• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

CUMHURBAŞKANI VE İKTİDAR İLİŞKİSİ

Mustafa Öz

Cumhurbaşkanlığı makamı devletin en üst makamını oluşturuyor. Bu makamda bulunan kişinin milletin tüm fertlerini kucaklaması, tarafsız, yansız, demokratik ve hukuka saygılı olması esastır.
Cumhurbaşkanı kendi ideolojisinin, parti taassubunun içine hapsolmamaktadır. Cumhurbaşkanının taraflılığı sadece milletten yana ve devletten yana olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre yetkileri ve görevleri belli olan cumhurbaşkanına gereğinden çok yetki verilmiş ama sorumlu tutulmamıştır.
Şu an bu görevi yerine getirmek üzere seçilmiş olan Cumhurbaşkanımız anayasadan aldığı yetkileri adeta içinden çıktığı partinin programının aksamadan yürütülmesine adamış gibi bir icraat görüntüsü ve sonucu vermektedir.

Parlamentoda ve millet nezdinde ciddi çekincelere ve tartışmalara sahip olan: ceza yasası terörle mücadele yasası, özel yetkili mahkemeler ve HSYK yasası ile ilgili muhalif görüşleri hiç dikkate almadan bu yasaları onaylamıştır.
Özellikle terörle mücadele, dış politika toplumsal kamplaşma, gelir dağılımı bozukluğu eğitimde, adalette, temsilde fırsat eşitliği gibi konular da sessizliğini son derecede anlamlı bir şekilde sürdürmüştür.

Ülkemizde uygulaması vahşi kapitalizm aile yapımız, toplumsal huzuru ciddi anlamda tehdit etmekte: boşanmalarda ki artış yüzdesi ürkütücü boyuta gelmiş, daha önce tanık olmadığımız bir sürü asayiş olayları ile tanıklığımız artmıştır. İşsizlik sokakta %20 evlenme yaşı kızlarda 25, erkeklerde 26.5'a çıkmış evlilik çoğu genç için hayal olmuştur.
Demokrasi çıtası iktidar ve yandaşları gibi düşünmeye endekslenmiştir.
Devletin tüm kurumları partizan kadrolarca doldurulmuştur. Özellikle üçlü kararname ile makamın da tasdiki ile. Gazetelere sınırlı ölçüde yansıyan şekliyle eş dost akrabalar belli yerlere pazarlanmış.
Evet bütün bunlar olurken Sayın Cumhurbaşkanımızın bu olanlarla ilgili yol gösterici, tenkit edici bir tavrı ve sözünü uygulamasını göremedik.
Tutuklamalardaki yöntemler, tutuklamaların cezalandırmaya dönüşmesi bazı mahkemelerin siyasi yargılama yerine dönüşmesi karşısında yine bir anlamlı çıkışını göremedik.

Bütün partilerin şike yasası ile ilgili yaptıkları bir yasaya karşı birden bire sayın Cumhurbaşkanının KAMU VİCDANI harekete geçip bu yasayı VETO ediyor. “Kişiye özel ve kamu vicdanını yaralayan yasa yapılması doğru değil” Bu gerekçeye uyan ilk kanun bu mu. Sayın Cumhurbaşkanı bu ülkede sadece iktidarın dediği olur. Onun çıkardığı kanun aynen onaydan geçer diye bir ANAYASA hükmü vardı da bugüne kadar ona göre mi hareket edildi. Kamu vicdanı önceki kanunlarda uygulamalarda, yolsuzluk ve adaletsizliklerde yok mu idi? Vardı ise neden çalıştırılmadı.
Cumhurbaşkanlığı makamının bu ülkede yapabileceği çok şey var. Devlet denetleme elinizde yolsuzluk iddialarını iktidardan bağımsız olarak denetleyebilirsiniz. Yığınlarca danışmanınız var. Atadığınız onlarca rektör ve bilim adamı… var. Bunlara ülkenin sorunları ile ilgili onlarca yüzlerce araştırma yaptırabilir ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıp yürütmenin bu hususları düzeltmesini sağlayabilirsiniz.

Ya da şu anda olduğu gibi onca yetkinizi iktidarın tüm uygulamalarını destekleyecek sonuçlara imza atarak kullanabilirsiniz.
Son çıkarılan kanun meclisin tümünün iradesini taşıyor. Bu irade için keşke VETO'yu ilk uygulamaya getirmeseydiniz kamu vicdanına daha uygun düşen ve demokratik bir uygulama yaşayacaktık. Her şey de bir hayır vardır. İnşallah bu hususta hayıra vesile olur.

09.12.2011

Bu yazı toplam 977 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim