• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Bolu 0 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Demokrasi oyunu

Mustafa Öz

Ülkemizde en çok tartışılan konuların başında: işsizlik, ekonomi, toplumsal değerler, din istismarı ve DEMOKRASİ geliyor.

Demokrasiyi (katılımcılığı) savunanların yer aldığı gurup DEMOKRAT'LAR olması lazım gelir! Doğru olan budur. Ancak ülkede Demokrasiyi savunanlar Demokrasinin zayıf karnından yararlanarak: Aslında kendi düşüncelerini yaymayı ve kabul ettirmeyi zihin gerilerine hapsetmiş olanlar. Bu demokratlar kendileri gibi düşünen, kendileri gibi bir yerlere TAPINAN birilerinden icazet alanları ASLAN DEMOKRAT olarak gösterip, diğerlerini TUKAKA ilan ederler. Kendileri gibi düşünmeyenleri çeşitli metotlarla itham ederler. Kurumlar onlar gibi düşünenlerce paylaşıldığında, DEMOKRAT KURUM V KURULUŞ olur. Onlar gibi düşünenlerce idare edilmezse, SEÇKİNCİ JAKOSEN ve ANTİ DEMOKRATİK olur.

Bu tür ikiyüzlü hareket edenlere TATLI SU DEMOKRATI, onların demokrasisine de TATLI SU DEMOKRASİSİ diyenler gittikçe yaygınlaşıyor. İşin tuhaf tarafı, bu ASLAN DEMOKRATLAR halktan görünürler, hakka referans verirler. Ne hikmetse halkın çıkışlarına dayanamaz, onları PROVAKATÖRLÜKLE, İDEOLOJİ esiri olmakla suçlayıp susturarak, demokrasi geleceğini sanırlar.

Adil olmayan, hukuka dayanmayan etik değerleri dışlayan bir anlayışın ağzından yağ da, bal da aksa hiçbir anlamı olmaz!

Ülkemizde demokrasinin gelişmesini isteyen kesimlerden bazı örneklere bakalım. Bilim adamları üniversiteleri ideolojik kamplaşma alanı haline getirmiş konuşurken, hepsi Demokrat Siyasetçiler kendi vatandaşına tahammül gösteremiyor. Kendine muhalefet edeni Haşim gibi görüyor. Katılımcılığın önünü açacak düzenlemeleri yapmıyor. Yasada kanunlar çalıştırılmıyor.

Uzlaşmak, anlaşmak tek şarta bağlı.. Benim şartlarıma gelirseniz uzlaşırız. Aksi halde olmaz…

Demokrasi kuralsızlık değildir. Kendi kendini yönetemeyen, taşıyamayan demokrasi olur mu? Olursa zaaf doğar. Zaafın olduğu yerde KANUN DIŞILIK, GÜÇ ODAKLIĞI ve demokrasinin işletilmemesi sonucu çıkar.

İnsanlar duyduklarında anne babalarına muhtaç olsalar da: Hiçbir insan doğuştan belli ideolojiyle, belli inanç kalıplarıyla doğmaz. Önce Ailesinin, sonra da toplumun telkinleri, eğitimi ve algılamaları onu yönlendirir. Türk toplumu DEMOKRASİYİ sevmekle birlikte maalesef tam özümseyebilmiş değil. Yetişme tarzımız da buna engel oluyor!

Demokrat olmak adına (Hür fikirli olmak) her şeye gelir, her şeye geçin mi diyeceğiz? Demokrasi içine her şeyin koyulabileceği bir çuval mı? İçine her şeyi koyarsak bu ağırlığı kaldırabilir mi?

Demokrasi de sınırsızlık var mı? Demokrasi sınırları kim belirler?

Demokraside sınırları kişiler değil, hukuk belirler. Demokrasi kuralsız, sınırsız olmaz. Ancak insanların özgürlük alanlarının çatışmasına, karşı karşıya gelmesine de müsaade etmez. Etmemelidir. Amma ülkemizde Hukuk düzeni tam çalışmadığından, kurumsallaşma oturmadığından hak güçlüden yana çalıştığından demokrasi hep güçlüyü koruyan kollayan bir çizgide gelişiyor. Gücü olan konuşur, hakkını arar, gücü olmayan ise BİAT eder. Buna da USLU DEMOKRASİ demek doğru olsa gerek.

Sonuç bu ülkede DEMOKRASİ OYUNU oynanıyor. Bu oyunun senaryosunu yazanlar. Kahramanları, oyuncuları da dâhil aslında hiçbiri DEMOKRASİYE inanmıyor. Sadece MIŞ GİBİ yapıyor.

İşte o nedenle de Demokrasi bir YAŞAM BİÇİMİ,, HAYAT FELSEFESİ olmuyor. Her dönemde OYUN olarak kalıyor. Kalma yâda mahkûm görünüyor!

19.02.2010

Bu yazı toplam 640 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim