• BIST 107.041
  • Altın 143,194
  • Dolar 3,5623
  • Euro 4,1506
  • Bolu 32 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 32 °C

CEHALET BAŞA BELA!

Aykut Karagüzel

Düşünüyorum da, bu son yaşadıklarımız ve daha öncesinde yaşadıklarımız başka bir ülkede başka bir milletin başına musallat olsaydı ne olurdu?

Ben size söyleyeyim. Önce o ülke on günde batardı; sonra da o millet tarih sahnesinden silinir giderdi.

Sakın Mısır örneğini vermeyin; çünkü çok farklı.

Millet olabilme bilincini sağlayabilmek, yaşatabilmek, koruyabilmek. İşte bu üç unsurun temel taşları bizleri ayakta tutuyor.

Nedir bu temel taşlar?

Birincisi “KÜLTÜR”.

Bizi biz yapan ve farklı farklı siyasi görüşleri taşısak da (hdp’yi saymıyorum; çünkü onlar siyasi görüş değil, bu ülkenin yıllardır canını yakan ve de yakmaya devam eden bir terörist grubun şakşakçısından başka bir şey değildir) bir araya gelmeyi biliyoruz. “Büyük Önderimiz ATATÜRK de Kurtuluş Savaşında Türk Milletinin bu özelliğini fark etmiş ve bir olma, birlik olma konusunda kültür birliğinden çok güzel faydalanmıştır.

Hatta bu konuda savaş sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atarken de yanından hiç ayırmadığı; İlke ve İnkılâpların hazırlayıcılarından, dönemimin neredeyse tek Sosyologu, toplum bilimcisi olan Ziya GÖKALP’e “Sağ Kolum” diye hitap etmiştir. Bugün bazı Atatürkçü geçinen cahiller Ziya GÖKALP’i faşist, sevilmeyecek adam diye nitelendirirler. Ama sorsan Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı mısın? Sonuna kadar bağlıyım, derler. Cehalet başa bela dostlar. Ben fırıncıyı ve yaptığı ekmeği çok seviyorum; ama ekmeğin yapılışında görevli, emek harcayan ustayı hiçe sayıyorum. O adam tü, kaka! Cehalet başa belaaaa!

Bir diğer yapı taşı “DİL”.

Sosyolog Emile Durkheim’dan etkilenip milleti sadece kan bağı ile bir araya gelmiş bir topluluk olarak algılayan ve bunun böyle olduğunu savunanlar var. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Bu düşünce millet olabilmenin ruhuna ters düşen bir yargıdır.

Dil birliği ve Türkçenin ne denli millet olabilme bilincinde kilit bir vazifeyi üstlendiğini bu köşemden defalarca yazmıştım. (Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk söylemi gibi oldu bu cümlem)

Dil, kültürün mayasıdır, olmazsa olmazıdır. Bu sebeple de sahip çıkıp korunması ve geliştirilmesi millet olabilme ve milletimizin bekası konusunda çok önemli bir unsurdur.

Üçüncü yapı taşı “DİN”.

Vaaayyy, sen nasıl din-i İslam’ı üçüncü sıraya koyarsın. Zındık mısın sen?

Demeyin sakın.

Önce okuyun!

Din, millet olmadan ziyade milletler olabilmede devreye giren bir unsurdur. Örnekleyelim, Haçlı Seferleri.

Haçlı Seferlerini düzenleyen kimlerdi, nasıl bir savaştı?

Hıristiyan milletlerin bir araya gelerek saldırmasıydı Haçlı Seferleri.

Peki, kime saldırı yapıldı?

Müslümanlara, daha doğrusu Müslümanlardan oluşan milletlere.

Zaten yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de de millet olma ve millet olma bilinci üzerine ayetler vardır. Müslümanlar Ahlakıyla, Haram yememesiyle, Paylaşımcı oluşuyla, bu özelliklerini de yapmış olduğu ibadetleriyle taçlandıran bir millettir.

Yani Din, millet olma bilincinin daha kapsayıcı, daha ruhuna inebilen bir yapı taşıdır.

Bugün ülkemizde yaşananlara baktığımızda maalesef ki bu iğrenç kalkışmayı yapanlar yaptıklarını din adına, Müslümanlık adına yaptıklarını savunuyorlar.

Allah; milletimizi cahillerin zulmünden, hele hele okumuş cahillerin elinden korusun!

Bu yazı toplam 2092 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim