mecidiyeköy escort mersin escort bayan bodrum escort adana escort adana escort seks hikayeleri türk porno izmir escort bayan hatay escort

  • BIST 109.156
  • Altın 153,325
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C

ÇOK OYNARSAN YALAMA YAPARSIN

Mustafa Namdar

Önemini yitirmeyen meşhur sözdür. “Çok söyleme arsız, saklama hırsız” edersin derler. Bu deyime bilinçli bilinçsiz bir uygulama ile üzerinde çok oynanırsa parçaları yalama yapar, sağlıklı sürekliliği sağlayamayız. Bütünün parçalarını yeterinden fazla güç kullanarak birbirine bağlamak için vidayı fazla sıkar, yada sık sık söküp takarsak diş atlatır yalama yaparız.
Kitapların yazdığı ile uygulama birbiriyle uyumlu değilse, sonuca deneme sınama yoluyla ulaşıldığı bir gerçek. Denenmiş, sınanmış, uygulamalardan gelen bir dizi sistemlere ait örnekler göz önünde dururken, direksiyon başına geçen herkes cebindeki ehliyetin uygunluğuna, yol durumuna, araç kapasitesi ve teknik yeterliliğe bakmadan seyir güzergahı aramaya kalkarsa, sık sık arızayla karşılaşmak vazgeçilmez oluyor. İşte o zaman “dere geçilirken at değiştirmek” ya. “kervanı yolda düzmek” ya da “ göçe giderken kolan değiştirme” gibi bir şey oluyor… Bu nedenle de işler Arap saçına dönüyor. Çöz çözebilirsen…
Son dönemlerde eğitim öğretimde o kadar sistemle oynanıp taşlar yerinden oynatılıyor ki, değil yenileri, eski bildiklerinizde bile hafıza kaybını yaşıyorsunuz. İşleyen makinede arıza yapan parçayı yenilemek yerine kullanma kılavuzu bilinmeyen bir uygulamayı düşüncelere monte etmeye çalışıyoruz. Makine çalışıyor mu? Çalışıyor… Ama ıskartası, firesi fazla olarak hem kilodan hem daradan zararla çalışıyor… Göstermelik kalite kontrolle defolu mal ile tezgahlar doluyor. İnsan yaşamında defolu bilgilerle beyinler şekillenmeye başladığında gelecekle ilgili kaygıları da beraberinde getiriyor…
Eğitim öğretimde başarı bir ülkenin ayakta kalma başarısıdır. Düşünce yapısını, becerideki ustalığı, aklımızı doğru kullanarak üretime yönlendiremiyorsak, kalkınmanın kilidine ait paslanmışlığı çözemeyiz. Bir zamanlar sanayinin öncülüğünü yapan teknik okullara gerekli özeni vermez seçme değil, toplama öğrencilerle kadrolarını doldurursak, bugün sanayicilerimizin işletmelerinde nitelikli eleman bulamıyoruz feryatları her geçen gün artan ivmede devam edecektir. Bu ülkenin çağdaş kalkınması için teknik insan gücüne ve bilgisine sahip bilimcilere, üstünde tulum elinde üstübü eli yağlı çırak kalfa ve ustalara ihtiyaç vardır. Konuşanlara değil!
Milli Eğitimde sistemler değişiyor. Okullar açılıyor, okullar kapanıyor. Çok hızlı değişen teknoloji devrinde makine yapan otomatik tezgahlara ihtiyaç her geçen gün artıyor. Bilişim çağı dediğimiz zaman diliminde, bilgi işlemli makineleri çalıştıracak beyin gücüne ihtiyaç varken, bizler ortaöğretim kurumlarını ayrıştırıyor öğrencileri elekten geçirip neredeyse kalitesi ve verimliliği sıfıra yakın olanları meslek liselerine, Teknik öğretime yönlendiriyoruz. Yönlendirmek ne kelime mecbur ediyoruz.
Hani, sanat altın bilezikti? Hani sanat bir milletin hayat damarıydı? Hani medeniyet şahikasının merdiveni sanattı? Türkün gücü yeterlidir. Türkün aklı yeterlidir. Onlar mucizelerin insanlarıdır deniyorsa da mısır unundan baklava yapmaya bu insanları zorlamaya kimsenin hakkı olmamalı… işimiz duaya kaldı. Allah geleceğimizi hayırlı kılsın. Öğrenci veli ve öğretmenlerimize kolaylıklar versin…

Bu yazı toplam 714 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim