eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.896
  • Altın 151,227
  • Dolar 3,6568
  • Euro 4,3252
  • Bolu 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Çevre ve insan

Mustafa Öz

Allah evreni yaratırken belli bir denge üzerine oturtmuş. Bazı bilim adamları YARATILIŞ'a inanmadıkları için gelişmeleri ve sonuçlarını hep bilimsel metodoloji ile açıklıyor. Ancak sonunda o neden meydana geldi sorusuna takılıp kalıyorlar. Yaşadığımız dünyada hiçbir şey tesadüfen olmuyor. Her şeyin bir sebebi var. Dünyaya hatta evrene (uzay) yön vermeye kalkan insanoğlu, bilim adına keşif yaptıkça şaşırıyor. Adeta dudakları uçukluyor. Milyonlarca ışık yılından bize ışık gönderen gezegenler yeni yeni tanınıyor. Allah Kuran-ı Kerim’de her şeyin bir başlangıcı ve sonu olduğunu söylüyor. Dünyanın sonu da KIYAMET neticesinde gelecek bütün canlılarla birlikte insanlık yok olacak. Bu yok oluş bedenen bir yok oluş, ruhen herkes yeniden dirilip hesap verecek.

İnsan yaşadığı dünyaya ve onun üzerindeki canlılara, cansızlara hükmederek hırsını, kinini, kısaca egosunu tatmin ediyor. Hakkı olanı değil olmayanı isteyince adalet terazisinin düzeni bozuluyor. Adaletin bozulduğu yerde kan, gözyaşı, sömürü, yıkma, yok etme, talan her şey görülebiliyor. Oysa insan yaradılanların en şereflisi olarak kendini tanırsa, yaradanı tanırsa, çevresini bu gözle tahlil etse DÜNYA bu kadar kötü olaylarla karşılaşmaz. İşler içinden çıkılmaz hale gelmez.

Dünya kurulduğundan beri tabii ömürlerini tamamlayıp yok olan canlılar, cansızların dışında bizim müdahalelerimiz sonunda yok ettiklerimiz ne kadardır..?

Bıçak kemiğe dayanıncaya kadar bu hesabı yapan da yoktu. Bu soruyu soran da yoktu. Giderek suyun kirlenmesi, havanın kirlenmesi, ormanların ve yeşil çevrenin yok edilmesi sonucu kitlesel ölümler, salgın hastalıklar yaygınlaştıkça, artık insanlar biz ne yaptık demeye başladılar. Dün yaşadığı ortamla ilgilenmeyenler, ona sırtını dönenler, bugün neden niçin sorusunu sormaya başladılar. Kaybettiklerimizi geri getirebilir miyiz. Maalesef bu mümkün görünmüyor. Teknolojideki gelişmelerle hayatımızı kolaylaştırırken, öbür yandan da bilerek ve bilmeyerek sonumuzu hazırlıyoruz.

Türkiye’de yaşayan bizler ürettiğimiz gıdalarda, kullandığımız suda, yeşil çevrede öyle tahribatlar yapıyoruz ki, bunu aklı olan kimse yapmaz.

Ev yapmak için ormanı yok ediyoruz. Fabrika için 1. sınıf arazilerimizi yok ediyoruz. Ulu orta her yere çöp döküyoruz. Her su başını, her piknik alanını çöplüğe çeviriyoruz. Her canlıyı avlıyoruz. Öldürüyoruz ama her birinin doğal denge üzerinde etkisi olduğunu iş işten geçtikten sonra öğreniyoruz. Yeraltı sularının kirlenmesi halinde kısa sürede nasıl binlerce kişinin hastalandığını yakında gördük.

Para hırsı bazılarının o kadar gözünü kapatmış ki zehirli atıkları ulu orta her yere bırakıyorlar. Ya da gömüyorlar. Sonuçta yaşanılmaz bir çevre, kitlesel hastalılar olan yine bize oluyor. Dünyanın en büyük çevre felaketi Atom bombası iken, onun yerini OZON tabakasındaki delik ve onun etkileri almıştır. Ülkemizde astım, kanser vb. hastalıklarda ciddi artışlar var. Şayet çevremize sahip çıkmaz, çevreye duyarlı olmazsak hepimizi ciddi tehlikeler bekliyor. Her fert bu konuda duyarlılığını göstermelidir. Devlet ve onun kurumları yöneticilerimiz, siyasetçilerimiz beylik lafları “ucu nereye giderse gitsin sorumlular bulunacak” bırakıp gereğini yapsınlar.

Kendini düşünüp milleti ve onun geleceğini yok edenler hangi işi yaparsa yapsın, hangi nedenle yapıyorsa yapsın mazur görülemez, gösterilmemelidir. Dünyamıza ilahi KIYAMETE kadar sahip çıkmamız şarttır.

21.04.2006

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim