• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 1 °C

CHP düzen içi bir partidir

CHP düzen içi bir partidir

Bir döneme damgasını vuran DEV-GENÇ Başkanı Mehmet Ali Yılmaz'la görüştüm. Yılmaz, güncel siyasete ilişkin değerlendirmeler yaptı.

RÖPORTAJ: ZEKİ ERCİVAN

Mehmet Ali Yılmaz, Türkiye sol hareketinin önderlerinden ve bir zamanların efsane gençlik örgütü DEV-GENÇ'in başkanı. Mehmet Ali Yılmaz aynı zamanda Bolu'nun damadı. Elmas Gıda olarak yıllarca Bolu'ya hizmet eden, Burhan Okan'ın damadı. Eşi Sümer Okan, ODTÜ mezunu TÜBİTAK'ta çalışıyor. Tek kızları ise Kanada-Toronto üniversitesinde istatistik üzerine post doktora yapıyor. Mehmet Ali Yılmaz'ın gençlik yıllarından beri arkadaşı olan gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Süha Alparslan'ı ziyaretinde, onları baş başa bırakmadan önce Mehmet Ali Yılmaz'ın güncel siyasal yaşama dair görüşlerini alalım dedik. Süha Alparslan'a da Mehmet Ali Yılmaz'ı soralım diye düşündük.

Süha Bey, Mehmet Ali Yılmaz ile arkadaşlığınız, o günlere geri dönersek nerde nasıl başladı?

Sümer, Mehmet Ali'nin eşi benim ilkokuldan beri arkadaşımdı. Sümer ODTÜ'ye girdikten sonra da arkadaşlığımız devam etti. 70'li yılların başında Mehmet Ali ile beraber Bolu'ya geldiklerinde de Halkevi'nde Mehmet Ali'yle tanıştık. Mehmet Ali daha sonra kısa adı DEV-GENÇ olan Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun Başkanı oldu. DEV-GENÇ Ankara, İstanbul ve Erzurum yükseköğrenim gençlerinin oluşturdukları dernekler tarafından kuruldu. Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu'na dördüncü olarak katılan dernek ise Bolu Yüksek Öğrenim Derneği idi. Ben de bu derneğin yöneticilerindendim. Mehmet Ali ile o yıllardan bu yana tanışırız.

İlerleyen zamanlarda Mehmet Ali Yılmaz ile münasebetleriniz nasıl oldu?

Biliyorsunuz 1970'li yıllar Türkiye'nin çalkantılı yılları yükselen halk muhalefeti ve onu durdurmaya çalışan egemen güçler arasında gelişen provokasyonlarla dolu bu günleri hiç benzemeyen mücadele yılları. Mehmet Ali ile zaman zaman Ankara Siyasal ve ODTÜ-ÖTK'da alan toplantılarında karşılaştık. Sonra biliyorsun Kenan Evren ve 12 Eylül 1980 darbesi ülkedeki bütün dengeleri altüst etti. Binlerce insan tutuklandı, gözaltına alındı. İşkencelerde hayatını kaybetti. Tarihi o süreçte Mehmet Ali de tutuklananlar arasındaydı. Mamak'ta uzun süre tutuklu kaldı. İlginç dönemleri vardır, onlardan pek konuşmak istemez Mehmet Ali. Mesela iki sene Muhsin Yazıcıoğlu ile aynı hücrede kaldı. O iki yıl hakkında hiç konuşmaz. Düşünün o dönemde Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Başkanı, Mehmet Ali DEV-GENÇ Başkanı ve birlikte geçen 2 yıl. Ulusal basın dahil, bu konuda hiç konuşmadı Mehmet Ali. Sana da bir şey söyleyeceğini zannetmiyorum.

Zeki Ercivan: İki eski arkadaş arasında süren sohbetin arasına sıkıştırabildiğim bu röportaj benim için çok önemliydi. Süha Alparslan, Mehmet Ali Yılmaz için Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte geçirdiği yılları sana anlatmaz deyince, aslında bütün hayallerim suya düştü. Türkiye'nin çalkantılı bir dönemine tanık olmuş ve hareketli yılların merkezindeki tanıklarından biriyle belki de mesleki yaşantımın en önemli röportajlarından birini yapacağımı düşünmüştüm. Ama olsun Mehmet Ali Yılmaz'ın güncel gelişmelere yönelik sorduğum sorulara verdiği cevaplarda çarpıcıydı. İşte o hareketli ve kanlı yıllara tanık olmuş bir öğrenci liderinin bugüne dair değerlendirmeleri.

Türkiye'de solun çok önemli bir dönemine tanık oldunuz. Bu günkü koşullara baktığınızda, sol geçmişte olduğu gibi yeniden yükselebilir mi?

1980 yılından sonraki dönemde dünyada genel olarak oluşan neoliberal baskılar sonucunda tehcirlerin başını çektiği dönemde solda bir düşüş süreci yaşandı. Özellikle de Sovyetler Birliği'nin 1989 yılında başlayan çöküşüyle birlikte Dünya'da bir gerileme söz konusu oldu. Bu arada Türkiye'de genel olarak 24 Ocak kararlarından sonra 1980 yılındaki Türkiye'de solun kontrol altına alınması ve tasfiye edilmesi yönünde bir faaliyet içersine girildi. Türkiye'de de solun tasfiyesi için bir faaliyetin içine girildi. Bu bağlamda 12 Eylül darbesi yapıldı. 12 Eylül süreci içersinde şüphesiz solun ezilmesi ve tasfiyesi anlamında ciddi adımlar atıldı. Bu süreç etkilerini hala sürdürüyor. Fakat özellikle dünyadaki genel olarak neoliberal politikaların etkileri ile sol hareket büyük bir geri çekilme süreci içerisine girdi. Fakat bu son 2008 kriziyle birlikte kapitalizmin içine girdiği bu büyük ciddi krizle birlikte solun yeniden yükselme döneminin başlayabileceğini düşünmek lazım. Görünende bu var.

Bahsettiğiniz yükselmenin şuan bir örneği var mı?

Latin Amerika'daki gelişmeler ve Latin Amerika'nın büyük ölçüde sol iktidarlar tarafından yönetilmekte olması bu işaretlerden bir tanesi. Türkiye'de de bazı gelişmelerin söz konusu olduğu söylenebilir. Mesela Taksim 1 Mayıs gösterilerinin öncesinde yaşanan gelişmeler. Türkiye'de tekel direnişi. Diğer işçi kesimlerinde çok büyük olmasa da ortaya çıkan direnişler. Bu direnişleri önemli saymak lazım. Gençlik içinde de zayıf da olsa solun kısmi bir yükseliş sürecinde olduğunu söyleyebiliriz.

Söyledikleriniz dünyanın içinde bulunduğu koşullara aykırı değil mi? Kapitalizm bugün belki de Dünya'da en tepedeki yerini almış durumda. Solun içinde bulunduğu koşullarda tekrar dirilebilmesi mümkün müdür?

Burada gerileyen ya da yenilgiye uğrayan kapitalizm. Emperyalizmin politikaları, yani neoliberal politikalar büyük ölçüde yenilgiye uğradı. Geçtiğimiz son iki sene özellikle bunu gösterdi. O politikaların, politik geçerliliğinin olmadığı ortaya çıktı. Kapitalizm şüphesiz bir takım yeni yöntemler geliştirebilir. Muhtemelen de geliştirecek. Neoliberal politikalar çok saldırgan politikalardı. Özelikle işçi sınıfına ve ezilen halka karşı çok ciddi saldırılar yaptılar bu dönem. Türkiye'de özelikle bu döneme baktığınız zaman, işçi sendikaları çok geriledi. 1980 öncesine göre çok az sendikalı işçi kaldı. Dünyada işçi hakları ve çeşitli kesimlerin sosyal hakları neoliberalizm döneminde budandı. Ama önümüzdeki dönemde de böyle sürecek diye bir şey yok. Daha umutlu bir dönemin açılmakta olduğunu düşünüyorum ben.

Peki, Türkiye'deki sol partiler bir araya gelebilir mi? Sorduğum sorunun çok ütopik bir noktada bulunduğunu biliyorum ama sizce sol birleşmeli mi?

Bu birliktelik lafı çok güzel bir laf. Ama bu durumun pratikte dünden bugüne ya da bugünden yarına hemen gerçekleşebilmesi ihtimali zayıf. Mesela geçtiğimiz yıllarda 1995 yılında ÖDP'de böyle bir deneyim yaşandı. Fakat çok başarılı olmadı. Birliğin sağlanması gibi bir durumun hemen olabileceğini ya da sağlanabileceğini düşünmüyorum işin doğrusu. Birlik söyleminin biraz zorlama bir söylem olduğunu düşünüyorum. Solun izlemesi gereken yol sol içinde bulunan partilerin kendi yolunu ve yöntemini belirlemesi. Kendi bağımsız örgütlenmelerini sürdürmesi. Bu siyasi yapıların çeşitli eylem birliktelikleri bazı güncel gelişmeler için bir araya gelmeleri daha mantıklı geliyor bana. Yani öyle sürekli bir birliktelik yapsınlar gibi bir tarzla yola çıkıldığı zaman ya da düşünüldüğü zaman bu sonuçta başarısızlık olur. Yaşadığımız deneyimler bunu gösterdi. O bakımdan bu tür zorlama teşviklerden çok, solu bir tür kalıplara sokmaya çalışmaktan çok yeniden solun daha özgür bir şekilde gelişebileceği koşulların geliştirilmeye çalışılması gerekiyor.

Peki, bu nasıl sağlanacak somut olarak bir örnek verirseniz…

Türkiye'de farklı siyasi örgütler var. Bu yapıların kendi doğrultularında kendi politikalarının hayata geçirilebilmesi doğrultusunda ama birbirleriyle kendi aralarında çeşitli gelişmeler içerisinde eylem birlikleri yaparak özgür çalışma ortamlarının oluşturulması ve eylem birliği yaparak bu süreci takip etmelerinin çok daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum.

CHP'nin sizin tanık olduğunuz dönemde solla organik bağları vardı. Bu günkü koşullarda baktığınızda CHP'yi sol bir parti olarak değerlendiriyor musunuz?

Burada bakılması gereken nokta sol kavramından ne anlaşıldığı. CHP'yi sosyalist bir parti gözüyle bakarsanız sosyalist bir parti değil elbette. Ama CHP ortanın solunda bir parti. Kendisini nasıl görüyor ben bilmiyorum işin doğrusu. Sosyal demokratız falan diyorlar ama. CHP izlediği politikaya baktığımız zaman düzen içi bir parti olma hüviyetinin ötesine gidemiyor. Yani düzenin değiştirilmesi anlamında bir takım faaliyetlerin içersinde olduğunu söyleyemeyiz. Tabi CHP'nin böyle bir yönelime girmesini de sosyalistler ister diye düşünüyorum.

16.05.2010


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Pislikçilere polis darbesi16 Kasım 2018 Cuma 12:03
  • Kemal Kazan’dan Türker Ateş’e Ziyaret16 Kasım 2018 Cuma 11:58
  • Gerede’ye yeni mesire alanı16 Kasım 2018 Cuma 11:56
  • 108 kişi yakalandı16 Kasım 2018 Cuma 11:54
  • Gölcük’te kartpostallık fotoğraflar16 Kasım 2018 Cuma 11:21
  • Yedigöller’in son hali16 Kasım 2018 Cuma 11:15
  • Bu araçtan kendi imkanları ile çıktılar16 Kasım 2018 Cuma 11:10
  • DEPREM OLURSA NE YAPACAĞIZ ?16 Kasım 2018 Cuma 01:33
  • Uyuşturucunun Kod adı “ŞEKER”16 Kasım 2018 Cuma 00:38
  • Bedelli takvimi açıklandı!16 Kasım 2018 Cuma 00:34
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim