• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

Cumhuriyet

Mustafa Namdar

Cumhuriyet; çoğunluğun, yönetimde söz sahibi oluşu anlamında olduğu hemen herkes tarafından bilinmekte.

İnanların var oluşundan itibaren sahip oldukları kullanım araçları ihtiyaçlarını karşılamadıkça, yenilerini bulmak araştırmasına girdiği görülmekte. İnsanlık tarihi incelendiğinde, mağara döneminden günümüz gelişmeleri bunun kanıtıdır. İnsan aklı mevcutla yetinmemiş, hep arayış içinde olmuş, olmaya da devam edecektir...

Bu değişim yalnızca araç-gereç için mi olmuş? Dünya milletlerinin tarihine baktığımızda; bireyden topluma uzanan süreçte, insan topluluklarını bir arada tutabilmenin idare şekilleri de ortaya çıkmış. Bu idarelerde bazen tek adam, bazen tek adam etrafında meclis, bazen de halkın içinde olduğu meclislerle kendi kendini idare eden rejimler benimsenmiş...

Türk milletinin bu rejimler içinde Cumhuriyet’e geçişi, bir kısım olumsuz olayların yaşanmasından sonra gerçekleşmiştir. Her sıkıntının, zorlanmanın sonucunda başarı kapılarını açan anahtarların olduğu tarihi gelişimde görülmektedir. Türkler de bu anahtarla 1920’lerde Cumhuriyet rejiminin kapısını açmış, Cumhuriyet’e insanları buyur etmiştir.

Osmanlı-Rus savaşından başlayan meşrutiyet ihtilali, Balkan Savaşları, Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nı içine alan süreçten sonra kazanılan büyük zaferin ardından gelen, yeniden yapılanma, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyettir.

Halkın, askerin ve aydın zümrenin başlattığı milli mücadelenin sonunda kazanılan Cumhuriyet’le halkın ortak amacı; vatanı kurtarmak, bağımsız olmaktır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve aydın kadronun eski yönetimin yerine koydukları rejimin ana teması budur.

Kalkınma, ilerleme, özgürlük, yeni bir yaşam için yeniden oluşan kadrolar ve kurumlar Cumhuriyet’le gelen yenilikler. Farklı düşünceler, bir potada demokrasi anlayışı içinde halkın kendi kendini yönetmesi.

Bütün bunlar, yaşanan zorluklar, ocaklar söndüren savaşlar, kaybolan özgürlüklerin ardından koca bir imparatorluğun dağılmasından sonra başlayan çözülmeleri “ya istiklal, ya ölüm” anlayışında birleştiren, milliyetçilik ateşini yeniden yakarak, ulus olma bilinciyle hasta denen milleti ayağa kaldıran bir inancın arayışı sonucunda ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyet, millet olma inancı ve etnik kimliği ne olursa olsun birlikte yaşama, olumlu-olumsuz gelişmeleri paylaşma, ortak aklı ulusun huzuru ve başarısı için kullanma, kalkınmayı ortak amaç olarak kabullenme sanatıdır.

Cumhuriyet bir demokrasi rejimidir. Demokrasi bir yönetim şekli olup, kaynağı halk iradesine dayanan siyasi yönetim tarzıdır. Yönetimlerin adaleti, toplumların bilinçlenmesine, aydınlanmasına, kültürel gelişimlerine bağlı olarak gerçekleşir. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, ona uygun eğitimle, ona uygun müsbet ilimle, yaşadığı çağı iyi değerlendirmekle, çağdaş olabilmenin koşullarını yerine getirmekle, üretmek, dünya pazarlarında ürettikleriyle yerini almakla mümkündür. Cumhuriyet’e, ayran kabartan hamasi kuru nutuklarla sahip çıkılması düşünülemez.

Cumhuriyet’in 85. Yılında Cumhuriyet için can verenlerin aziz ruhları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, nasıl bir rejimin sahibi olduğumuzu bir kez daha düşünülmesi dileğimle, Bayramımız kutlu olsun.

30.10.2008

Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim