eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

CEMAL SAFİ İLE BİR ANIMIZ

Umut Erdoğan

Kıymetli bir şiir kitabı mahiyetinde olan “Ya Evde Yoksan!”ı açıp her karıştırışımda, safi bir şairin, Cemal Safi’nin şiirlerini tekrar tekrar okumaktan zevk duyuyorum. Bundan bir sene evvel, ziyaretine gittiğimizde tanıdım Cemal Safi’yi. Şimdilerde hepsi Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi olan yakın dostlarım, Hacettepeli yedi genç Türkolog (Gökhan Erdoğan, M. Sefa Akça, M. Arif Erişmiş, Semih Diri, Ali Can Akdağ, Muhammed Emre Çakıcı) olarak Cemal Safi hocamızı ziyarete giderken, kalbim tatlı bir heyecan ve tarifsiz bir huzur içindeydi. Safi bir aşk adamını, gerçek bir söz ustasını görecektik. Altındağ’daki ofisine doğru çıkan yokuşta ilerlerken, şirin memleket Kalecik’in evladı, sevgili dostum Gökhan Erdoğan, lacivert gökyüzüne ve pırıl pırıl parlayan güneşe kaldırdı başını ve Cemal Safi’den şiir okumaya başladı:

“Emsalsizi tarif etmek marifet

Çölde çağlayanı anlatmak zor ya

Diyorlar ki bilmeyeni arif et

İki Karadeniz deruni derya

Kalecik karası gözlerin var ya” (Kalecik Karası)

Ondan sonra sırasıyla hepimiz Cemal Safi’den bir dörtlük okuduk. Sonunda Cemal Safi hocamızın ofisinin önüne geldik. Kalbimdeki tatlı heyecan yerini hasretini çektiğim bir saadetin şiirini yazan şairi görmenin heyecanına dönüştü. Kapıyı çalar çalmaz karşımızda şair Cemal Safi… Geniş alnında çizgi çizgi birikmiş aşklar, hüzünler, ayrılıklar… Gözlerinde bir tebessüm, tok bir sesle; “Hacettepeli gençler değil mi?”, hepimiz bir mırıldanmayla “evet hocam…” Bizi bir nezaket içinde içeri buyur etti. Bir koridordan geçtikten sonra odasına girdik. İçeride fokur fokur kaynayan çaydanlığın buğulu ve sıcak havası, bülbül sesiyle süsleniyordu. Cemal Safi, bizi karşısına alacak şekilde masasına oturdu. Kokusu tüm odayı sarmış çaydan ikram etti, hepimize memleketimizi sordu. Kendisi Samsunlu olan Cemal Safi, aziz dostum Mehmet Sefa’nın da Samsun- Vezirköprülü olduğunu öğrenince memleket sohbetine giriştiler. Sohbetimiz o kadar samimi bir hava içinde geçiyordu ki, işte Cemal Safi’nin şiirlerini okurken de aynı samimiyetin hazzı içinde kalıyordum. Ve nihayet edebiyat sohbetine geçtik… Cemal Safi, önce şairliğe nasıl başladığını anlattı. Safi, Samsun’un Vezirköprü ilçesindeki Kunduz Dağı’nda bir yaralı ceylanın gözlerinde gördüğü masumiyeti yıllar sonra bir kızda görmüş ve âşık olmuştur. Cemal Safi hocamız, âşık olduğunda 35 yaşındadır. Önceleri ufak tefek şiir denemeleri yapan Cemal Safi, 35 yaşından sonra hakiki bir şair olmuştur. “Âşık olunmadan şair olunmaz gençler” sözü dün gibi kulaklarımda çınlıyor. Türk halk şiirine ve modern şiirin geleneksel boyutuna oldukça vâkıf olan Cemal Safi ile Karacoğlan’dan Dadaloğlu’na, Gevheri’den Emrah’a dek sohbet ettik. “İmkânsız”, “Vurgun” , “Ya Evde Yoksan” gibi birçok şiirini yazma öyküsünü anlattı. Bodrum Katı dergisinin yöneticisi olan kadim dostum Ali Can, Candan Erçetin’in yorumladığı ”Git” adlı şiirinden söz açtı. Sohbet sıcak bir hava içinde ilerliyordu, söz merhum şair Abdurrahim Karakoç’tan açıldığında, “Hocam rahmetli Karakoç’un tabutunun üzerine zatıâliniz tarafından yazılmış bir dörtlük astınız. Yanlış hatırlamıyorsam mısralar şöyle idi: ‘Nasıl ağıt yakalım dinlerken Mihriban’ı/ Derdimizi dökecek kafiye mi bıraktın?/ Hece veznine aşık ettiğin gariban/ Teselli etsin diye Safi’ye mi bıraktın’ şeklindeydi değil mi?” diye bir soru sordum. Cemal Safi hocamız, gözleri dolu bir şekilde “Evet…” dedi ve ardından ekledi; “Karakoç tam bir Anadolu insanıydı. Her şeyiyle tam bir Anadolu insanı…”. Bu arada dostumuz Muhammed çayları tazelerken Safi hocamız şiir yazıp yazmadığımızı sordu. Ben hızlı bir atakla şiirimi cebimden çıkardım. Hocamızın masasının üzerine koydum. Cemal Safi hocamız şiire dikkat kesildi ve bu dörtlüğü okudu:

Kalbim mi azapta, gözlerin mi azap perisi;

Gecelerimi tutuşturan mavi bir kor sesi.

Çehren kalksa bir anda, dağlar aşılsa enginden,

Mevsimler çağıldasa o gözlerinin renginden.

Sonra başını kaldırdı ve tebessüm ederek; “Kim bu azap perisi” dedi. Ben de mahcup bir delikanlı tavrıyla “Herkesin bir azap perisi vardır hocam.” dedim. O anda odada kahkaha seslerimiz yankılandı. Başını salladı ve “güzel” diyerek kâğıdı almamı istedi. Hemen sonra Türkiye’nin genç şairlerinden Semih kardeşim cebinden bir şiir çıkardı. Şiir Peygamber Efendimizi öven bir naattı. Cemal Safi, natı da inceledi. Sonra bize döndü, “Hangi şiirimi seviyorsunuz?” diye sordu. Sanki anlaşılmışçasına herkes bir ağızdan “Tek Hece” dedi. Cemal Safi hocamız, o zaman bu şiiri okumam lazım dedi. Gür ve tok sesiyle “Tek Hece” şiirini okudu:

…

Kimsesizim, hımsım da yok, hasmım da,

Görünmezim, cismim de yok, resmim de,

Dil üzmezim, tek hece var ismimde,

Barınağım gönül denen yer benim!.. (Tek Hece)

Dörtlüğü ile şiir bitince Safi hocamızın gözlerinden yaş süzüldüğünü gördüm. Onun bu şiiri öylesine değil, büyük bir vecd-i aşk halinde, şiiri yaşayarak okuduğunu fark ettim. “Bu da size hediyem olsun çocuklar” dedi. Hani bazı ressamlar vardır; tablolarındaki denizleri, ağaçları, gökyüzünü mavi, yeşil ve sarı renklerle aydınlatırlar, rengi ışığa dönüştürürler. O an, Cemal Safi’nin de aşkı şiirleştirdiğini düşündüm. Adeta “Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim” diyen Yunus Emre gibi gönlü bir ev olarak kabul eder. Cemal Safi tertemiz Türkçeyle yazdığı şiirleriyle, en büyük hazinesi olan kalbini ve ruhunu keşfetmiştir. Safi bir kalp, safi bir ruh… Bu ruhun ve kalbin kendine mahsus güzelliği var; aşkın berraklığı. O sevgili olmadan cenneti bile sürgün sayar, zalim sevgilinin hasretini çekmektedir:

Ne kadar zulmetsen ah etmem sana

Her iki cihanda gül kana kana

Seninle cehennem ödüldür bana

Sensiz cennet bile sürgün sayılır (Vurgun).

Cemal Safi’yle olup Orhan Gencebay’ı anmamak olur mu? Cemal Safi hocamız, “Yakınmama bakmayın gönlümdeki yaradan/ Mutluluk sofrasında benimdir arslan payı/ Feryad ü figanıma ödül verdi Yaratan/ Aşkıma âşık etti bir Orhan Gencebay’ı” mısralarını Gencebay’a ithaf etmiştir. Orhan Gencebay’ı çocukluğundan itibaren tanıdığını söyleyen Cemal Safi, onun şiirlerini besteleme konusunda usta bir müzisyen olduğunu belirtti. Şiire bir vazife yüklemek isteyenlere, Cemal Safi’nin şiirlerinin hemen hemen hepsinin geleneksel şiir mahiyetinde olduğunu söyleyebilirim. Onun şiirini arabesk bulanlar da var. Kanaatimce onun şiirini arabesk/popüler bulmak yerine, hakiki manasıyla incelemek daha doğru olacaktır. Safi’nin şiirleri sevdanın yanında vatan, millet, tarih, hiciv gibi konuları da işlemektedir. Onun şiirlerinde esas karakter samimiyettir. İşte bu samimi hava onun sevda şiirleri dışındaki şiirlerinde de hissediliyor. Cemal Safi’yi bugün çok iyi bildiğini söyleyen şiir okuyucularının bazıları bile onun “Şehitlerimize”, “Gelin Birlik Olalım”, “Hû Sevi”, “Ecdadımıza” şiirlerini tanımıyor. Cemal Safi’nin şiirleri arasından pırıl pırıl Türkçe çiçekleri açıyor; ince, hazin ve rengârenk çiçekler…

Cemal Safi’yle sohbet bittiğinde odaya röportaj için bazı gazeteciler geldi. Nazik bir şekilde ayağa kalktı, birkaç fotoğraf çektirdikten sonra bizi kapıya kadar uğurladı. Hepimize Ya Evde Yoksan adlı kitabı imzalayarak armağan etti. Cemal Safi’yi yakından tanıyınca onun şiir hükmünü daha iyi anladım. Türk toplumunun hemen hemen her kesiminde dinlenen şarkıların söz yazarı olan Cemal Safi, maalesef şu ana kadar incelediğim edebiyat tarihlerinde ismen dahi yok. Ama şunu biliyorum ki, güzel memleketimizin bir köşesinde hakiki bir aşk şairi yaşıyor…

Bu yazı toplam 8452 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim