• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 25 °C

Çatı akarsa temelde sıvılaşma olur

Mustafa Namdar

Bunaldığımızda sıkıntımızı yaradana havale eder rahatlamaya çalışırız. Dilekler, temeller adına yapılan dualarda semaya uzanır gibi havaya kalkar ellerimiz. Huzurun yaratıcısını gökyüzünün enginliğinde arar, adeta açılan ellerimizle ona ulaşmak isteriz. İlahi güçtür teselli kaynağımız. İnançlar ne olursa olsun yaradan birdir. O semadadır.

İnsan topluluklarını yönetenler de tıpkı bir piramidin tepe noktasında gibidirler. Tabanda halk, halkı yöneten birimler kademe kademe üzerimizde konuşlanmıştır. Yasal sorunlar bu kademelerde çözülür. Dertlere çareler bu birimlerde aranır ve bulunur. İnsanlar sorunlarını önce kendi kafalarında kendi olanaklarıyla halletmeye çalışırlar, olmadı aile meclisi, olmadı akrabalar, olmadı komşular, olmadı nizamı sağlayan vatandaşına hizmet götüren kurum-kuruluşlar. Görünen o ki sorunlar basamak basamak aşağılara inerek değil, yukarılara çıkarak çözülmeye çalışılıyor.

Peki; yukarılar dediğimiz çatıda bir kısım sıkıntılar kendi kabuğunu çatlatarak dışarıdan görünmeye başladığında, tabandaki sorunlar nasıl çözülecek?

Kendi kelinin ilacını bulamayanlar başkalarına nasıl merhem olacak? Üst katta oturanların gürültüleri alttakileri rahatsız etmeye başlarsa, problemler hangi denklem uygulamasıyla çözülecektir? Formülün değerleri kim tarafından, yerine nasıl konulacaktır?

Çatıda kiremitler yerinden oynarsa, odalarda ne tür önlem alınırsa alınsın döşemenin su almasını önleyemezsiniz. Fazla ıslaklık nem, fazla nem mantar oluşturur. Mantar tedavisi de oldukça zor...

Demokrasilerin güzelliği düşüncelerin kişilik haklarını yaralamadan ortaya konmasıdır. Ortak akıl dediğimiz olgu değişik akılların süzgeçten geçirilerek bir potada eritilmesidir.

Düşünceleri su gibi yağ gibi sınıflandırdığımızda, olaylara şartlanmışlık içinde baktığımızda, siyasi inanmışlığın katı kalıbı içinde değerlendirdiğimizde, ben bilirim çemberini kırıp, biz penceresinden bakmaya alışamadığımızda, en önemlisi birbirimize olan güven duygusunu yitirdiğimizde, ortak aklı homojen bir duruma getirme şansımız olur mu?

Tıpkı ilahi güce inanıldığı gibi, dünya hayatını nizama sokanların sorumluluklarına da inanarak huzuru yakalamak istiyorsak, yukarılardaki çatlağın el birliği ile onarılmasına inanıyorum. Bu yaranın kapatılmasında Ombudsmanlık görevi de piramidin tabanı olan halka düşmektedir.

Bizim görevimiz “dedim ki, dediydi”lerin etkisi altında kalmadan, kurumların güvenilirliklerini korumak olmalı. Yangına benzinle gitmenin kimseye bir yararı olmuyor... Çatı yanarsa tabanda oturulmuyor. Değirmene yoğurt öğütmeye gitmek, un çuvalını değil değirmen taşının gözeneklerini doldurur, o da bizleri ekmekten eder...

Çevremize baktığımızda huzuru bozan gelişmeleri görmekten üzülür olduk. Yönümüzü belirlemede etkinliğine yürekten inandığımız kurumlarda ibrenin oynamasına neden olan sarsıntılar, temelde sıvılaşmalara neden oluyor. Oynak zeminde güçlü kuleleri yükseltmenin zorluğunu, yaşadığımız depremlerden öğrendik.

Hacıyatmaz gibi yatıp kalkmaktan usandık. Başımız dik, güven, huzur ve sevgi içinde yaşamak tabanın da hakkı olmalı. Lütfen bunu bize fazla görmeyin!..

13.04.2007

Bu yazı toplam 393 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim