eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.201
  • Altın 146,966
  • Dolar 3,4767
  • Euro 4,1728
  • Bolu 26 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 30 °C

CEHALETLE MÜCADELE (11)

Hasan Dinç

İmam-ı Gazzalî) vefat ettiği 18 Aralık 1111 tarihinden günümüze kadar dünya ilim çevrelerine kuvvetli etkileri görülen bir büyük İslâm âlimidir. İslâm dünyasındaki tartışılmaz etkileri hâlâ capcanlı bir şekilde görülmekte, din görevlilerimizin ellerinde güvenilir dini kaynaklar olarak onun eserleri bulunmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın, mensuplarına onun eserlerini bir büyük güven içinde tavsiye ettiklerini de yakından bilmekteyiz. Dilimize tercüme edilen başta İhya’ü ulûmi’d-din olmak üzere Kimyay-ı Saadet, El Münkız mined Dalâl, Tuhâfütü’l Felâsife, Mişkâtü’l Envâr ve daha birkaç küçük eseri bugün birçoğumuzun şahsi kütüphanelerinin raflarında başköşeyi işgal etmektedir. Bu nedenle XX. yüzyılda dinle ilgilenen Türk entelektüellerinin de ellerinde din adına onun kitapları bulunmakta bu vesile ile etkilerini artırarak devam ettirmektedir. Son dönemde üniversitelerimizin ve ilim hayatımızın yüz akı olan bazı din âlimlerimizin yetişerek İslâm ilim âleminde yer edinmeye başlamaları, maksatlı tercüme faaliyetlerinin gücünü kırmış, bu yolla giren zararlı akımların karşısına güçlü bir engel olarak dikilmiştir. Ancak, daha önceki bu tür faaliyetlerin insanımızda din adına meydana getirdiği çöküntülerin giderilmesi, daha uzun zaman çalışmalara ve bunların girdabına kapılmış insanların aydınlatılmasına,  onların doğru yolda olan yeni nesil din adamlarımıza karşı açtıkları çirkin kampanyalara yılmadan ve bıkmadan devam edilmesine bağlıdır.

İmam-ı Gazzalî’nin Batı medeniyeti, düşünce ve ilim hayatına etkileri ise çok daha önemli olup ciddi araştırmalara konu olduğu görülmektedir. Bugünkü Batı medeniyetinin ana direklerini oluşturan birçok batılı ilim ve düşünce adamlarında Gazzalî’nin etkileri açıkça ve net bir biçimde görülmektedir. Gazzalî’nin Batı da tanınmasında onun eserlerini Latinceye tercüme eden Yahudi düşünürlerin etkisi büyüktür. Bunlardan Judah Halevî ve Musa b. Meymun’un isimlerini özellikle zikretmek gerekmektedir. Bir Gazzalî muhibbi (dostu) olan bu Yahudi düşünürler, onun eserlerinin Avrupa da tanınıp okunmasına sebep olmuşlardır. Bilhassa Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde serpinti halinde bulunan Yahudi topluluklarına intikal eden bu eserler, Avrupa’da yeniçağ düşüncesinin olgunlaşmasına büyük katkı sağlamışlardır.

Gazzalî’nin etkilediği ilk ve en büyük Batılı düşünür şüphesiz Batı düşüncesinin kurucusu sayılan Descartes’tir. Bu etkiler Descartes’in eserlerinde görülmektedir. Bilhassa Descartes’te görülen şüphecilik Gazzalî’nin derin izlerini taşımaktadır. Gazzalî’nin şüphesi aşkın bir gerçekliği ispatlamaya çalışırken Descartes’in şüphesi yeni bir yöntemin belirlenmesi amacına yöneliktir. Uzun bir süre Hollanda’da kalan Descartes’in oradaki Yahudi toplumundan Gazzalî’nin fikirlerini tanıdığını ileri süren George Henry Lewis “Descartes’in Gazzalî’nin eserlerini okmuş olmasının muhtemel olduğunu” söylemiştir.

Gazzalî ile benzer düşünceleri ve görüşleri paylaşan bir diğer Batılı düşünür ise Pascal’dır. Pascal kendi adıyla maruf bir tartışmasında “ Gerçekte ahiret âlemi ve Tanrı mevcut olmasa bile bunlara inanan kişinin öbür dünyada bir kaybı olmayacaktır. Ancak bunların varlığı kesinleştiğinde inkâr edenler çok büyük bir kayba uğrayacaktır” demektedir. Pascal bu tezini eski Hıristiyanî temeller üzerine oturtmaya çalışsa da bu düşünce dört asır önce Gazzalî tarafından Hz. Ali’den nakledilerek şöyle söylenmektedir. Hz. Ali ahret konusunda tartıştığı bir inkârcıya “ Eğer mesele senin sandığın gibiyse hepimiz kurtuluruz. Fakat benim dediğim gibiyse sen mahvolur, biz kurtuluruz.” Yine Pascal’ın “Tanrı akıl ile değil kâlb ile bilinir” sözü Gazzalî’nin “aklî bilginin yerine zevk ve keşf bilgisini koymasının” bir başka tezahürüdür.

Gazzalî’nin Rönesans sonrası Batı düşünürleri üzerinde de tesirleri açık bir şekilde görülmektedir. Meselâ ilâhî sevgi ve aşk konusundaki Spinoza’nın fikirleri Gazzalî’nin fikirlerine paralellik göstermektedir. Ayrıca dikkatle incelendiğinde hürriyet, zorunluluk ve muhayyile anlayışlarında da iki düşünür arasında tam bir benzerlik görülmektedir. Gazzalî ile Leibnitz arasında da düşünce parelelliği hemen hissedilmektedir. Meselâ Gazzalî’nin Mişkâtü’l- Envâr adlı kitabında köpekle sopa arasındaki ilişkinin mahiyetine dair verdiği örnek ( sopa ile dövülen köpeğin bir daha sopayı görmesi halinde korkup kaçması) şeklindeki gözlemi Leibnitz insan zihni üzerinde bir araştırma adındaki kitabında hemen hemen aynen tekrar edilerek aktarılmıştır.

Gazzalî’nin Tehâfütü’l felâsife adlı kitabınında sebep- sonuç ilişkilerine dair düşünceleri de Berkeley ve David Hume’un “Aynı sebeplerin aynı sonuçları doğurmasının bir zorunluluk değil alışkanlık eseri olduğu” şeklindeki görüşleriyle benzerlikler göstermektedir. Bundan da anlaşılmaktadır ki illiyet ve determenizm konusunda da Gazzalî Batı düşüncesini önemli şekilde etkilemiştir.

Son olarak Kant’ın ahlâk anlayışında da Gazzalî’nin anlayışına paralellikler bulunduğu araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir. Şöyle ki “Batın ve Zâhir ayrımı, kategoriler değerlendirmesi ve nazari aklın, metafizik alanda yeterli olamayacağı hususundaki düşünceleri” birbirine çok yakın bulunmaktadır.

Bütün bunlar göstermektedir ki İmam-ı Gazzalî sadece İslâm düşüncesinde değil bu günkü Batı düşüncesinin ana taşıyıcıları olan ve insanlık düşüncesinin son aşamasını oluşturan büyük düşünce adamlarına da kuvvetle etkilemiştir.

ÖNEMLİ NOT: Okuyucularımdan sıkça aldığım telefonlarla konunun ne zaman sonlanacağına dair sorularla karşılaşmaktayım. Cehaletle mücadele konusunun okuyucularımın kafasına daha iyi oturması yönünden alt yapıyı güçlü yapmak arzusu ile geçmişe yönelmek zorunda kaldığımı, artık günümüze gelerek konuyu bir sonuca ulaştırmayı plânlamış bulunuyorum. Okuyucularımdan biraz sabır bekliyorum. Birkaç bölüm sonrasında sorularının cevabına ulaşacaklarını kuvvetle ümit ediyorum. Bir başka ricaları ise yazılarımın uzun olmaması ile ilgilidir. Bu konuya bende çok özen gösteriyorum ama yazı içinde yararsız bir cümle göremiyorum. Uzun olmasın diye konunun anlaşılmaz hale gelmesine gönlüm razı olmamaktadır. Okuyucularıma selam ve saygılar sunarım. Konuya önümüzdeki bölümde kaldığımız yerden devam edeceğim.

20. Mart. 2012


Bu yazı toplam 958 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim