• BIST 107.041
  • Altın 143,619
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 24 °C

CENNET NERESİDİR ORAYA NASIL GİDİLİR

Hasan Dinç

Yılın belli günleri ve haftaları uluslar arası toplum, zümre, kesim ve meslek guruplarının dayanışma günlerine ayrılmış; bazı gün ve haftalarda sadece milli bütünlük içinde bazı kesim, zümre ve meslek guruplarıyla ortak gurur ve hüzünlü olaylarımızın anılıp hatırlanmalarına tahsis edilmiştir. Mesela Tıp bayramı, İşçi bayramı, basın bayramı,  Anneler günü vs. gibi günler dünya uluslarının ortaklaşa kutladıkları mesleki dayanışma günleridir. Öğretmenler günü, Çiftçiler Günü, Yeşilay Haftası, Polis Haftası, şehitler ve gaziler vb. gibi gün ve haftalar da ulusal düzeyde kutlanılan gün ve haftalardır. Geçtiğimiz hafta 8 Mart günü kutlanılan Dünya Çalışan Kadınlar günü de Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş bütün dünya milletlerinin ortaklaşa kutladıkları günlerden biridir.

8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar günü ülkemizde her sene en etkin biçimde ve yüksek düzeyde katılımlarla kutlanılan günlerdendir. Bu senede öyle oldu. Hem yurt genelinde geniş bir şekilde kutlanıldı, hem de devletin en tepe temsilcilerinin katılıp konuştukları toplantılar düzenlendi. Sayın cumhurbaşkanı tartışılmaların odağı olmaktan henüz kurtulamamış sarayında ülke genelinden davet edilen kadınlarımızın katıldığı bir toplantıyla Dünya Çalışan Kadınlar Günü kutlamalarına ev sahipliği yapmış; hemen, hemen bütün TV kanallarında naklen yayınlanan bir de konuşma yapmıştır.

  Bu tür toplantılarda genelde kutlanılan gün hangi kesim ya da meslek gurubunu ilgilendiriyorsa konuşmacılar o kesim ve meslek gurubunu onurlandıran konulara değinir, o meslek mensuplarını gururlandıran mahiyette konuşmalar yaparlar. Mesela öğretmenler gününde öğretmenlik mesleğinin değerinden, o mesleğe verilen önemden bahsedilir, konuşmalarda toplumun ya da bütün insanlığın ortak değeri haline gelmiş büyük insanların o meslekle ilgili söylediği bir iki cümlelik vecizelere özellikle yer verilir. Mesela “Hz. Ali’nin Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, Eflatun’nun “öğretmenlik Tanrı Mesleğidir” sözü ve Atatürk’ün “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözü bu günlerde unutulmaz ve her konuşmacı bunlara başka kişilerin sözlerini de ekleyerek konuşmalarını zenginleştirmeye çalışır.

  Eğer kutlama köylüleri, tarımı ve çiftçileri ilgilendiriyorsa Atatürk’ün “Bu milletin efendisi müstahsil olan köylüdür” sözü asla ihmal edilmez.

Sayın Cumhurbaşkanının 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlara yaptığı konuşma da bu çerçevede yapılmış bir konuşmadır. Konuşmasının bir yerinde Peygamberimizin bir hadisiyle kadınlara seslenmiş ve “Cennet anaların ayağı altındadır” ifadesinde bulunmuştur. Hemen bunun arkasından merhum annesini anarak “Ben anacığımın ayağının altını hep öpmüşümdür. Bana öptürmek istemediği zaman benim cennete gitmemi istemiyor musun? der, ayağının altını öpmeye razı ederdim” diyerek hayatından verdiği bir örnekle konuyu daha da güçlendirmeye çalışmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanının söylediği ve Peygamberimize ait bu “Cennet anaların ayağı altındadır” sözü mecaz anlamında bir ibaredir. Mecaz gerçek anlamıyla kullanılmayıp benzerlik ve benzetme ile başka bir anlamda kullanılan sözlere denilir. Bu anlamda kullanılan dilimizde çok söz vardır. Mesela “Kızını dövmeyen dizini döver”  sözü mecazen söylenilmiş bir sözdür. Dizini dövmek pişman olmak, nadim olmak demektir. Kızını dövmek ise kızını küçük yaşta iyi yetiştirmemek, güzel ahlâk ve bilgilerden uzak tutmak, onu kendi haline bırakmak gibi anlamlara gelmektedir. Yani dövmekle bir ilgisi yoktur. O nedenle sözün gerçek anlamı “küçük yaşta kızını güzel yetiştirmeyen sonra pişman olur” manasına gelmektedir.

Peygamberimizin bu güzel ve veciz sözü de söylenildiğinin dışında başka bir anlam ifade etmektedir. Yani mecazen cennet annelerin rızasını ve gönlünü kazanmak, ona hak ettiği gibi hizmet etmek, anneleri hoş tutmak, onların memnun olacakları davranışlar içinde olmak, üzmemek, mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “öf bile dememekle” girilebilecek yüce bir makamdır. Bütün dinler iyi insanların ölümden sonra varacakları böyle görkemli bir yurttan bahsetmekte, buraya girebilmenin şart ve yollarını mü’minlerine öğretmektedirler.  Yüce Peygamberimiz de cennete girebilmenin önemli yollarından biri olarak ananın rızasını ve gönlünü kazanmak, onu kendinden razı olabileceği hizmetlerde bulunmak şeklinde ifade ederek dinimizin anaya genel olarak da kadına verdiği değeri ortaya koymaktadır.

Cennet her türlü nimetlerin bulunduğu, bütün güzelliklerin mevcut olduğu, gireceklerin her türlü ihtiyaçlarının karşılandığı, keder ve üzüntülerden uzak bir hayatın yaşandığı, dünya nimetleri ve güzellikleriyle mukayese kabul etmez üstünlüklere sahip bir ebedi yurttur. Bu sebeple başta kutsal kitaplar olmak üzere bütün peygamberler insanları cennete davet eder, bu ebedi ve güzel yurda girebilmenin yol ve şartlarını vazederler.

Sayın cumhurbaşkanının anladığı ve uyguladığı anlamda ana ayağı öpmekle cennete girilebilir mi bilmem. Ancak, Peygamberimizin o ibareye yüklediği anlamın Sayın cumhurbaşkanının uyguladığının çok dışında olduğu kesindir. Peygamberimiz mü’minleri ana ayağı öpmek yerine ana gönlünü kazanmaya, rızasını tahsil etmeye, ana hoşluğunu ve memnuniyetini celp edecek tavır, söz ve davranışlarda bulunmaya davet ettiğinden şüphem yoktur. Bu yolla hem analarımıza ve kadınlarımıza değer vermiş, hem de Peygamberimizin müjdelemiş olduğu güzel yurda kavuşmuş olabiliriz.

Yüce Peygamberimiz analarımıza ve kadınlarımıza öyle bir büyük değer vermiştir ki onları cennetin kapısına yerleştirmiş, oraya girişi onların rızasına bağlamıştır. Kim ki anasının gönlünü ve rızasını kazanır, şüphesiz cennetteki ebedi yurdunu da kazanmış olur. Deve mübarektir diye si….yle abdest alınmaz, ana ayağı öpmek ve tabanı yalanmakla cennete girilmez.

Bu yazı toplam 1770 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim