• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Dereyi geçerken...

Mustafa Namdar

Yaptığımız her işin başlangıcında önce amaç ne diye düşünür, ona göre plan yaparız. Zaman olur koşullar değişir, sürpriz gelişmeler olur, ya da hesapta olmayan olaylarla karşı karşıya kalınır. Böylesi olaylara karşı da gerekli önlemler alınarak, alternatif planlarımız olur, onları uygulamaya koyarız.

    Kamu düzeninin işleyişinde, olayların gelişimine ait gidişatın nasıl olmasını belirleyen yasalar, yönetmelikler, genelgeler vardır. Genelde bu genelgeler doğrultusunda işlemler yürütülür. Tabii ki olağanüstü olaylar hariç.

    Konu eğitim öğretim olduğunda, her ders yılının başlangıcında kayıtların nasıl yapılacağına dair işlemler için açıklama gelir. Değişiklik olmadıkça, sınıf geçme sınav yönetmeliği, disiplin yönetmeliği, devam-devamsızlık, not verme sistemi, öğrenci belgesi, rapor, izin gibi konularda açıklama gelmez. Dolayısıyla da işlemler rutin olarak kendi şablonu içinde yürütülür.

    Yaklaşık 2 aydır kulaktan kulağa fısıldanan bir konuşma, öğrenci velilerini huzursuz ediyor. Nedir konu? Konu; okul öncesi eğitim! Günümüzde okul öncesi eğitimin önemi tartışılmaz. Eğitim öğretimde, temeli oluşturan okul öncesi eğitim yaşının önemi dikkate alınarak, ülkemizde de her geçen yıl ilköğretim okullarında ana sınıfları, ya da bağımsız ana okullarının sayıları artırılarak, yeni öğretim yılına başlanılıyor.

    İlimizde ana okuluna olan ihtiyaç dikkate alınarak, yeni okul arayışlarına girildiği biliniyor. Ne var ki, bağımsız okul için çalışmalar tüm hızıyla devam ederken, aynı ilgiyi ana sınıflarında göremedik. Belki de sebebi, kayıt için yeterli müracaat olmamasındandır.

    2005-2006 eğitim öğretim yılına biri özel olmak üzere, iki okulumuz da eğitime başlanmış olarak devam edilmektedir. Peki, her şey normal olarak eğitim öğretime devam ediliyorsa, sorun ne? Ne fısıltısı dolaşıyor ortalıkta?

    Evet dolaşan fısıltı şu; “Yarıyıl tatilinden sonra ana okullarında eğitim öğretime ikili olarak başlanacak.” Olur mu? Bizde her şey fısıltıyla başladığına göre, olur mu olur!

    Olmasına olur da, neden dere geçerken olacak bu değişiklik? Ana okuluna çocuğunu gönderen her aile kendi durumunu dikkate alarak, bir aile planlaması yaparak öğretim yılı başında rotasını çizmiş. Yarı yıldan sonra nasıl olacak bu iş? Ailede karı koca çalışıyorsa, ve de evlerinde bir büyükleri yoksa nasıl olacak? Kalan yarım günde evin yumurcağı nerede, kime emanet edilecek?

    Denebilir ki; kreş mi ana okulları? O durumda çocuğu olanlar kreşe göndersinler çocuklarını. İyi de ana okullarına gönderilen çocuklar, 3 yaş grubunun üzerinde 5-6 yaş grubu çocuklar olmalı.

    Benim de torunum var, ana okuluna giden. Ana baba çalışıyor. Sabahın 8’inden akşamın 8’ine. Bize yazık değil mi? Hem çocuklarını büyüt hem torunlarını. Sevgiye zaman ayıracak fırsatı lütfen tanıyın.

    Bu fısıltı nereden, nasıl çıktı bilemiyorum. Ama inanıyorum ki, yolun yarısında böyle bir uygulamaya olur vermeyecektir Sn. Valimiz. Bu konuda çocuklarının açıkta kaldığından dolayı istekler varsa, sene başında bir çözüm aranabilirdi. Şimdi zorunlu hale gelindiyse ana sınıflarında çözümünü bulmak daha mantıklı gibi geliyor.

    Fısıltı doğruysa daha uygun bir çözüm bulunabilir. Bunun için bir kez daha düşünülüp değerlendirileceğini umut ediyorum. Bir tarafı yaparken bir tarafın bozulmasına kimsenin gönlü razı olmayacaktır diye düşünüyorum.

23.12.2005

Bu yazı toplam 250 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim