• BIST 90.665
  • Altın 214,434
  • Dolar 5,3851
  • Euro 6,1005
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 8 °C

Değişim şart

Yüksel Gültekin

            25.04.2005

Gelişmiş batı toplumlarında kurum ve kuruluşlardaki değişiklik, gelişimin ana unsuru olarak görülür. Özellikle siyasetçiler ve toplumsal örgütlenmenin başındaki sorumlu kişiler, kendilerine yönelik herhangi bir itiraz ya da değişiklik talebi gelmeksizin kendiliğinden değişirler. Çünkü bilirler ki değişiklik gelişmişliğin temel şartıdır.

Fakat, az gelişmiş toplumlara ya da gelişmemiş toplumlara baktığımızda, ne idareciler ne de herhangi bir toplumsal yapının başındaki idareciler değişir. Onların değişebilirliğinin tek şartı ya ölümdür ya da darbe.

Bizde ise durum biraz daha karışık. Gelişmiş batı toplumları ile gelişmemiş toplumlar arasındaki ortak bir noktada duran az gelişmiş ülkemizde siyasetçiler ve toplumsal yapıların başındaki idareciler, ölümle ya da darbeyle değil ama, yaşlanmayla son bulan bir süreç yaşarlar. Ne siyasette ne de sendika, birlik, dernek vb.birimde görev alan bir idareci, kendiliğinden zamanı geldi diye ya da yerini daha genç ve enerjik birine devretme adına görevi bırakmaz. Koltuğa yapışır kalır. Bırakamaz.

İşte bu yüzden bizim ülkemiz maalesef gelişemez. Değişmeden gelişmenin mümkün olmayacağı sosyal bir realitedir. O halde biz ülkemizin gelişmesi için önce değişimi savunmalıyız. Herbirimiz bulunduğumuz noktada, savunduğumuz fikirde yeraldığımız toplulukta görev alanların gün geldiğinde ve zaman dolduğunda değişmeleri gerektiğini hem fikren savunmalı hem de bu konuda çaba göstermeliyiz. Gelişmek ancak böyle mümkün olur.

Savunduğumuz siyasi partide koltuklar iki ya da üç yıl öncesinden yine orada oturanlar tarafından rezerve edilmeye başladığında, sesimiz ülkemizin gelişmesi adına gür çıkmalı ve değişimi savunmalıyız. Bağlı olduğumuz birlikte orada oturan yönetici, aradan on yıllar geçmesine rağmen hala oturmak istiyorsa, karşı durmalıyız. Ülkemizin gelişmesi adına değişmesini savunmalıyız. Bağlı olduğumuz sendika başkanı ya da temsilcisi, aradan iki-üç seçim dönemi geçmesine rağmen hala bu koltukta yalnız ben otururum diyorsa, ülkemizin gelişmesi adına karşı çıkmalı ve değişmesini savunmalıyız. Unutmamalıyız ki, değişimin olmadığı yerde gelişim olmaz.

Değişimi yalnızca karşı düşüncede olan partide, dernekte ya da toplulukta savunup onların demokrat olmadıklarını söyleyip kendi düşüncenizde olan partideki, dernekteki ya da topluluktaki antidemokratik, insan onur ve haysiyetinin kabul etmeyeceği, aklın ve sağduyunun almayacağı uygulamalara seyirci kalmamalıyız. Ülkemizin ilerlemesi için, tüm değişmeyenleri değiştirecek ve ilerlememiz için önümüzdeki engelleri kaldıracak kararlılığı ve duyarlılığı göstermeliyiz.

Batı medeniyeti dediğimiz şeyin, ilerleme dediğimiz şeyin değişimden, ama önce idarecilerin değişiminden geçtiğini unutmamalıyız. Bu değişimi yapmadan ilerlemenin ve gelişmenin mümkün olmadığı artık açıktır. Bu ülke, hiçbir katkısı olmadığı halde üst üste onaltı yıl milletvekilliği yapanlardan, bu ülke hiçbir katkı sağlamadığı halde on yıl sendika başkanlığı yapanlardan, bu ülke on yılın üzerinde Kızılay Şube Başkanlığı, Şoförler Odası Başkanlığı....vs.yapanlardan mutlaka kurtulmalıdır. Bu değişimi yapmadan gelişim olmaz.

Kızım sana söyledim, gelinim sen anla.

Saygılarımla...

Bu yazı toplam 203 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim