• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C

DARBE ÜZERİNDEN SİYASET VE 28 ŞUBAT 1997 POST MODERN DARBE

Mustafa Öz

 Tebadan; vatandaşlığa geçtikten sonra vatandaşın gerçek değerinin ortaya konması içinde Türk siyasi hayatı çok gel-gitlere sahne oldu.
Türk aydınları Tanzimat ve Meşrutiyet döneminden başlayan süreçte birbirleriyle ülke ve millet çıkarları üzerinden uzlaşamayan bir ayrılığa tohum attılar. Atılan tohumlar filizlendi ve hasat döneminde de ürün verdi. Osmanlının son dönemlerinde tartışılan her fikrin kendine göre uzantıları oluştu. Bu ayrılıktan nasiplenmek isteyen iç ve dış dinamikler zayıf noktalara göre pusuya yattılar. Türk siyasi hayatı, ekonomik hayatını bu DİP DALGALARI İLE DAİMA VURDULAR. Tartışmalar tek parti döneminde de çok partili dönemde de hep devam etti.
Demokrasi herkes tarafından isteniyor. Ama hiç kimse gerçek anlamda demokrasi elbisesini giymek istemiyordu. Kimi elbisenin darlığından, kimi bolluğundan, kimi kumaşından şikayet ediyor. Ama düzeltmeye yönelikte hiçbirşey yapmıyordu.
Demokrasi sınırsızlıklar, kuralsızlık rejimi değildi. Kurallar iyi konması ve sorumlulukların iyi uygulanması halinde şikayet edilmesine de gerek kalmamalı idi. Gelin görün ki en çok şikayet edenler SİYASETÇİLER, durumu düzeltmesi gereken de onlardı. Ama hep ipe un sermeyi tercih ettiler.
Siyaset ve onun teşkilatlı unsuru olan partiler: hizmet yarışında ve ülke çıkarlarında buluşmak yerine, birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Biri yapıyor öbürü bozuyor. Siyaseti çıkar ve hesaplaşma merkezi haline getiriyorlardı. Şimdi de durum farklı değil aynıdır.

Demokrasiyi AMAÇ değil ARAÇ olarak görüp; demokrasinin nimetlerini zaaf haline getiriyorlardı. Devletin sorumlu kurumları da BAŞIBOZUKLUK'tan nasibini alıyordu. Pasta küçük nemalanmak isteyen çok idi. Adeta sineklerin tatlı hücumu gibi DEVLETE ve kurumlarına hücum ediliyor. Zaaflar azalacağına artıyor halkın şikayetleri sonlanacağına artıyordu.
Ülkenin siyasi ve jeo-politik konumu nedeniyle bir yandan ABD ve AVRUPA, diğer yandan Rusya kendilerine başta siyaset olmak üzere her kurumda yandaş bulabiliyordu.
Ülkeyi yönetemeyen, demokrasiyi içselleştirmeyen SİYASETE karşı diş bileyenler ASKERİ göreve davet ediyor veya maniplasyona tabi tutuyordu. Ülkede 1960 ihtilaliyle demokrasi başlamadan rafa kalktı. Her 10 yılda bir ihtilallerle sürekli GEL-GİT yapıldı. İhtilaller, darbe teşebbüsleri hiçbir sorunu çözmedi. Ama sivil insiyatif (siyaset) de bundan ders almadı! Hep kendilerini haklı gösterdiler.
-27 Mayıs 1960 darbesi AMERİKANCI bir darbe idi
-12 Mart 1971 müdahalesi ABD'nin beklentilerine göre şekillendi. Günümüz siyasetinin başlangıcını oluşturan fikrin siyasi parti haline gelmesi muhtıradan sonra oldu. Yani rahmetli Necmettin Hoca tarafından MSP kuruldu.
-1980 Darbesi ülkeyi bölünmenin ve rejim değişikliğinin eşiğine getiren YÖNETEMEYEN siyasetin yüzünden yapılmış görünüyordu. İhtilalin ABD'nin şekillendirmesine ve öngörülerine göre yapıldığı artık sır değil. İhtilali yapanlar kimi baş tacı yaptılar. ABD ile uzlaşmış rahmetli Turgut Özal'ı milli bilinç ve reflekci ortaya koyanlar tavsiye edildiler. Yerlerine ılımlı islamı temsil edenler getirildiler. Ülkede uygulanan politikalar adım adım bugünkü iktidarın hazırlanmasına doğru gidiyordu.
Laikliği dar kalıplara hapsedenler milletin inançlarına baskı uygulamakla kalmıyor bu yönde asker yargı ve basın da kullanılarak maniplasyonlar yapılıyordu.
Askerin yaptığı her çıkış birilerini sevince boğarken birilerinin de bilinmesine neden oluyordu.
Siz bakmayın darbe karşıtı söylemlere. Bu söylemlerin tamamı DARBELERDEN nemalandılar. 28 Şubat 1997 post modern darbesi 1971'de etinden kemiğinden faydalanılan ERBAKAN'ın kullanım ömrünü sonlandırırken yaptığı işlerle AKP'nin iktidarını hazırlıyordu.

1980'de bir kısım solcular ve ülkücüler yok edilirken; cemaatlar ve İslamcılar (din istismarcıları) ayakta kaldı. İrtica bağırtılarının amacı bugün ortaya çıktı. Ülkenin ABD kucağına itilmesi için iç tehlike olarak ortaya atılan irticanın yanına: Bize diz çöktürecek bölücülüğü de kattılar. Statükoculukmuş, geri demokrasi imiş hepsi lafta kaldı. Ülkede değişimi sağladık, demokrasiyi geliştirdik, askeri vesayeti kaldırdık diyenler bizatihi kendilerini bu darbelere borçlular. ABD vesayetine borçlular. Darbecilerde zaten darbeleri ülkenin hayrına yaptık deseler de kim adına ve neden yaptıkları ortaya çıktı. İçerdekiler darbeci olduklarından içeri atılmış gibi gösterilseler de (Büyük ekseriyeti) ABD'ye boyun eğmeyen yapılardan dolayı başlarına bu felaket geldi.
Askeri darbeler nasıl vesayet amaçlı yapıldıysa bugün AKP'nin çoğu yapılanmaları bu vesayetin devamı için yapılmıştır. Bu masum millete de din, inanç demokrasi adı altında yutturulmaktadır.
Demokrasi şeffaflıktır. Kişiye özel demokrasi ve hukuk olmaz. Hani kanunla adam korunması olmaz diyorlardı. Peki neden yapılıyor. Demokrasi dediğim dedik değildir. Benim gibi düşünmeyeni yaftalamak değildir.

Demokrasi darbe üzerinden siyaset yapıp asker açıklama yapsın bende SANDIĞA yansıtayım şark kurnazlığı hiç değildir.
Darbelerin tek yararlananı ve mağduru AKP ve onun dümen soyundaki istismarcılarıdır. ABD'dir. Sahte demokratlıklara karnımız toktur.
Bunlar kendi gibi düşünmeyenleri darbecilerden daha beter etmektedir. Yaşayarak görüyoruz..!

02.03.2012

Bu yazı toplam 854 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim