İTHALAT) yapıyoruz. İşte ithalat ile ihracat arasındaki eksi fark (olumsuz fark) CARİ açığı oluşturuyor. Türkiye, 2004 yılında 60 milyar dolar ihracaat, 90 milyar dolar da ithalat yapacak. Dolayısıyla cari açık 30 milyar dolar ise ne yapmalıyız? Yine borç alacağız. Kimden ve nereden alacağız? İç borcu vatandaştan alacağız, yüksek faizle %26 ile dış borcu IMF ve Dünya Bankası’ndan alacağız. Peki uygun şartlarla mı? Hayır.

Milletin alım gücü iyice düştüğü için, iç piyasa canlansın diye bankalar önüne gelene tüketici kredisi verdi, kredi kartı verdi. Sonunda iç piyasada kısmi bir canlanma olsa da, sistem iki yönlü tıkandı. Birincisi; borçlanan insanlar borcunu ödeyemez hale geldi. 42.000.000 kart sahibi yasal takibe alınmış. Bundan sonra bu rakamın artacağı ifade ediliyor. Bankalar işportacı tezgahında kredi kartı dağıttı. Hem de hediyesi yanında verilerek. Bir zamanlar her önüne gelene BÜFE açar gibi banka açtırıldı. Mevduat tam güvence altına alındı. Bu ülkenin 75 milyar doları hortumlandı. Hiçbir şeyden ders almıyoruz, yine aynı hataları yapıyoruz. Hükümet kredi faizlerinin bir miktar yükselmesini sağladı, olmadı. Kredilerdeki fon miktarını artırdı, yine olmadı. Neden olmuyor? İnsanımız geçimini sağlayacak kadar gelire sahip değil. Ayrıca biz DOĞULU GİBİ AZ ÜRETİP BATILI GİBİ ÇOK TÜKETMEYE alıştık, alıştırıldık. İlkokul çocuklarının cebinde milyarlık cep telefonu var. Ya faturaları dudak uçuklatıyor. Markalı giyim sevdası vesaire... Ama üretim sevdası yok. Üretmeye talip olmak yok.

YILLARCA ENFLASYON LOBİSİ KAZANDI..!

Ülkemiz 70’li yıllardan buyana iyi yönetilmediği için hep işin kolayına kaçıldı. BORÇ YİĞİDİN KAMÇISIDIR diye borçlanıldı durdu. Alınan paralar AKILCI işlerde kullanılmadı. Çarçur edildi. Hortumlandı. Borcumuz arttıkça arttı. Artan borç enflasyonu körükledi, %100-113 rakamları gördük. İç borç faizi % 256’ları bulduğu dönem oldu. Peki bu dönemlerde parayı kim kazandı? Devleti SÖĞÜŞLEYENLER ve siyasetçiler, yüksek bürokratlar. Enflasyon lobisi paraları götürdü. Ülkede %5-10 nüfusu oluşturan ve milli gelirin %65’ine sahip olan mutlu bir azınlık türedi, bu azınlıktakiler her koldan para kazandılar. İç borçlanmadan, faizden, kıyı ve arsa yağmacılığından AMA yatırım yapmadılar. Bu ülkede bir villa 1-1.5 milyon dolara (2 trilyon) satılıyor. Ülke nüfusunun %90’ını oluşturan 65 milyon insan, milli gelirin %45’ini alıyor. İşsizlik, gelir dağılımındaki bu düzensizlik toplumsal dengeyi dinamitledi. Boşanmalar arttı. Aile için geçimsizlik, fuhuş, intiharlar arttı.

TEK SUÇLU CARİ AÇIK MI?

Şüphesiz hayır. Ancak alınan paralar tüketime harcanıyorsa..! İthalatın içinde özellikle ne olduğu belli olmayan (Kalitesi tartışılmalı, Lüks tüketim malı v.b.) Tüketim malları oranı iyice yükselmişse, ithal otomobillerin oranı satışlarda %64’ü bulmuşsa, SİYASİ otorite gereğini yapmalıdır. IMF cari açık tehlikeli olabilir diyor. Ekonomiden sorumlu olanlar tehlike yok diyor. Ama dolar 1.450’lerden 1510, euro 1079’dan 1845’e çıkıyor. Bir anlamda kısmi DEVALÜASYON gerçekleşiyor. Ekonomi takipsizliği ve çok başlılığı hiç sevmiyor. Çok kırılgan iyi takip edilmelidir. Yeniden istikrarsızlığı kaldıracak hiç takat kalmamıştır. İnsanlarımızın iş için müracaat ettikleri kapılar henüz açılmamıştır. Devlet işçiliği ve memurluğu sınavına 2 milyona yakın gencimiz katılmış, UMUTLA beklemektedir. Yakalanmış olan siyasi istikrar bozulmamalıdır. İhracattaki artış sevindiricidir. Ama ithalat artışından çok KDV iadesinde artış olduğu belirtilmektedir. KDV iadesindeki artış, önceki yıllardaki HAYALİ İHRACAATLARI anımsatmaktadır. Bu hususta da dikkatli bir inceleme yapılmalıdır.

Zenginlerimiz paralarını tüketime değil, yatırıma yönlendirmelidir. İnsanımız üretmeden tüketme alışkınlığından vazgeçmeli, borçlarımızı bir an önce ödemeliyiz.

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim