• BIST 107.217
  • Altın 140,822
  • Dolar 3,5243
  • Euro 4,0982
  • Bolu 23 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

Damak tadımız bozuluyor mu?

Mustafa Namdar

Gezip görmek, bilgilenip etkilenmek, doğa güzelliklerinde huzur bulup dinlenmek, turizmin sürdürülebilirliği açısından yeterli mi? Gezdiğiniz her yerde bir bardak çayın, ayranın, bir fincan kahvenin, yediğiniz yemeğin damakta bıraktığı tada bağlı. Yalnız bunlar mı? Hizmeti aldığınız insanların sıcak, sevecen, güven veren yaklaşımları, gülen yüzle karşılamaları turistin üzerinde olumlu etki bırakan davranışlardır. Bu davranışlar, bölgeye olan özlemi tetikler.

15 Nisan kış turizminden yaz turizmine geçiş tarihi. Baharın güzelliği ile gelen sıcaklık. Çiçeklerin, böceklerin, toprak ananın koynundan başını çıkardığı günler. Çayırların, çimenlerin üzerinde oynaşan kuzularla sere serpe uzanıldığı günler. Adına turizm denen hareketliliğin başladığı tarih 15 Nisan...

Her tarafta yeni sezona merhaba deme telaşı ve heyecanı. Ev sahibi konumunda olanlar, misafirlerini bekler durumda. Yöresel yiyeceklerin, el sanatı ürünlerin vitrinlerde biraz daha öne çıktığı zaman dilimi. Müşteri memnuniyeti için hazırlıkların tamamlandığı günler. Ne vurursam kar anlayışının dışında, nasıl pazarlarsam gittiği yerde yaşadıklarını özlem içinde anlatır düşüncesiyle hareket etme bilinci...

Bolu dendiğinde, doğal güzellikler akla geliyor. Bolu deyince, dünyaca ünlü aşçıları akla geliyor. Aşçı dendiğinde de pek tabii ki yemek, damakta kalan tat, lezzet akla geliyor. İstanbul’dan Ankara’ya, Anadolu’ya gidenlerin Adapazarı’na geldiğinde ıslamalı köfte, Düzce’ye geldiğinde Düzce köftesi, şırası aklına geliyorsa, Bolu’dan geçerken neyimizi merak edip de şurada durup damak tadıyla karnımızı doyuralım diye düşünüyor?.. Bizim aşçılarımız, ünlü yemeklerimiz de, lezzetlidir. Şu bu çeşit fark etmez, her birinin ayrı bir damak tadı vardır düşüncesi sanırım kafi gelmiyor.

Yemek dendiğinde, çok doğal olarak aşçılarımız akla geliyor. Ne yazık ki aşçı dendiğinde artık yalnız Bolu-Mengen akla gelmiyor. Bu pazarda başka illerin aşçılarının da tezgah açmaya başladıkları söyleniyor. Artık usta çırak ilişkisinden oluşan grup aşçılar değil, sertifikalı elemanların tercih edildikleri söyleniyor. Geçenlerde bir dostla bu konuda sohbet ederken, dost şöyle söylüyordu: “Artık Bolulu aşçılara eskisi gibi pek sıcak bakılmıyor. Çünkü onlar aile ve hemşehri boyu birlikte ekip olarak gelmek istiyorlar. İşletmede en ufak bir huzursuzlukta işi bırakıp gidebiliyorlar. Aşçıbaşının emir komuta zincirinde patronla meydana gelen olumsuzluklarda aşçıbaşının işaretiyle, işyeri terkleri işvereni çok zorda bırakıyor. Onlar da her bölüm için elinde sertifikası olan elemanları tercih ediyorlar. Artık Bolu’da bir üniversitemiz var, kısa süreli kurslarla mutfak bölümlerinde görev alacak elemanlara sertifika verilebilir. Bu da işimizi iş bulmakta kolaylaştırır” dedi.

İş hayatında herşey bilgi ve belgeye bağlı olarak yürüyor. Aşçılık mesleğinde de mutfak bölümlerinde görev alacak olanların, kendi alanlarında belli süre eğitim görmeleri ve aldıkları belgeler, artı bir avantaj olduğu bir gerçek. Bu konuda eğitim kurumlarımız, sayısı bilinmeyen aşçılık derneklerimiz sanırım ilgilenirler. Turizm Haftası başlangıcında aklıma geliverdi...

Turizm sezonu hayırlı olsun.

21.04.2009

Bu yazı toplam 386 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim