• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

Çelişki

Mustafa Namdar

Bazen gittiğiniz yerlerde ilginç davranışlara tanık oluyorsunuz. Ünvanları ve kişilikleriyle kesin bir bilgiye sahip olmamakla birlikte, gözünüze batan çelişkiler dikkat çekiyor, izliyorsunuz kaçamak gözlerle.

Gene Akçakoca Öğretmenevi. Açık büfe, sabah kahvaltısındayız. Karşımdaki masada önce üç kişi, hem kahvaltılarını yapıyor hem sohbet ediyorlar. Bir ara toparlanıp karşıdan gelen birisi için “geliyor” deyip toparlanarak ayağa kalktılar. Günaydın amirim, müdürüm temennahıyla karşıladıkları dikkatimi çekti.

Amir konumundaki kişi, buyrun, oturun işaretini verdikten sonra ikisi oturdu, birisi, göbeklice olanı, ya memur ya yakınında olan bir görevli, hemen yiyeceklerin bulunduğu tezgaha giderek günlük menüde olanlardan bir tabak hazırlayıp amirin önüne koydu. Sonra çay ve ekmek getirildi. Hizmeti ifa etmenin mutluluğu içinde oturdu sandalyesine göbekli adam. Amir diye düşündüğüm muhterem, tabakta bulunan salatalıklardan bir kaçını masada oturan üç kişiye dağıttı.

Şöyle bir ayağa kalkarak, tabağını alıp açık büfeye gitti ve birkaç parça daha birşeyler koyup masaya döndü...

Konuşmalar duyulmuyordu ama, masada bulunan tavırlarından anlaşılıyordu bir yerlerin, birşeylerin başı olduğu. Benim dikkatimi çeken, böylesi erişilmesi zor makam koltuğunda oturuyorsanız.

 Toplumun birlikte olduğu yerlerde bulunuyorsanız. Alt kademe personelinden özel bir hizmet bekliyorsanız. Bu hizmet yerine getirilmiş iken neden tabağınızı alıp üstüne takviye yapma ihtiyacını hissettiniz? Böylesi bir davranış muaşeret kurallarının neresinde yazılı?..

Toplum olarak çevre temizliğinden, çevre korumacılığından üstüne basa basa ahkam kesmiş olmamıza karşın, nedense uygulamaya hiç yanaşmayız. Şu iki yazımda konu ettiğim öğretmenevi MTA’nın birlikte yararlandığı plaj ve çevresinin pisliğini görünce insanlığımızdan utanmamak mümkün değil. Çöp atıkları, kağıt, naylon, cam kırığı, meyve çekirdeği ve kabukları, yanında çocuk bezine varana kadar ne ararsan var o güzelim kum taneciklerinin arasında.

Köpekle kedi bile pisliğini kapatmaya çalışırken, biz insanlar diğer canlılardan farkımız olan aklımızı ve düşünme yeteneğimizi, iç güdüyle hareket eden hayvanlar kadar yerine getiremiyoruz. Bir bayan yanaşıyor şemsiyemizin yanına. Ankara’dan bir grupla geldiklerini söylüyor.

Şu güzelim cennet yurt köşelerinden biri olan Akçakoca neden bu kadar pis diyor. Söyleyecek söz bulamıyoruz, yüzümüz kızarıyor. Ve bayan anlatıyor.

Dün akşam üzeri kaldığımız yerden bir tırmık temin edip kum üzerinde ne kadar çöp varsa toplayıp poşetlere koyduk. Torbaları şu duvarın dibine yerleştirdik. En üste gelen torbanın üzerine de bir kağıt iliştirdik. Üzerine keçeli kalemle yazdığımız iki kelime “BIRAKTIKLARINIZLA UTANIN...”

Sabahleyin geldiğimizde torbalar açılmış, etrafa saçılmış. Biz nasıl temizlikle özdeşleşen bir düşüncenin insanlarıyız? Anlamak mümkün değil. Sahi siz öğretmenler bu konuları yeterince işlemiyor musunuz dediğinde, yüzüm alev alev olmuştu...

Bu yazı toplam 329 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim