• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C

Demokrasi mağduriyet ve asker üzerinden politika

Mustafa Öz

Türkiye komuoyu isteksiz ve hazırlıksız olsa da ülkemizde seçim takvimi işliyor.

Partiler seçim beyannamelerini (vaatlerini) açıklamaya devam ediyor.

 Ülkemizin ana konusu TERÖR, İŞSİZLİK, GELİR DAĞILIM BOZUKLUĞU, EĞİTİM, ADALET ve binlerce yıllık devlet birikimine uygun hasiyetli bir dış politika özlemidir.

Çok partili dönemde DP, ANAP'tan sonra parlamentoda anayasayı tek başına değiştirebilecek çoğunluğu yakalamış parti AKP'dir. AKP 2002 seçim beyannamesinde açıkladığı hususlardan neleri yapıp, neleri yapamadıklarının muhasebesi pek yapmaya yanaşmıyor görünüyor. Bunun yerine prim getireceğine inandığı:

DEMOKRASİ, MAĞDURİYET VE ASKER ÜZERİNDEN

Politika yapmayı öncelikli hedef olarak koyuyor.

Diğer partiler DEMOKRASİYİ bizim kadar savunmuyor. Şayet Demokrasiye inansalardı Cumhurbaşkanının parlamentoda seçiminde üzerlerine düşeni yaparlardı. Demokrasiye inançlı olmadıkları için Demokrasi dışı güçleri (anayasa mahkemesi ve askeri) işin içine soktular. Bizi mağdur etiler. Ey millet bizi siz seçtiniz. Atanmışlarla birlikte Demokrasiyi sevmeyen partiler bize ali cengiz oyunu oynadılar. Çok mağduruz siz daima mağdurun yanında olursunuz. İktidarımız döneminde söz verip yapmadıklarımızı unutun, bu mağduriyetimizi göz önüne alın diyor.

GERÇEKTEN MAĞDURİYET VAR MI?
İKTİDAR PARTİSİNE GÖRE 354 MİLLETVEKİLİ İLE

Cumhurbaşkanının seçtirilmemesi hem Demokratik değil hem de mağduriyettir. !

AKP milletvekili Prof. Dr. Nevzat TALÇINTAŞ yeni açıklama yaptı; muhalefet benim üzerimde uzlaşacaktı diye. İktidar partisinde sadece Cumhurbaşkanı olabilecek 3 dindar mı vardı?
Demokrasi kurallar manzumesidir. Amacınıza ulaşmak için bir araç değildir. Demokrasinin kurumları vardır. Bu kurumların yerleri hukukta belirlenmiştir. Anayasa mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Mahkemeler, Asker, Sivil, Bürokrat bu kurallara ve hukuka bağlıdır. Partilerde yapacakları icraatlarda kuralsız değildir. Demokrasi aynı zamanda yaşam biçimidir. Her konuştuğunuz, söz yaptığınız eylem, parti içindeki tutum ve davranışlarınız, uzlaşma kültürünüz DEMOKRAT olup olmadığınızı millet nezdinde değerlendirir. Bu noktada millet üzerinde bırakılan kanaat pek de Demokrasi havarisi olunduğu şeklinde değildir.

KAPALI KAPILAR ARKASINDA VE ALENEN

Ordumuz daima iç politika içine çekilmek istenmiştir. Ordunun koyduğu kuralları kendi kuralları ile (kuralsızlıkları) değiştirip orduyu da Demokrasi kavramı içinde teslim almak, ya da AB ve uzantılarıyla teslim etmek isteyenler ordu siyasetin emrinde olsun istiyor. Bu emir hiyerarşik bir emir anlayışıyla değil. Aynı sivil Bürokratlarda olduğu gibi iktidara dalkavukluk yapan, evet efendim, siz en iyisini bilirsiniz diyecek bir yapı. Bu yapının içinde cemaatler, tarikatlar, yabancı güçlerin ajanları da fink atmalı işte demokrasi o zaman gerçekleşir. Ordu bu haliyle iktidarın emrinde olmayınca ve anayasadan aldığı gücü hatırlattığında: Bu gücü demokrasi dışı kullanan otoriter bir güçtür diyorlar. Bakın bu otoriter gücünü hiç hak etmediğimiz halde kullandı. Mağdur olduk bu demokrasi dışı güçlere ders vermek için bizi destekleyin

Türkiye'de bu güce karşı bizden başka çıkış yapabilen babayiğit var mı? Bunlar demokrasi düşmanı bir zaman falancayı da alaşağı edip asmadılar mı diye seslendiriliyorlar.

Nerede; Derneklerde, vakıflarda, belediyelerde, cemaatlerde, gazetelerde, dergilerde… kapalı kapı arkalarında.

Demokrasiyi dışarıda: AB, ABD, Barzani Talabani ile iyi geçinmede sonsuz toleransla kullananlar. Neden kendi vatandaşlarına karşı aynı Demokratik toleransı göstermiyorlar. ?

PARTİ ÇIKARI İÇİN

 Türkiye'yi oy uğruna, siyasi ikbal ve hırs için germek. Kurumları, dolayısıyla devleti yıpratmak acaba kazanç sağlar mı? Demokrasiyi amaç için kullanıp, gereklerini yapmamak ve sahte mağduriyet numaraları kısa vadede kazandırsa ne olur? Ülke ne kazanır? Politikayı gerçek zeminine taşıyalım, milleti gerçek anlamda kucaklayalım. Akan kardeş kanına karşı birlik olalım. Yanan yüreklere körük olmayalım, milleti yönlendirilmiş propaganda ile ajite etmeyelim. Hiçbir sonuç milletin kaybından daha önemli olamaz.

Kurumları yıprattığınızda altında herkes kalır. Gemiye delik açmak akılla izah edilemez.

12.07.2007

Bu yazı toplam 650 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim