• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C

CEHALETLE MÜCADELE (12)

Hasan Dinç

Gazzalî, XI. yüzyılda beşeriyetin yetiştirdiği çok büyük bir İslâm âlimidir. Bu nedenl İMAM-I GAZZALÎ,  İslâm düşüncesinin değişik disiplinlerinde kendinden sonra gelen düşünürleri en çok etkileyen kişilerden biri olduğu gibi, büyük halk kitleleri tarafından da en çok okunan, benimsenen bir âlimdir. Onun bu etkinliği ve saygınlığı günümüzde de özellikle sûfiler arasında artarak devam etmektedir.  Batı medeniyetinin kurucusu büyük düşünürlere etkilerini ise yazının bir önceki bölümünde örnekleriyle ele almıştım. Descartes’ten başlayıp XX. yüzyılda Kant’a kadar süren bu etkileri büyük araştırma ve incelemelere konu olmuş, sonuçlar şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur. İslâm ve insanlık düşüncesinde bir çığır açarak öncü olmuş bir büyük âlimin İslâm düşüncesinin duraklamasına, hatta gerilemesine nasıl sebep olduğu hep merak konusu olmuş ve ilim çevrelerinde ilgiyle takip edilmiştir.

Modern Batılı araştırmacıların İmam-ı Gazzalî’nin yazdığı Tehâfütü’l- felâsife adlı eseri nedeniyle “İslâm felsefesinin büyük bir darbe yediği ve bir daha belini doğrultamadığı tespiti” , son asır bir kısım İslâm çevrelerinde gelişen selefiye hareketi ile aklı ve ilmi öne çıkaran kesimlerce Gazzalî’nin “Tasavvufu öne çıkaran tutumu ve bunun geri kalmışlığın bir sebebi olarak” ileri sürmeleri, ayrıca yine Gazzalî’nin bir tartışma yöntemi olan cedeli “ fitne ve fesadın baş amili” gibi görüp değerlendirmesi ve “insanları zor kullanarak cedelden menedilmeleri gerekir” kanaatine vararak cedele karşı şiddetli muhalefet gösterip ondan nefret etmesi, İslâm âleminde tartışmayı ortadan kaldırması ve düzeyli tartışmaların bile sona ermesi, Gazzalî’den kaynaklanan geri kalmışlığın klasik sebepleri olarak ileri sürülmüştür.

Bunlarla birlikte bizimde yaptığımız tespitlerle Gazzalî’nin İslâm ilim ve medeniyetini önce durduran sonrada gerilemesine sebep olan anlayışı aşağıya kısaca maddeler halinde sıralanmıştır.

1)      Gazzalî zamanındaki ve sonra gelen bütün âlimleri derinden etkilemiş, söylemleri ve düşünceleri tartışmasız doğru kabul edilmiştir. Hiçbir İslâm âlimi onun düşüncelerini eleştirme ve tartışma cesaretini kendinde bulamamış, buna tevessül edenler şiddetle kınanmış ve en hafifinden hadsizlikle suçlanmış, ilim çevrelerinden kovulmuştur. Bu durum günümüze kadar devam etmiş, kitapları birinci dereceden doğru ve güvenilir kaynak kabul edilmiştir.böylece onun yüceliğinin ve büyüklüğünün İslâm âlemi üzerine düşen gölgesinin halen sürdüğünü ve bu gölgeden henüz kurtulma çabalarının müspet sonuçlanmadığı görülmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Gazzalî aşılması zor yüce bir dağdır. Ne aşılmıştır, ne de onu aşma gayretinde olan vardır. İslâm âlimleri herhangi bir konuda düşünce beyan ederken Gazzalî’yi dikkate almak, onunla çatışma içine girmemek konusunda titizlik göstermek zorunluluğu hissetmişlerdir. Bu durumda Gazzalî, ilerleyen zaman içinde İslâm düşüncesinin inkişafına ve yeni şeylerin söylenilmesine engel teşkil etmiştir.

2)      Gazzalî, yazdığı Tehâfütü’l- Felâsifeadlı kitabıyla felsefe ve felsefecilere karşı açtığı büyük mücadelede İslâm felsefesi büyük darbe almış ve gelişmesi durmuştur. Bu kitabında 20 noktada filozoflara eleştiri getirmiş, zamanından önceki bütün filozofları küfürle ve Allah’ı inkârla suçlamıştır. Bu suçlamalardan İslâm ilim ve medeniyetinin baş mimarları olduğunda kimsenin şüphesi olmayan İbni- Sina ve Farabi de nasibini almış, her ikisi de küfür ve inkâr suçlamasından kendilerini kurtaramamışlardır. Bu konuda muhataplarına ve fikirlerine katılmadığı kişileri küfür ve inkârla suçlaması hem felsefeyi hem de felsefecileri müthiş etkilemiş, kendisinden sonra gelen büyük İslâm âlimi ibn Rüşt Tehâfütü’t Tehafüt adıyla Gazzalî’nin felsefe hakkındaki görüşlerini reddeden bir kitap yazmasına rağmen yeterli etkiyi gösterememiş ve bu saha İslâm âleminde bir daha kendine gelememiştir. O kesin olarak felsefeciler için “ Hak ve hakikate yakınlık ve uzaklık itibariyle aralarında büyük farklar varsa da hepsine birden küfür ve ilhad damgası vurmak gerekir” diyerek toptancılık yapmış,  ayırım yapmadan hepsini küfürle itham etmiştir.

3)      Gazzalî, yazdığı İhyâ-i Ulûm-id-din adlı büyük eserinde ilimleri tasnif etmiş ve sınıflandırmıştır. Bu tasnif ve sınıflandırmada ilimler kendine ve önemine göre tasnif edilmiş öğrenilmesi gerekli ilimler sıralanmıştır. İlimlerin bir kısmı güzel, bir kısmı çirkin ve bir kısmı da mübah ilimler olarak kabul edilmiş, mesela astronomi ve tabiat ilimleri sahibine kârdan fazla zarar veren ilimler listesine dâhil edilmiştir. Bu konuda Hz. ömer’in “ yıldızlardan ancak karada ve denizde size yarayacak kadarını öğreniniz. Gerisinden ise sakınınız.” dediğini ileri sürerek kendi düşüncesini güçlendirmeye çalışmış ve “ yıldız ilminde fayda yoktur. Zararlarından en azı ise fuzuli bir iş yapmış olmaktır” demiş ve astronomi ve tabiat ilimlerine karşı tavrını açıkça ortaya koymuştur. Böylece İslâm medreselerinde zamanla bu ilimler öğretimi yapılan ilimler olmaktan çıkmış, yerini tümüyle dini ilimlere terk etmiştir. Daha X. asırda Güneş ve Ay tutulmalarını bu günküne yakın tespit ve izah eden İslâm âlemi, XX. yüzyılda Ay ve Güneş tutulmalarını cadı kadınlarını korkutmak ve Ay ile Güneşi onların elinden kurtarmak için tabanca atmak, davul ve teneke çalmak cehaletine yuvarlanmışlardır. İlk dönemlerde astronomi, İslâm âleminde çok büyük bir gelişme göstermiş, yıldızlar ve yıldız kümeleri isimlendirilmiş, gezegenler bulunmuş, ay ve güneşin hareketleri ve yörüngeleri tespit edilmiş, enlem ve boylamlar hesap edilmiş ve dünyanın çevresi bu günküne yakın bir rakamla ölçülmüş iken, Gazzalî’nin astronomi ilmine gösterdiği tavır XX: yüzyılın son çeyreğinde bile, başkaları Ayın fethiyle ilgilenirken “Ay bir nurdur oraya çıkılamaz” cehaletine düşmemize sebep olmuştur.

4)      Gazzalî eserlerinde en son karar kıldığı tasavvufa intisabı için “Anladım ki sofiyyenin büyüklerinin ulaşmak istedikleri mertebe, öğrenmekle değil, tatmakla, hal ve sıfatları değiştirmekle elde edilir.” demiş ve “Anlamıştım ki ahirette saadet,  takvâ ve nefsi hevâ ve hevesattan men etmekle olur. Bütün bunların başı da gurur yurdundan uzaklaşmak, ahirete bağlanmak, bütün varlığınla Allah’a yönelip kalbin dünya ile ilgisini kesmektir. Bunun da ancak makamdan, maldan, insanı yüksek derecelerden alıkoyacak meşgalelerden, alâkalardan kaçmakla mümkün olacağı aşikârdır.” diyerek çevresini de bu yola özendirmiştir. Böylece insanları meşrulaştırdığı tasavvufa yönlendirmiş, İslâm’ın kurduğu dünya- ahiret dengesini bozarak, ahretin dünyayı terk etmekle kazanılacağını ifade etmiştir. İnsanları yalnızlığa, uzlet ve inzivaya davet etmiş, ilim ve düşünce hayatının tarlası olan medeni toplumdan uzak yaşamayı kurtuluş için başlangıç noktası kabul etmiştir. Bu durum zamanla medeni hayatın tökezlemesine ve çökmesine sebep olmuştur olmuştur.

5)      Bütün Müslümanlar için Hz. Muhammed her yönüyle örnek bir kişiliktir. Onun hayatı, yaşayışı bizim tartışmasız kabulümüzdür. Gazzalî bunu çok iyi bilmektedir. O nedenle başta İhyâ-i ulûm-id –din adlı eseri olmak üzere, diğer kitaplarında öyle bir peygamber anlatmıştır ki o, peygamberliğini sadece ve yalnızca ibadet etmekle tamamlamıştır. 23 yıllık peygamberliği anlattığına göre ancak ibadetine yetmektedir. Dini anlatmaya, yaymaya, sahabelerini eğitip öğretmeye, düşmanlarla mücadeleye, devleti ve toplumu yönetmeye, aile reisi olarak eşlerine, çocukları ve torunlarına, diplomatik temaslara hiç vakit ayırmamış, insanlık tarihinin gördüğü en büyük beşeri inkılâba zaten vakit kalmamıştır. Gazzalî çizdiği bu peygamber portresine uygun olarak onun şeraitini ithal tasavvuf anlayışına yaklaştırmış, insanları kurtuluş için şeraitin öngördüğünden daha ziyade ibadetle sorumlu tutmuştur. Bu durum İslâm toplumunu daha çok Müslüman yapmamış ama medeniyet ve ilim yarışında zamanla Batıdan koparmış ve İslâm toplumunun inkırazına sebep olmuştur. 27.Mart.2012

Not: Yazıya devam edilecektir.

 


Bu yazı toplam 1064 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim