• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -11 °C

Çocuğumuzun geleceği

Mustafa Namdar

            01.09.2005

Yaşamın doğumdan ölüm geçen evresi içinde olmasını istediğimiz güzellikler vardır. Çocukluktan kurtulup, fiziksel değişimle birlikte düşüncenin de şekillendiği bir gençlik çağı gelip kapıya dayanır. Kanın delişmen aktığı delikanlılık dönemidir bu. Herşeyi ben bilirim çağı olan çoğu kez hayatın gerçeklerinden uzaklaşıp hayal aleminde dolaşılan çağdır delikanlılık çağı. Kendine olan güvenin hakim olduğu, nasihata önem verilmeyen, sevgililerin rüyaları süslediği bir dönemdir bu.

Çoğu zaman ailenin ve okulda öğretmenlerin yapacağı rehberlikle olumsuzlukların girdabından çıkılır. Kimi zaman da o girdapta gelecek bilinmezlik içinde boğulur gidilir.

Zaman gelir okullar biter, bir işin ucundan tutulur. Delikanlılıkta rüyaları süsleyen sevgililere ait ateş yeniden yüreği yakmaya başlar yada önce aile sonra çevre, yuva kurmanın zamanı geldi diyerek baskılar kurulur.

Delikanlı büyümüş, bir işin sahibi olmuş evlenip yuva kurmuş çocuk istemiyle yaşamını şekillendirme projeleri yapar. Bundan sonraki yaşam, çocuklarının geleceğine yönelik hedefe kolay ulaşılabilecek engebesiz yol haritasını çizmeye başlanır. Yapılan bu yol haritasında, zaman zaman unutulan kilometre taşları olur. Aslında onun için hazırlanan yol haritasında da unutulmuştur bu kilometre taşları.

Çocuğumuzun gelişiminde, onun ilgi duyduğu alanlar, becerisine ait yetenekler, hep kendi istediğimiz şekilde olması istenir. Onun istediği hiç dikkate alınmaz. Çünkü, çocuğun düşüncesinden farklı, yaşamın öğrettiği deneyimlerimiz vardır. Çocuğumuzun göremediği, geleceği görebilme iç güdümüz vardır. Ne yazık ki bu ayrıcalıklı özelliklerimizi kullanırken, çocuğun mutlu olacağı onun hoşlandığı, yaparken güven duyduğu becerisinin ne olduğuna aldırış etmeden ille de bizim açacağımız kapıdan yürümesi istenir.

Şimdi velilerimizin çok iyi hesap kitap yapma zamanıdır. 2005-2006 eğitim-öğretim yılından itibaren ortaöğretim okulları dört yıl olmuştur.

Bu okulların birinci sınıfları da ortak sınıf olmuştur. Bu öğretim yılında ortaöğretim kurulunun ister meslek lisesi ister genel lisesinde okuyan öğrenci, ortak dersleri görecek, istediği alanlar ikinci sınıfta olacak ve de isteyen öğrenci koşullar tutuyorsa, istediği okula naklen gidebilecektir.

İşte ana babanın bu öğretim yılında çocuğunun yeteneğini daha iyi tanıyabilmesi için okulla ilişkisinin her zamankinden çok daha iyi olmayı düşündüğü meslek alanının yada kendi istediği alanın çocuğa ne kadar uyduğunu öğrenmek zorundadır.

Çocuğun geleceğine yönelik elbise dikiminde ölçü alınabilecek en iyi beden ölçüsü lise birinci sınıftadır. Aman ölçüyü yanlış almayalım. İlle de benim modelim deyip hiç giymeyeceği yada giymek zorunda kalıp da bedenini sıkan elbise içinde yaşamını press altında altında ezmeyelim. Hayatın acı gerçeklerinden edinilen deneyleri çocuğun ilgi alanında yoğurarak, ona yardımcı olmaya çalışalım.

Dost olalım, dost kalalım.

Bu yazı toplam 217 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim