• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 1 °C

DEPREM ADALETİ-1-

Mustafa Namdar

Depremin adaleti oluyor mu? oluyor. Sağlam zemin, sağlam bina da konuşlananları pas geçiyor. Belki can yakıyor ama cana kıymıyor. 1999 Depreminden sonra kavuşturmaya başladık depremin adaletini. Düştük müteahhitlerin peşine. Bir taraftan vicdanlarda değerlendirilen ilahi adalete sevkettik suçlu olduklarını düşündüklerimizi. “Allah'ından bulsun” dedik havale ettik ilahi adaletin sahibine. Düşünmedik ki Allah'ı var mıydı! İnsanların canına kıyanların!
Toplumda yaşam koşullarını kurallara bağlayanlar geciken adalet diye düşünmüş olmalılar ki ilahi adaleti; Allah'ın verdiği aklı kullanarak yaşam süreci içinde uygulanmak üzere kara kaplı kitapta toplamışlar iyi ve kötü davranışların, ceza ve mükafat olarak karşılıklarını. Adına beşeri kanun demişler toplumları yönetmeye başlamışlar.

Toplumu yönetenler uygulamaya başlamışlar, uygar düşüncede şekillenen sosyal devlet anlayışıyla milletini. Adaletin terazisi şaşmaz ilkesinden “Adalet mülkün temelidir” demişler ve kesilen parmağın acımayacağına inandırmaya çalışmışlar milletinin bireylerini. Sosyal devlet, zengin fakir demeden, hasta sağlam, engelli engelsiz, genç ihtiyar kadın erkek demeden, milliyet inanç ayırmadan insanların yanında olmayı hükmederken şu depremde yıkılıp da can alanların tek sorumlusu müteahhitler midir diye düşünmeye başladım. İşçisinden kontrolüne, proje çizeninden uygulayıcısına günahı yok mudur insanların? Sosyal sorumluluk sıfatını yüklediğimiz devletin, devleti yönetenlerin vebali yok mudur bu can pazarında? Yurdun bir bölümünde modern gökdelenler yükselirken bir tarafında arada çimento gibi bağlayıcısı bulunmayan çamur yığınları halinde yükselen duvar içinde oturanları seçimden seçime, oy için görenlerin hiç mi günahı yok? Hani; “komşusu aç iken yatmak” insan vicdanını yaralayan bir anlayıştı! Böylesi bir inancın anlayışı içinde olanlar kendi oturdukları yerlerle, kerpiç baraka türü yerlerde oturanları görüpte, hiç rahatsız olmak akıllarına gelmedi mi? Hani nerede eşitlik ilkesi sosyal adalet anlayışı?

“Sanat sanat için yapılır” görüşünden uzaklaşan, beline keseri testereyi takan deprem ustalarını, çıraklık eğitimi diye bir eğitime tabi tutmadan demiri bağlatır, betonu döktürür, duvarı ördürürken, sosyal devlet görevi nasıl yerine getiriliyor anlamakta zorlanıyorum. Önce çıraklık eğitim, sonra mesleki eğitim adıyla açılan 100 küsur mesleğin içinde kaç tane inşaat sektörüne ait meslek alanı var bir bakalım…
İnşaat sektöründe kaç tane alt yapıda sertifikalı amele gibi vasıfsız işçi kaç tane, çırak kalfa usta çalışıyor bir bakalım..
Marmara depreminden sonra yapı denetimler oluşturuldu. Sevinmiştik. Aradan geçen onca zamana karşın hala oturmadı, hala değişiklikler var. Toplumda uygulanması istenen kuralları kara kaplı kitabın dışında kalanlar uygulamaya kalktıkça, bu acıları hep yaşar, sonuçta da bir suçlu bulunur. Suçlu ömrü yeterse 10-15 yıl yatar çıkar ya gidenler? Ya gidenlerin geride kalanlarında oluşan psikolojik çöküntü!?

03.11.2011


Bu yazı toplam 622 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim