• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

Deprem gibi salladı -1-

Mustafa Namdar

            09.03.2005

Belleklerde kalan olayların anlatılmasında, görselliğin veya işitselliğin farklılığı vardır. Birinde yaşadığınız olaydaki heyecanı aynen yaşarsınız, diğerinde ise, anlatılanlara takviye amaçlı dolgu malzemesi olarak kullanırsınız.

Bunun en güzel örneği asrın fekaleti olarak tarih sayfalarına geçen 17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri. Bu günlerin acısını yaşayan insanlarımızın çoğu, yaşanan o andaki çaresizliğin şokunu halen üzerinde taşıyor. Belki de bu insanların çoğuna 19-44-1956-1967 depremlerinin acı tablosu çoğu kez anlatıldı. Belki de, artan nüfusun ve iç göçlerin neden olduğu yeni yerleşim alanlarında gördüğümüz bozuk yapılaşmada, geçmişte yaşananlar nasihat olarak kulaklara her zaman fısıldandı. Duyumlar, bu insanları ne kadar etkiledi? Sorusunun cevabını, resmi kayıtlara göre kaybedilen yirmi binin üzerindeki insanımızın canıyla ödediğini öğrendiğimizde aldık.

Şu sıralar işin garibi, depremi yaşayanların çoğunluğunun oluştuğu günümüzde, acıların tazeliğini koruduğu şu sıralarda sanki cesaret aşısı yapılırcasına, kamuoyunda çok katlı binaların yapılıp, yapılmamasına yönelik tartışmalar, günün vazgeçilmez konusu haline getiriliyor.

Bu tartışmalardan amaç nedir? Herkesin kafasında oluşan yanlış düşünceler, birbirimize olan güveni zedeliyor. Bilime olan inancı örseliyor. Tüm acılara karşın insanoğlunun kazanma hırsının, hep önde olduğunu düşündürüyor. En kötüsü birilerinin kenara çekilerek, olayları gülerek izleyip, "Siz istediniz, biz de yaptık" deme noktasına gelmesini bekliyor...

Bilimde aşık atışması olur mu? Sanki oluyor. Bugün yerbilimci çıkıyor, depremlerin sarı öküzün kafasını sallamasıyla oluşmadığını bilimsel olarak anlatıyor, yer kabuğunun özelliğine göre üzerinin nasıl yapılandırılacağını, örnekleriyle göstermeye çalışıyor. Ardından hemen birileri çıkıp, yerin üstünde yapılacak her türden yapılaşma benim işimdir. Bunun hesabını ben yaparım!

Birileri de çıkıp,"Siz ne söylerseniz söyleyin. Ben yaşadıklarıma ve gözümle gördüklerime inanırım. İşte moloz yığınları, işte enkaz altından çıkarılan binlerce ölünün yattığı mezarlıklar!" diyor.

Birileri de çıkıp, iyi niyetlerle insanların düşüncelerini berraklaştırmak, bilgilendirmek için, işin uzmanlarını getirip konuşturuyor, işin doğrusunun ne olduğunu öğretip, bireyleri rahatlatmak istiyor.

Rahatlıyor muyuz? Her konferans sonrası 2+2=4 diyebilecek kadar bilgileniyor muyuz? Yoksa kafalarımız yeniden karışıyor, tartışmaların dozunu, biraz daha mı artırıyoruz???

Bu yazı toplam 293 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim