ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.632
  • Altın 156,652
  • Dolar 3,8616
  • Euro 4,5594
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 2 °C

ÇOCUKLARIMIZ

Mustafa Öz

Ülkemizin nüfusunun %68'ini gençler oluşturuyor. % 48'ini ise 0 15 yaş arası çocuklarımız! Eğer çocuklarımızı iyi yetiştirebilirsek: beslenmesi, bedeni ve ruhi gelişimi, eğitimi iyi olursa ülke için büyük bir kazanç. Ancak ülkemizde bölgeler arasında gelişmişlik farkı var. Aileler arasında ekonomik ve kültürel açıdan çok fark var. Nüfusumuzun % 20'si okuma yazma bilmiyor. Okul çağına gelmiş öğrenim görmesi gereken çocuklarımızın % 7'si okula gidemiyor. Ya da gönderilmiyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde kız çocukları okula gönderilmek istenmiyor. Daha çocuk denecek yaşta ya tarlada çalıştırılıyor, ya da 13–15 yaşlarında evlendiriliyor. Ağalık baskısı, aşiret geleneği, töre uygulamaları nedeniyle çocuklar baskı altında kalıyor.

Cumhuriyetimizin ilanıyla yeniden yapılanan devletimiz ilköğretimini (daha sonra ortaokulu da içine alacak şekilde 8 yıllık eğitimi) zorunlu tutmasına rağmen eğitim ve öğrenimde kalite ve seviye açısından arzu edilen yere gelemedik. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı büyük bir kıvançla kutluyoruz. Yeri geldiğinde de çocuklara armağan edilmiş bayramı olan TEK ÜLKEYİZ diye övünüyoruz.

—Çocuklarımızın bedensel ve ruhsal gelişimini yeterince sağlayamıyoruz.

—Çocuklarımıza ailede ve sokakta şiddet uyguluyoruz.

—Çocuklarımızı istismara çalışıyoruz. (Cinsel istismar, ekonomik istismar ve suça yönlendirme yoluyla istismar uyguluyoruz Siyasi istismar uyguluyoruz.)

—Devletimiz iyi niyetle Kadın ve Aileden sorumlu Bakanlık oluşturmuş, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığımız var. Ancak bu bakanlıklar sorunların üstesinden gelecek ÇAĞDAŞ UYGULAMA ve YAKLAŞIMLARI maalesef hayata geçirmiyor.

Özellikle devletin kontrolündeki Çocuk Esirgeme Kurumu ve okullarından kamuoyuna çok olumsuz olaylar yansıyor. Sorunun çözümüne bir bütün olarak bakmak yerine: Ya kadroları değiştirme, ya da fiziksel şartları iyileştirme gibi yaklaşımla bakılıyor.

Oysa toplumsal olaylara Toplum Mühendislerinin (sosyologların) araştırmalarına göre köklü çözümler üretmek gerek. Çocuklarımız toplumumuzun parçası, onların sorunları toplumun sorunlarıyla özdeş.

Bir yanda oldukça açık bir toplum modeli, öbür yanda içine kapanmış muhafazakâr bir model var.

Eğitim sitemimiz öğrenmeye programlandığı için eğitim (toplumsal değerler, kişisel gelişim vb.) maalesef yok. Aileler çocuk eğitmeyi bilmiyor. Ya çok korumacı (bağımlı) ya da çok dışlayıcı, itip kakan bir yapıda çocuk eğitiyoruz. Bu da sorunları azaltmıyor, çoğaltıyor.

Toplumsal refah ve huzur için; Toplumu oluşturan fertlerin iyi yetiştirilmesi gereklidir. Sorun üreten bireylerden SORUNLU TOPLUM, sorun çözen bireylerden ise MEDENİ TOPLUM çıkar.

Bir üniversite rektörümüz ile sohbet ediyorduk. Kendisi iyi bir eğitimci (milli eğitim bakanlığı müştaşarlığı yapmış.)

Bana dedi ki : “Bizim eğitim ve öğretim sistemimiz ARIZALI (eksik şahsiyetli) insan yetiştiriyor. Hile, çalma, küfür, adaletsizlik, siyasi ahlaksızlık, rüşvet, torpil hep eğitim görmüşlere bulaşan hastalıklar. ABD veya Rusya bütün bütçesini harcasa bizim eğitim sistemimizin yaptığı zararı sağlayamazdı” dedi. Bu sözler önce bana abartılı gibi gelmişti. Gözümün önüne ülkemizi ve aydınlarımızı, siyasetçilerimizi, iş adamlarımızı, inanç önderlerimizi getirdim. Uygulamalar ve sonuçları bir film gibi akıp gidince: Hocam doğru söylemiş hepsi doğru diye hak verdim.

Son yıllarda Türk toplumunun temel değerlerini dinamitleyen olaylar arttı. Suça meyil ve suç adedinde korkunç artış var. Aileler misket gibi dağılıyor. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle evlenme yaşı 25'in üzerinde. Evlenenler 5 ay- 1 yıl içerisinde boşanıyor. İnsanlar inançları ile açık toplumun ortaya koydukları arasında gel- git yapıp bocalıyor. Suça yöneliyor. Öyle olalar duyuyoruz ki kanımız donuyor. Siirt'te meydana gelen son iki olay aile içi enses ilişkiler. Suçlardaki gaddarca yol ve yöntemler hiç alışık olmadığımız şeyler.

İnsanları birdenbire açık toplum yapma (İsveç, Norveç) gibi ya da muhafazakârlaştırmakla sorunlar çözülmüyor. İçine kapanmakta, çok açılmakta iyi değil. Bilinçli, bilgili, şahsiyetli ve değerlerini özümsemiş bireyler yetiştirmeliyiz.

Özellikle de çocuklarımıza beşikten buluğ çağına girinceye kadar güzel bir eğitim ve öğretim, şahsiyetli birey olmayı öğretmeliyiz.

İnsana yapılan yatırımlar; akşamdan sabaha sonuç vermediği gibi aynı zamanda pahıdır. Ne pahasına olursa olsun çok geç kalınmadan ÇOCUKLARIMIZIN SORUNLARINA EL ATMALIYIZ.

Bu anlamda çocukların sorunlarının tespiti için bir ÇOCUK SORUNLARI ŞURASI oluşturmak kesin yararlı olacaktır.

Ülkeyi idare edenler günlük ayrıntılarda boğulmak yerine bu hususlara el atmalıdır.

30.04.2010


Bu yazı toplam 1001 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim