• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C

Cumhur-Cumhurbaşkanı-Demokrasi

Bülent Dinçtürk

Önümüzdeki günlerde sıkça gündeme gelecek olan bir konu. 2007 Mayıs’ında 11. Cumhurbaşkanımız seçilecek. Cumhur kelime anlamı itibariyle HALK demektir. Cumhurbaşkanı ise, Demokrasi ile idare edilen ülkelerde Devlet Başkanı sıfatiyle, halkın seçtiği, devletin başı olan kimseye verilen unvandır.

Cumhuriyetimizin ilanından bugüne kadar seçilen Cumhurbaşkanlarına bir göz atarsak; 1950 yılına kadar, tek partili dönemde demokratik kurallar, kerhen uygulanarak seçilmişlerdir. 1950 yılından sonra Demokrat Parti döneminde demokrasi rejimi kurallarına uygun olarak 10 yıl süre ile rahmetli Celal Bayar Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. 1960 ihtilalinden sonra gelen başkanların çoğunun seçimi, demokrasi rejimi kurallarına uygun gibi görünse de, tartışılırlığı, gündemden kalksa da, rahatsızlık belleklerden silinmemiştir.

Rahmetli Turgut Özal ve Sayın Süleyman Demirel’in gerek seçilmeleri, gerekse yaptıkları görevler, Demokrasi rejimine uygun olduğu gibi görevlerini de tam olarak yapmaları sebebiyle halkın gözünde gerçek Cumhurbaşkanı olarak iz bırakmıştır.

Gelelim günümüze: Sayın Ahmet Necdet Sezer, siyasi kimliği olmamasına rağmen seçimi demokratik kurallara göre yapılmıştır. Bugün halkımız Sezer’e güvenmektedir. Hatta siyasi iktidara olan güvenden daha fazla güven duyulmaktadır. Tam bir denge unsuru olarak halka karşı görevini yapmakta olup, kimilerinin Çankaya noteri benzetmesine karşılık, yanlış hesapların Bağdat’tan dönmesini sağlamaktadır.

Halkın bugün ülkede gerçek güven duyduğu iki kurum vardır. Biri Türk Silahlı Kuvvetler, diğeri Cumhurbaşkanlığı. Diğer kurum ve kuruluşlara güven duyulmuyor anlamında algılanmasın sakın. Bu iki kurum sigorta gibi algılanmalıdır.

2007 Mayıs’ında görev süresi dolacak olan Sezer’in yerine, halk yine kendisine güven duyulan birinin seçilmesini istemektedir.

Şimdi gelelim esas konuya: Halkın başkanı anlamını taşıyor ve halkın seçtiği milletvekillerinin içerisinden seçiliyor ise, bu işi neden doğrudan doğruya halk seçmesin.

Çıkarılacak bir kanunla ve iki turlu bir seçimle, halk kendi Cumhurbaşkanını kendisi, ister meclisin içinden, isterse dışarıdan seçmelidir.

İşte gerçek demokrasi budur. İradenin tecellisi de budur. Bu konuyu gerek iktidar, gerekse muhalefet benimseyerek çıkarılacak kanunla halkın kendi Cumhurbaşkanını seçme iradesinin gerçekleştirmesini sağlamalıdır.

Bugün birçok ülkede bu durum böyle uygulanmaktadır.

Ülkemizde milletvekili seçimleri her ne kadar kanunla beş yılda yapıldığı belirtilse de, bu süre dört yılı aşmamaktadır. Bugünkü iktidar da dört yılını doldurmak üzeredir. Ayrıca yüzde otuzdört gibi bir kesimi temsil etmektedir. Tabii şimdi bu oran da tartışılır hale gelmiştir. Çünkü 1999 seçimlerinde DSP, MHP, ANAP koalisyonu ekseriyetle seçilmiş olsalar da, 2002 yılındaki seçimlerde sandıkta kalmışlardır. Eğer halkın iradesini yansıtarak Cumhurbaşkanı seçimi yapmak istiyorsak, bu parlamentonun yapacağı Cumhurbaşkanı seçimi, halkın iradesinin tam olarak yansıyacağı bir seçim olup olmayacağı uzun süre tartışılacaktır. Ayrıca yüzde otuzdört nisbet halkın tamamının iradesi demek değildir.

En güzeli halkın doğrudan kendi Cumhurbaşkanını kendisinin seçmesidir.

Umarız ki bu konuda sağduyu ve mantık galip gelir de, gerçek demokrasi ve halk iradesi tecelli eder.

İyi haftalar dileğiyle.

03.05.2006

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim