eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 102.091
  • Altın 146,953
  • Dolar 3,5323
  • Euro 4,1978
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C

DEMEK Kİ DOĞRUYMUŞ

Hasan Dinç

 

Gençlik yıllarımda okuduğum romanların izleri hafızamda tazeliğini hala korumaktadır. Hele de konusunu İstiklâl savaşımızdan alan romanlar beni daha çok etkilemişlerdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kemal Tahir gibi önemli romancılarımızın konuyla ilgili romanları, daha sonraki yıllarda konuya tekrar eğilen Tarık Buğra ve Turgut Özakman’ın romanlarındaki bazı din adamlarının ve onların telkinlerine inanmış halkımızın İstiklâl savaşı sırasındaki tutumlarını ve düşmanla geliştirdikleri ilişkileri ile Kuvay-ı Milliye’ye karşı tavırlarını abartılı bulur, başlayan inkılâplara alt yapı oluşturmak için yönlendirme gayretleri olarak değerlendirirdim.

Bu milletin içinden ve bu mümtaz dinin mensuplarından asla böyle hainlerin çıkacağına inanamazdım. Düşmanla işbirliği yapıp onların hesabına çalışanların bulunacağına ve milletimizi arkadan vurabileceklerin bu aziz vatan topraklarında yaşayabileceğini aklımdan bile geçiremezdim. Hele de milletimizin istiklâli ve vatanımızın işgalden kurtarılması için silaha sarılmış kahramanlarımıza ve onların geride bıraktıkları korumasız yakınlarına zulmedenlerin olabileceğini zerrece düşünemezdim. Bu yüzden yukarda adını zikrettiğim ya da yazmadığım birçok yazara içimden buğzeder, yaptıkları ve yazdıklarından dolayı onları kınardım.

Mesleğim icabı okuduğum kitaplar, gördüğüm belgeler, o günleri yaşayanlardan dinlediklerim ve edindiğim arifane bilgiler yavaş,  yavaş kanaatlerimin değişmesine ve yazılanların doğruluğuna beni ikna etmeye başladı. Daha sonraki yıllar yaşadığım olaylar ve tanıdığım kişiler maalesef ilk kanaatlerimin yanlışlığını tamamen ortaya koydu. Beni tanıyanlar iyi bilirler. Zengin bir kütüphanem ve önemli sayıda kitabım vardır. Bu kitaplarım büyük oranda tarih ve dinimiz İslâm’la ilgilidir. Okumayı çok severim. Okuduğum kitapları da ciddi okurum ve içindeki bilgileri diğer kaynaklarla karşılaştırarak hazmederim.

Son dönemde her şey legal hale geldi. Kimse artık saklanıp gizlenmeye, düşüncelerini sembollerle anlatmaya ihtiyaç duymuyor. İçindeki irini rahatlıkla akıtıyor ve bundan büyük bir zevk duyuyor. Genelde bu tipler iktidara yakın çevrelerde yer edinmiş, oraları kendileri için güvenli dergâh olarak seçmişlerdir. Bunlar yazıyor, çiziyor ve de konuşuyorlar. Bir eski AKP milletvekili çıkıyor “Askerler ölmek için para alıyorlar, bizim içim ekstra bir şey yapmıyorlar” diyor, bir diğer eski AKP milletvekili ise “Ben en başından beri Cumhuriyeti kuranlara ve o iradeye karşıyım” diyerek açıkça ihanetini ve Cumhuriyete olan düşmanlığını ifade etmekten çekinmiyor.

Hele bunlardan biri var ki uzun zamandan beri Cumhuriyete, onu kuran kahramanlara, devletimizin temelini oluşturan Lozan antlaşmasına savaş açmış yazdığı “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” adındaki sözüm ona tarih kitabıyla etrafını zehirlemeye çalışmaktadır. Etkisini Cumhurbaşkanına kadar ulaştırdığını zannettiğim bu kişi fesli görünümüyle bir meczup olarak kabul edilmektedir. Ancak kendisine müsait çalışma ortamı hazırlanmakta, okullara davet edilmekte, halka konferanslarla ulaşmakta ve zehrini akıtma konusunda her türlü kolaylıklar sağlanmaktadır. İşte bu kişi son konferanslarından birinde söyledikleriyle sosyal medyaya düşmüş, iğrenç kokuları tüm ülkeyi sarmıştır. Bu meczup kişi Cumhuriyete, onun kurucu kahramanlarına, Onların komutasında bu büyük milletin kazandığı İstiklâl savaşımıza ve gerçekleştirdiğimiz inkılâplara düşmanlığını, kinini ifade ederken mukaddes dinimize sarılmakta, onu da istismar etmekten zerrece utanmamaktadır.

Bu meczup ve hain adı geçen konferansının bir yerinde İstiklâl savaşını kastederek “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne de hocalar asılırdı. Bunların hiçbiri olmazdı” diyebilmektedir. Delil olarak da Yunanistan’da bir şeriat mahkemesinin bulunduğunu ve oradaki Müslümanların bu mahkemede yargılandıklarını ifade etmektedir. Sözlerini ise “ Bizim gâvur elin gâvurundan daha şiddetlidir” diyerek bitirmekte ve İstiklâl savaşımızın muzaffer komutanlarını “GÂVUR” olarak nitelemekte, hatta elin gâvurlarından daha şiddetli bulmaktadır. İslâm adına Yunan gâvurundan şefaat bekleyecek kadar zilletin içine yuvarlandığını gösterebilmektedir. Böylece günümüzdeki bazı politikacıların söyledikleri “Ankara’nın zulmünden Brüksel’in şefaatine sığınmak” sözlerinin tarihi zeminlerini de ortaya koymaktadır.

İstiklâl savaşımızın İslâmi boyutlarını çağımızın en büyük müminlerinden olduğu şüphe götürmeyen biri olan Muhammed İkbal ortaya koymuştur. Büyük şairimiz Mehmet Akif ise İstiklâl Marşında bu savaşı”Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır hakka tapan milletimin istikâl” diyerek nitelemekte, Yahya Kemal ise bu savaşa katılan askerlerimiz için yazdığı bir şiirde yüce ALLAH’A “Galip et bu son ordusudur İSLÂM’IN” diyerek dua etmekte ve savaşın renk ve imanını ortaya koymaktadır.

Son Osmanlı şeyhülislamı Musa Kazım’ın Yunanistan’a kaçmasını ve yine Şeyhülislâm Dürrizade’nin Yunan askerini “Halifenin ordusudur” diye kutsamasının imandan değil kandan geldiğini şimdiki meczubu görünce daha iyi anlamak mümkündür.

Sözü uzatmadan sonlandırmayı ve adı geçen kişiye ve onun gibi düşünüp onun çalışmasına zemin hazırlayanlara son sözüm şudur. Sizin gibi Yunan gâvuruna sığınarak onların şefaatinden medet umup fes giyerek sözde Müslüman olmaktansa, İstiklâl savaşımızın kahraman komuta heyeti ve onların emrinde savaşarak milletimize mübarek bir vatan, bağımsız bir devlet, ufuklarında her gün yüz bin minareden dinmeden okunan ezan ve inmeden dalgalanan şanlı bir bayrak bırakan Mehmetçiklerimiz gibi “senin ifadenle onlar Gâvursa” hiç şüphe etme bende gâvur olmayı tercih ederim. 

 

 

Bu yazı toplam 602 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim