• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Bolu 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Demokrasi-İnsan Hakları, Diyalog ve AKP

Mustafa Öz

Çok partili dönemin başladığı 1946 yılını siyasal anlamda, demokrasinin başlangıcı alırsak, Türk demokrasisi zaman zaman askeri ihtilal ve muhtıralarla kesilse de fırtınalı bir yolda yalpalayarak hep ilerlemesini sürdürmüştür.

Demokrasinin daima iki yönü vardır. Haklar ve ödevler. Sadece haklara bakarak veya sadece ödevlere (yükümlülüklere) bakarak demokrasiyi sağlayamayız. Gerçek demokrasi, benim hürriyetimin bittiği yerde başkasının hürriyetinin başladığını kabullenmektir. Demokrasileri vazgeçilmez kılan daima hukukun üstünlüğünü kabul etmek ve azınlık olarak çoğunluğa taahküm (baskı) uygulamamaktır. Türk demokrasisi siyasetin basiretsizliğinden gelişip serpilememiştir.

AKP hükümete geldiğinde ülkede demokrasinin önündeki engelleri kaldıracağını, insan hak ve özgürlüklerinin önündeki kısıtlamaları yok edeceğini belirtiyordu.

Bunun açıklaması şu şekilde anlaşılıyordu:

Ülkede zaman içinde meydana gelen derin fikir ayrılıklarının oluşturduğu güvensizlik yok edilecek. Dürüst, çalışkan insanlar hak ettikleri şekilde değerlendirilecek. Particilik yapılmayacak, torpil, adam kayırma, yolsuzluk olmayacak, olabildiğince şeffaf davranılacak... Siyaset hizmet yarısı halinde yürütülecek..! Toplumu rahatlatacak kanuni düzenlemeler yapılacaktı. Demokrasi ve insan hakları alanında yapılan düzenlemeler ülkede suç oranının artmasına, masum insanların suçlular tarafından hürriyetlerinin kısıtlanması dönüştü. Hükümet bu yönde eleştirilere karşı ya mahkeme açarak, yada çok hazımsız cevaplarla karşılık verme yolunu seçti. Özellikle bürokrasi alanında görülmemiş bir kadrolaşma ile senin adamın, benim adamım yanlışlığından kurtulamadı.

Ülkede bu şekilde görüntü veren icra makamı dış siyasette olabildiğince hoşgörülü (kimilerine göre teslimiyetçi) bir yaklaşım sergiledi. Gelir dağılımında iyileşme sağlanamadı. Cari açık milli gelirin % 6,5 altına indiremedi.

HÜKÜMETTEN İSTİKRAR DIŞINDA BEKLENTİLER GERÇEKLEŞMEDİ.

Uzun koalisyon dönemlerinden sonra 367 milletvekili ile tüm seçmenin % 25 oyunu alan bu partinin kurduğu hükümete, İSTİKRAR getirecek diye bakanlar zaman içinde meydana gelen icraat sonuçlarını gördükçe, hayal kırıklığına uğradılar. AK Parti’nin omurgasını oluşturan taban partiyi iktidara taşımanın karşılığını göremeyince, partiyi sıkıştırmaya başladı. Diğer yandan yolsuzluk ile ilgili iddialar, PKK terörünün yeniden artması, dış politikadaki belirsiz ve tutarsızlıklar da eklenince, toplumun değişik kesimlerinden bir hoşnutsuzluk dalgası yükseldi.

AK parti bu hoşnutsuzluğun gerçek nedenini tahlil etmek yerine, anayasal kurumlarla hukukla, hatta Ahmet’le, Mehmet’le, dedelerle uğraşmaya kalktı. Ana sorunlara çözüm üretmek bir yana: Anarşi, terör, adi suçlar, işsizlik, gelir dağılımı bozukluğu, halk kitlelerinin taleplerini dikkate almama, ülkenin kaynaklarının gerçek değerlerin altında pazarlanması. Dış siyasette millilikten uzaklaşma, yolsuzluklarda artış gibi hususlarla gereği gibi ilgilenmedi. Ülkede seçimden bahsedilmeye başlandı. Seçim havasına girilince AK Parti tabanına hoş gelecek icraatlar için tartışma başlattı (türban, inanç özgürlüğü gibi)işte bu tartışma ortalığın daha da toz duman olmasını sağladı. Onbeş sene önceki tartışmalara geri dönüldü.

AK Parti ülkeyi tam bir dönüşüme tabi tutmak istiyor. Bu nedenle kendisine engel çıkaran kim olursa hedef seçiyor. Artık bu kadarı da fazla denmeye başladı.

Kitleler arasındaki derin güvensizlik devletin çatısına ve anayasal kuruluşlara da sirayet etti. Tansiyonu azaltmak gerekirken, çeşitli kademelerden yapılan açıklamalarla ateş daha da yükseldi. Önce pembe olan ekonomi morardı peşinden Danıştay ikinci dairesine yapılan menfur saldırı geldi. Ülkemiz gerek içeride gerekse dışarıda KOMPLOCULARIN oyun alanı haline geldi. İstikrarsızlıktan geniş halk kitleleri zararlı çıkıyor. Ülke ve insanımız kaybediyor.

Geçmişte yaşananlardan ders alıp ülkenin önünü tıkayan hususlara (ekonomi, iş-sizlik, türban, laiklik, hukuksuzluk vb.) karşı milli bir mütabakat sağlayıp yolumuza devam etmek en iyi ve doğru olan değimlidir. Siyasilerimizin bu basiretsizliğine çocuklar bile gülüyor. Bırakın dünya milletlerini. Yazık oluyor bu millete herkes aklını başına toplasın......çözüm üreterek uzlaşın.....ateşi yükseltmeyin........ülke ve insanımız on gün içinde %22 oranında fakirleşti......yazık oluyor......yazık.

26.05.2006

Bu yazı toplam 337 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim