• BIST 99.547
  • Altın 237,002
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

CENNETTEYMİŞ GİBİ YAŞAYALIM !

Onur USTAOĞLU

Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...



 

Adamın biri bir gün ben cenneti ve cehennemi görmek istiyorum diyerek almış bohçasını sırtına düşmüş yollara. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Derken önündeki yolun ikiye ayrıldığını gürmüş. Öykü bu ya, yolun ikiye ayrıldığı yerde bir melek varmış. Adam: hemen meleğin yanına giderek, Ben cennet ve cehennemi arıyorum. Bu yollardan hangisi beni istediğim yerlere götürür diye sormuş

Melek: tam yerine geldiniz bu yolların birisi cennete diğeri de cehenneme çıkıyor deyince adam heyecanlanmış. Peki, ben oralara gidip tekrar geri gelebilir miyim? Demiş. Melek: gülümseyerek tabi gelin gezelim demiş önce nereyi görmek istersiniz? Adam: cehennemi diye cevap vermiş. Melek: buyurun buradan demiş.

Azıcık yürüdükten sonda saray gibi bir yere gelmişler. İçeri girmişler içeride lüks eşyalar her şeyin en iyisi varmış. Adam sormuş burası nasıl cehennem? Herkes nerede? Melek: herkes yemekte beni takip edin onların yanına gidelim. Birazcık daha yürümüşler. Karşılarına mükemmel bir masa çıkmış masanın üzerinde çeşit çeşit yiyecekler varmış “hani deriz ya kuş sütü eksik diye yani kuş sütü bile varmış.” Masanın etrafında da bir sürü kişi oturmuş yemek yemeğe çalışıyormuş.

Adam şaşırmış ve yanındaki meleğe bir kez daha sormuş. Buranın cehennem olduğundan emin misiniz? Melek:  evet diyerek izleyin demiş. Adam: masada yemek yiyenleri izlemeye başlamış. Masadakilerin yüzleri hiç gülmediklerini, birbirleriyle tek kelime etmediklerini, ellerinin olmadığını görmüş. Kolları sadece dirseklerine kadarmış ve dirseklerine taktıkları kaşıklarla o muhteşem yemekleri yemeye çalışıyorlarmış. Ama bir türlü ağızları dirseklerindeki kaşığa ulaşamadığı için o nefis yemekleri yiyemiyorlarmış. Yine de hepsinin aklında en çok ben yiyeceğim düşüncesi varmış.

Adam bunu görünce meleğe dönmüş. Gerçekten burası cehennemmiş, o yemekleri bu şekilde yiyememek ve aç kalmak cezaların en büyüyü. Peki, birde cennete gidelim. Melek: beni takip edin der. Yol ayrımına geri dönüp cennete giden yola girerler. Adam: güzel kızlar huriler görmeyi beklerken, cehennemde girdiği saraya benzer yerin aynısını görünce meleğe yollarımı şaşırdınız buraya demin gelmiştik der. Melek: her zamanki gibi gülümseyerek beni takip edin der.

O masanın etrafına yine gelirler. Bu sefer masadakiler birbirleriyle sohbet ediyor. Gülümsüyor olduğunu görürler. Adam: Masadakilerin kollarına bakar aynı şekilde dirsekten aşağısı yoktur ve aynı şekilde kaşık takılıdır. Biraz izledikten sonra masanın etrafındaki herkesin yanındakine yemek yedirdiğini görür. Melek sorar Farkı göre bildiniz mi? Adam kafasını sallayarak “Evet” cevabını verir.

Evet, kıssadan hisse bir öykü ile başlamak istedim yazıma anlatmaya çalıştığım öyküdeki gibi yardımlaşmak, başkaları için bir şeyler yapmak. Ne kadar güzeldir. İnsanı mutlu eder hayatı cennete çevirir. Lakin günümüzde biz bunları hep unutuyoruz! Yasalarımız bile artık sivil şekilde insanlara yardım etmeyi yasaklar hale geldi. Örneğin sosyal medyada organize olup Görme problemi olan insanlar için kitap seslendirmesi yapan ekipler yasalarımıza göre artık bunu yapamayacak,

Yasalarda görme problemi olanlar için seslendirme yapan ekiplerin dernek vakıf ya da Üniversite olması veya bu kuruluşlarla iş birliği yapması isteniyor. Şimdi bu yasaları hazırlayanlara birkaç sorum olacak hiçbir kuruma bağlı olmadan gönüllü insanlar bir araya gelip iyilik yapamayacaklar mı? Peki, bu ekiplerin yardımcı olduğu görme problemi olan arkadaşlar ne yapacak?

Bakın Sayın yetkililer tamam bu konuyu kontrol altına almaya çalışıyorsunuz ama farkında mısınız? Gönüllü olan insanların engelleri aşma hevesini kırıyor adeta onlardan hesap soruyorsunuz! Yazarların hakkını koruyacağız diye engellenenlerin önüne bir engelde siz koyuyorsunuz! Naçizane bir yazar olarak düşündüğümde “gerçi benim kitabım zaten sesli” ancak sesli olmasa ve biri bana kitabını sesli hale getiriyoruz ya da kitabını sesli hale getirdik dese sevinirim. Telifmiş, falanmış, filanmış hiçbir şeyde istemem.

Yani arkadaşlar demek istediğim şey şu ne olursa olsun bu tür işlerde insanları dernek vakıf ya da üniversiteye bağlı olacaksınız veya onlarla iş birliği içinde olacaksınız diye zorlamamalısınız!” bu gönüllü ekiplerde öyle insanlar oluyor ki, isimlerini bile söylemekten imtina ediyorlar. Bir iyilik yapılırken isim söylemek doğru değildir biz büyüklerimizden böyle gördük böylede devam etmek istiyoruz. Yaptığımız iyiliklerin hesabını hiç kimseye vermek zorunda değiliz diyorlar

Buradan TBMM deki yetkililere sesleniyorum “Lütfen ilgili yasayı tekrar gözden geçirin gerekli düzenlemeleri yapın ve insanları yardımlaşmaya teşvik edecek yasalar çıkartın.” öyküde olduğu gibi el birliği ile yardımlaşarak engelleri aşıp hayatımızı cennet gibi yapalım.

 

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolu Olay Gündem Gazetesi…  

 

Bu yazı toplam 1460 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim