• BIST 1.034
  • Altın 483,317
  • Dolar 7,2420
  • Euro 8,5968
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C

ÇEŞME BAŞI

İlhami Candemir

                                   

           Sayın okuyucular, dün -sonradan mahalle statüsüne alınan- bir köyün içinden geçerken, çeşmeden akan suyun yayladan geldiğini bildiğim için arabamda bulunan bidonumu doldurmak istedim. Çeşmenin başında iki araba ve iki genç var, birisi, bir-kaç bidonundan birisini doldurmaya  çalışıyor, diğeri ise -benim gibi akıllı telefonu yeni almış galiba- telefonu ile meşgul. Elimde bidon-  büyüklere saygıda kusur edilmeyen bir İslam ülkesinde  yaşadığımı sanarak-  selam verdikten sonra “ su almakta olan gence “delikanlı senin bir-kaç bidonun daha var, bana müsaade eder misin,ben bidonumu doldurayım gideyim” deyince, hem o genç ve hem de telefonu ile meşgul olan genç arabasından inerek” amca acele işimiz var, siz arabanızda oturun, sıranızı bekleyin” demezler mi.Beklenmedik bu cevap karşısında suyumu almadan uzaklaştım,eve geldim, yıllar öncesi ”ne idik ne olduk” diye okuduğum bir kitabın adı aklıma geldi ve “ne idik ne olduk” diyerek  bu husustaki düşüncelerimi ve tabii ki üzüntülerimi   siz sayın okuyucularla paylaşmak istedim;

             Benim karşılaştığım bu olay sanırım “NE OLDUK”un cevabıdır.Yani geldiğimiz noktanın, nasıl bir gençlik yetiştirdiğimizin trajik bir cevabıdır.Gelelim  NE İDİK”İN(ney dik’in) cevabına; Benim küçüklüğümde ve gençliğimde (  1940 lı, ellili yıllar) büyüklerimize nasıl yardım edebilirdik diye adeta  BİRBİRİMİZLE yarışırdık.Hiç unutmam,  7-8 yaşlarımda hayvan otlatırken köyümüzden hacı  HAFIZ amca-görüldüğü gibi şimdi nasılsa o dönemlerde de hacı da vardı hafız da vardı - her nedense hayvanları ile çift sürerken susamış,suyu bitmiş,bana seslenerek” amcasının ben hayvanlarına göz-kulak olurum,hadi bana köyden bir ibrik su getiriver” dedi, tabi ben de hemen koşar adım köye giderek ona bir ibrik su getirmiştim.Ben burada kendimi örnek vermekle “kendisini beğenmeyen çatlarmış” atasözünü hatırlayanlar olabilir diye düşündüğüm için diyorum ki, yukarıda “büyüklerimize nasıl yardım edebiliriz diye adeta biri BİRİBİRİMİZLE yarışırdık” dediğimi hatırlatmak isterim.Yani hepimiz öyle idik.Zira bizlere büyüklerimiz tarafından olsun,  1933 lerde kabul edilen AND’ımız ile olsun  “küçükleri sevmeyi büyükleri saymayı” Amentü duası gibi hiç unutmamacasına öğretmişlerdi.

               Sayın okuyucular,madem dertsiz başımı derde sokarak bu konuya girdim  bari bu olayı vesile yapıp  makarayı geriye sararak geçmişi ve bu günü de karşılaştırayım dedim.

               Geçmişte,bir esnaf siftah ettiğinde gelen diğer müşterisini komşu esnafa yönlendirirdi.(Ahi geleneği)Şimdi ise gelen her müşterinin adeta  yakasından tutarak  kendi dükkanına sokmak isteyenleri görüyoruz.

                 Geçmişte köylü  erkekler pazara zembille,kadınlar ise del güçle inerlerdi.(Zembil hasırdan yapılmış omuza asılan bir nevi çantadır,del güç ise kadınların cübbe gibi giyip eteklerini arkadan  omuzlarına alarak sırtlarında oluşturdukları bir nevi heybe dir )Pazardan alınan YİYECEKLER  -alabilen var alamayan var- denilerek zembilin ve del gücün içine konularak-adeta gizlenerek-  kimsenin görmemesine dikkat edilirdi.Şimdi ise alınan kirazlar,şeftaliler, muzlar,incirler ne  alınmışsa poşetin içinde arz-ı endam ediyorlar.Daha vahimi TV reklamlarında mangalda kızartılan sucuklar mı dersiniz,tavuk kanatları mı dersiniz, pirzolalar mı dersiniz,pastalar, pastırmalar mı dersiniz,dondurmalar mı dersiniz velhasıl ne kadar cazip yiyecek varsa  TV.ekranlarında boy gösteriyorlar.Peki onları alamayan ana-babaların, çocukları karşısındaki durumlarını, psikolojik  sıkıntı ve yıkıntılarını tahmin edebiliyor musunuz sayın okuyucular. Bu tablo beni rahatsız ettiği için- ki sizleri de rahatsız ediyordur diye düşünüyorum-alkole getirilen reklam yasağı  gibi bir yasak da yiyecekler için getirilemez mi acaba diye düşünüyorum.(Reklam nesnenin gösterilmesi suretiyle değil isim ve marka ile sınırlı olamaz mı ? olur.

                 Dün beş on kuruşu olanlar paralarını bankaya değil mutemet olarak gördükleri esnafa bırakırlardı.( Evde konuşulurdu, falancanın parası falanca esnafta duruyormuş denildiğini hatırlıyorum).Şimdi ise elinde parası olan bankaya yatırıyor FAİZ alıyor,esnaf ise bankadan kredi alıyor, faiz ödüyor.

                 Dün boşanmalar istisna idi bu gün olağan ,

                 Dün kadın cinayetleri istisna idi ,bu gün olağan,

                  Dün hırsızlık,gasp,yağma suçları nadirdi,bu gün olağan.

                  Dün yediğimiz tüm gıdalar saftı, TEMİZDİ, şimdi  ise kimyagerler çoğaldı,raflar ve pazarlar tağşişli gıdalarla doldu.(Tağşiş, bir şeyin içine başka bir madde karıştırma-katıştırmadır. TDK).                                                                                                 

                 Dün ceza evleri boştu,bu gün –askerin tüfek talimi gibi- doldur-boşalt ama  yine doldu.

                 Dün haram içen(alkol alan) çoktu,haram yiyen azdı,şimdi ise haram içen az,haram yiyen çok.(Bu gün Türkiye’de 900 icra dairesi , 20 milyon icra dosyası var.Bu ne demek 20 milyon dosyadaki  kul hakkı raflarda bekliyor demek.)

                   Sayın okuyucular , velhasıl kelam(sözün özü)biz neden böyle olduk diye kara kara düşünürken ve de üzülürken  medyaya bomba bir haber düştü.Atatürk’ün müze statüsüne aldığı Ayasofya ibadete açılmış. Atalarımız “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” yani insanoğlunun hafızası UNUTKANDIR demişler ya - sizleri bilmem ama-ben bu olay nedeniyle “NE OLDUK’ u” yani hal-i pürmelalimizi(acıklı durumumuzu) unuttum! Ya sizler.

                     Hoşça kalın.12/07/2020

                                                                                       İLHAMİ CANDEMİR

                    

Bu yazı toplam 2092 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim