eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 104.275
  • Altın 145,568
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1864
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 19 °C

DEPREM VE ANORMAL HAYVAN DAVRANIŞLARI

N. Gürkan Yetkin

Aşırı sıcaklar ve bazı hayvanlardaki anormal hareketler, bazılarımızı “Acaba deprem mi olacak?” diye korkutmakta.

Yaşanan bir çok depremde hayvanların deprem öncesinde her zamanki normal davranışlarının yerine farklı davranış sergiledikleri belirlenmiş, bu tecrübe bilim adamlarını, hayvanlar üzerinde inceleme yapmasına, bunun nedenini araştırmaya itmiştir.

Bilim elde etmeye çalıştığı bilgiler ışığında depremleri önceden tahmin etmeye çalışmaktadır.

Özellikle Çin, bu konuda oldukça ciddi araştırma içindedir.

Yıllarca yapılan gözlemler ,bir çok ip ucu içerse de, kesin bir yargıya varabilme adına hala eksiklikleri bulunmaktadır.

Şöyle ki, bazı hayvanların deprem öncesinde sergiledikleri anormal davranışlar, deprem dışında bazı özel hallerde de gözlemlenmiş, bu sebeple depremlerin bu hayvan davranışlarını gözlemleyerek önceden belirlenmesi hayali suya düşmüştür.

Deprem öncesinde meydana gelen ve insanlar tarafından tespiti mümkün olmayan farklı frekanslı ses dalgalarının ve farklı koku, sıcaklık değişimi, su seviyesi vb. yaşam ortamındaki değişimlerin hayvanlarca fark edilmesi ve bu anormal duruma farklı tepki göstermeleri bilim adamlarınca tespit edilmiş bu konuda bir çok makale yayınlanmıştır.

Köpeklerin deprem olmadan önce başlayarak deprem anına kadar durmaksızın ulumaları ve evde beslenen köpeklerin sahiplerinin peşinden bir an bile ayrılmadan odadan odaya geçmeleri, martıların denizden karaların içlerine doğru uçmaları, domuzların birbirlerinin kuyruklarını ısırmaları, kedilerin saklanmaları ve dışarıya çıkmayı reddetmeleri, tavukların yükseklere tüneme ve birbirlerine sokulmaları, birbirlerini gagalamaları ve yumurtadan kesilmeleri, atların aşırı huysuz olmaları ve sürekli etrafı tekmelemeleri, balıkların sudan dışarıya fırlamaları veya devamlı yüzdükleri derinliği değiştirmeleri, midyelerin deniz kenarında daha yüksek kayalıklara yapışmaları, kemirgenlerde özellikle farelerde anormal davranışlar örn:toprak altındaki yuvalarını terk ettiklerinden etrafı farelerin basması, değişik biçimlerde zıplamalar, aşırı tedirgin davranışlar, yılanların kış uykusundan uyanarak karların içinde gezinmesi, evde beslenen güvercinlerin evi terk etmeleri, arıların toplu olarak kovanı terk etmeleri gözlemlenmiş anormal davranışlardır.

Çinliler, depremin önceden belirlenebilmesi için uzun yılardır güvercinler üzerinde çalışma yapmaktadırlar.

Güvercinlerde anatomik özellik olarak tibia ve fibula kemikleri arasında sinirsel olarak çok yoğun ve oldukça hassas bir bölgenin var olduğu düşüncesi ile bu bölgeye elektrotlar koymuşlar ve deneyler yapmışlardır.

Bu bölgedeki sinirlerin titreşimlere karşı aşırı duyarlılığı tespit edilmiş ve 4 şiddetinde yapay olarak yaratılan deprem simülasyonlarına hayvanın verdiği tepkiler ölçüldüğünde oldukça ilginç sonuçlarla karşılaşılmıştır.

Elli ayrı güvercin üzerinde yapılan araştırmalarda, hayvanın yaratılan yapay depremin hemen öncesinde panik halinde uçma eğilimi tespit edilmiştir.

Şimdi, nereden çıktı tüm bunlar diyebilirsiniz?

17 Ağustos depreminden aylar öncesinde tarlaları, evleri ve işyerlerini farelerin bastığı tespit gözlemlenmiştir. Oldukça fazla sayıda yılan görülmüştür. Köpeklerdeki huzursuzluk güvenlik kameraları ile kayıt altına alınmıştır. Veli Efendi Hipodromu'ndaki atlar depremden saatler önce başlayarak deprem anına kadar huzursuz oldukları, tepiştikleri ve hatta bazılarının bu esnada yaralandığı kayıtlarda mevcuttur.

Bir dostum geçenlerde sıcaklar dolayısıyla açık olan pencereden evinin içine yarasaların doluştuğunu saatlerce uğraştan sonra çıkarabildiklerini anlattı.

Abant yolundaki tarlaların ve tesislerin farelerin istilası altında olduğu yerel basınımızda haber olarak yerini aldı.

Bazı evlerin bodrum katlarını yılanların bastığı yine anlatılanlar arasında.

Hal böyle olunca, tedirgin olmamak elde mi?

Yazımın başında belirttiğim gibi, hayvanlardaki anormal davranışlar sadece deprem esnasında gözlemlenmiyor. Psikonojik şok, ani karanlık ve şiddetli patlamalar, alan savunması, akustik irkilme tepkisi gibi durumlarda da aynı hayvanlar benzer tepkileri verebiliyor.

Bu sebeple de her anormalliği deprem habercisi olarak yorumlamak hatalı bir tespit oluyor.

Amacımız halkı gereksiz paniğe sürüklemek asla olamaz! Ancak hayvan dostlarımızın davranışlarını da göz ardı etmemek ,dikkatli ve gözlemci olmak ihmal edilemez!

Deprem ülkemizin bir gerçeği! Bu konuda yapılan birçok araştırmaya her gün bir yenisi ekleniyor. Depremlerin önceden bilinmesi bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen halen mümkün değil.

Bu durum teknoloji ne kadar ilerlemiş olsa da, doğa karşısında insanın acizliği ve insanlarımızı depremin değil, depreme dayanıklı olmayan kötü yapılaşmanın öldürdüğü gerçeğini de değiştirmiyor.

1999'da yaşanan depremin üzerinden geçen bu kadar yıla rağmen, hala orta hasarlı binalar mevcudiyetini koruyor. İstanbul olası bir deprem ile her gün yüz yüze olduğu halde yapılan çalışmalar oldukça cılız oldukça yetersiz. Sigorta sistemi 1999 depreminde sınıfta kaldığı halde hala bir düzenleme ve gelişim sergilenmiş değil. Sistem, açıklarla ve kelime oyunları ile dolu.

Hala, bir büfede tost yapan kişiden dahi uzmanlık belgesi istenilirken müteahhitlik hizmeti verebilmek ve müteahhit olmak en kolay iş. Sadece yeterli sermayenizin olması yeterli!

Hal böyle olunca yeni deprem anıtları yapmak adına belediyelerin yer tahsisi yapması zorunlu oluyor! “Depremi unutmayacağız! Unutturmayacağız!” slogan olmanın ötesine geçemiyor.

Sonuç olarak “ölen ölür kalan sağlar bizimdir!” mantığı ile hareket ediyor, bir felaket yaşandığında kader deyip geçiyoruz. Nedenleri sorgulamak yerine kimleri sorguluyoruz. Kabahati kendimizde aramak yerine, bir başkasına atma adına etrafa saldırıyoruz.

Felaketi yaşayanlara “vah! vah!” diye üzülüyor, bir gün bu gerçekle bizlerinde karşılaşacağını göz ardı ediyoruz!

Bir iki müteahhidi hapse atıp, bir iki memuru görevden alıyoruz! Ve hayat bu kısır döngüde devam edip gidiyor!

Ölenler ölüyor! Kalanlar, ölenler için anıtlar yapıp törenler düzenliyor!

Hepsi bu kadar!

Bu haftaki kırmızı tır kasası arkası yazımız:

“Kaderimse çekerim! Hiç kızma geçerim!”

16.08.2010


Bu yazı toplam 1817 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim