• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 15 °C

Demokrasinin vazgeçilmez unsuru sandık

Bülent Dinçtürk

Bu yazımı sizlere Amerika’dan yazıyorum. Son gelişmeleri buradan takip etmeye çalışıyorum. Geçen hafta Millet Meclisi seçim kararı aldı. Jeton nihayet düştü. Çünkü millet iradesinin üzerinde hiçbir şeyin üstün olamayacağını herkes bir kez daha gördü.

Peki bütün bu didişmelere, çekişmelere, inatlaşmaya gerek var mıydı? Ülkede tansiyonun bu kadar yükselmesine neden gerek gördünüz?

Sonra 360 derece dönerek niye seçim kararı aldınız? Kaprisle, hisle, hırsla memleket yönetilemeyeceğini geç de olsa anladınız.

30 yıldır, 4 yılda bir yapılan genel seçimleri, sırf kanun böyle diyor diye, neden takıntı haline getirdiniz? Bundan bir yıl ve 6 ay önce gerekçeleri ile Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiğini yazdık.

Muhalif partiler yeni yeni bunu dile getirmeye başladılar. İktidar partisi ille de meclis içinden ve AKP’den seçilecek diye dayatıyordu. Sonra ne oldu bilmem, kafalarına taş mı düştü ne, çark ettiler. Halbuki misyonunu yitirmiş, halkın büyük bir bölümünün sesini ve iradesini temsilden uzak bir meclisin cumhurbaşkanını seçmesi kadar yanlış bir durum olamazdı. Neticede yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Şimdi sandık göründü. İşte Demokrasinin tecellisi. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Gün, hesaplaşma günüdür. Herkes 4 yılın muhasebesini yapsın ve vicdanının sesini dinleyerek oyunu kullansın. İşte vatandaşın da EFElik günü, o gün.

İnşallah Bolu’yu layıkıyla temsil edebilecek ve Bolu’nun Ankara’da sesini duyurabilecek, milletvekillerini de seçmek suretiyle Bolu’yu, ezilmişlikten ve geri kalmışlıktan kurtarırız. Bolu’yu ve Bolu’nun meselelerini bilmeyenlere lütfen prim vermeyin. Son pişmanlık fayda etmez.
İyi haftalar dileğiyle.

ÖZGÜRLÜK

Yorumunu kendi arzularına göre yapanlar, bel lastiği gibi her yönde kullanmak istiyorlar.

Peki acaba öyle mi? Özgürlüğün açık anlamı; ‘serbest, hürriyet, herhangi bir şekilde, herhangi bir koşula bağlı olmayan, bağımsız’

Tabii burada hemen bağımsızlığın ve hürriyetin nerede başlayıp, nerede bittiğinin sınırlarını da çizmemiz lazım. Öncelikle örf, adet, gelenek, görenek ve de yasalarla sınırlıdır.

Özgürüm diyerek kafayı çekip sağa sola saldıramazsınız. Galip gelen takımınızı kutlamak için sağa sola ateş edemezsiniz, istediğiniz zaman yürüyüş yapıp, miting yapamazsınız. Özgürüm diyerek sokakta, evde, okulda, toplumu rahatsız edici hareketler yapamazsınız, gece yarısı yüksek sesle müzik dinleyerek komşularınızı rahatsız edemezsiniz, zira sizin özgürlüğünüzün de bir sınırı vardır. İşte orada bir başkasının özgürlüğü başlar. Yüksek sesle gece yarısı müzik dinleyen komşusunu uyaran, tiyatro sanatçısı öldürüldü. Bunun adı özgürlük değil magandalık.

Toplumumuzda bu tür magandalar maalesef çok fazla.

Peki bu durum Avrupa ülkelerinde nasıl? İsveç’te hafta arası gece saat 21’den sonra asla yüksek sesle müzik dinleyemezsiniz. İsviçre’de 21’den sonra çok samimi ve akraba değilseniz telefon dahi edemezsiniz. Randevu almadan pat diye bir yere gidemezsiniz, giderseniz refüze olursunuz.

Almanya’da isterseniz park yasağı olan tretuvara aracınızı park edin. On dakika sonra polis aracın başında ceza yazar. O civarda oturanlar hemen ihbarını yapıyor.

Bulgaristan’da, Yugoslavya’da isterseniz kuralları bir ihlal edin de görün bakalım. İtalya’da hava kirliliği için araçlara konan sokağa çıkma yasağına uymayın da görün neticesini.

Peki Avrupa Birliği’ne gireceğiz diyerek uyum yasaları çıkarıyoruz. Bunlar işin bir yönü. Peki sadece bununla bitiyor mu?

Daha önümüze o kadar çok kriter konacak ki, inanın bıktıracaklar.

Teknoloji ve sanayi bakımından Avrupa’ya çok yaklaştık. Hele konfeksiyon ve tekstil alanında geçtik bile.

Ancak bunlarla bitmiyor. En önemlisi kafalarımız ve düşünce yapımız. İşte orada sınıfta kalıyoruz. Hala sokağa tükürüyoruz. İzmariti sokağa atıyoruz.

İnsanlara, topluma saygısızlık ne varsa yapıyoruz.
Bunlar uyum yasaları ile düzelecek şeyler değil.

İnsana saygı, sevgi, terbiye ve nezaket kuralları çok önemli.

Bunları çocuklarımıza; ailede, okulda mutlaka öğretmemiz lazım.

Yetişen yeni nesil, bilhassa saygı özürlü. Okulda öğretilen Afrika’daki nehirlerin uzunluğundan daha önemli olan; insana saygı göstermek, terbiye, ahlak, nezaket ve de başkasının haklarına özgürüm diyerek tecavüz etmemeyi mutlaka öğrenmemiz gerekiyor.

Mahalli İdareler yasaları kadar önemli olan toplumun kültür seviyesini de ele almak lazımdır, diye düşünüyorum.

Topluma saygı ile yaklaşanlara ben de büyük saygı duyuyorum.

09.05.2007

Bu yazı toplam 678 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim