• BIST 90.687
  • Altın 214,244
  • Dolar 5,3790
  • Euro 6,0941
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 9 °C

Derin hesaplar ince taktikler

Yüksel Gültekin

“Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar

Kapanırdı daha gün batmadan kapılar

Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden

Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!

Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen

Gözlerin , dişlerin ve akpak gerdanınla

Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla.”

Ruhi abimiz vardı bizim, Ruhi Kurnaz abimiz. 1994 seçimleri arefesinde tanıdım onu. Refah Partisi’nin daracık il merkezindeki salonda ateşli konuşmalar yapardı bize. İlkelerden söz ederdi. Değişmeyen evrensel değerlerden, davamızdan, bizi haklı kılan ve bu aziz milletin makus talihini değiştirecek milli görüş davasından söz ederdi. Ateşli konuşurdu, çok ateşli. Onun her konuşmasından sonra bir suçluluk duygusu içinde çıkardım salondan. Görevini yapmayanların yüz kızartıcı suçluluğu içinde.

Dava iki dönem Düzce’de Belediye Başkanı yaptı Ruhi abiyi. Davanın erleri onun için gece gündüz çalıştı. Değerdi, davanın bu yıl-mayan temel taşı için değerdi. Fakat sonra Ruhi abimin pes ettiğini duydum. Düzce’yi de, davayı da terketmişti. Gittiği yeri duyunca, içim cız etti. Bana oniki yıl önce yaptığı ateşli konuşmalarla yüzümü kızartan Ruhi abim, şimdi yüreğimi sızlatmıştı. Ha Ahmet Muhip Dıranas’ın ‘Fahriye Abla’sı, ha Yüksel Gültekin’in Ruhi Abisi. Gelinen nokta yalnızca bir özlem, yalnızca bir nostaljiydi. Ben o salondaki nefessizliği de, senin ateşli konuşmalarını da çok özledim Ruhi abi. Sen de zaman zaman o günleri özlüyor musun?

Yoksa, şimdilerde sizin gibi abilerimizin önderlik ettiği ve sizi takip eden kuşağın bir bölümünün kendisine örnek aldığı “Derin hesap, ince taktik” teorisinin siyasette asıl olduğunu, daha öncesinin erdem ve değerlerinin yanlış olduğunu mu söylüyorsunuz?

Siyaset yalnızca halka ve hakka hizmetin bir parçasıdır. Bizim davamız, sen ben davası değildir. Bizim davamız, bu aziz milletin yüzünün yeniden gülmesi davasıdır. Bu davada kardeşlerimizin hangi mevkide ve makamda olacaklarının rıza-i ilahide hiçbir önemi yoktur. Bu davada yapılan hizmetten çaycı da en az bizi temsil eden bir milletvekili kadar nasibini alacaktır. Beyler, zaman duracak zaman değildir. Bu aziz milletin bağrı, alev alev yanmaktadır. Bu yangını söndürecek su, bizim temsil ettiğimiz, bu milletin özü olan, esası olan, kendi öz benliği olan milli görüş matarasındadır.

Makamlar için, mevkiler için asla birbirinizi kırmayın diye siz Refah Partisi’nin o daracık salonunda boğazınız patlarcasına bize nutuk verirken, biz Ali Ercoşkun kardeşimle yanyana biraz da gözlerimiz yaşararak dinlerdik seni. Hatta senden o kadar etkilenirdik ki, kendimizden geçmiş bir şekilde seni dinlerken, ayağımız yanlışlıkla birbirimize değse defalarca birbirimizden özür dilerdik.

“Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi

Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi

Güneşin batmasına yakın saatlerde

Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede

Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede

Bahçede akasyalar açardı baharla

Ne şirin komşumuzdun Fahriye abla.”

Sen şimdilerde başımızdan gidince ve adeta söylediğin herşey sanki anlamsızmışçasına kendine ayrı bir yol çizince, arkadaşlarımız da seni takip etmeye başladılar Ruhi abi. Derin hesaplar yapıp, kimsenin aklına gelmeyecek ince taktiklere başvurdular. Seni oniki yıl önce o salonda dinleyenlerin hepsi, sen kadar başarılı olamadılar tabii. Fakat içlerinden biri seni geçti Ruhi abi. Tabir yerindeyse boynuz kulağı geçti. Evet, bugünün Demokrat Ali’si, derin hesap ve ince taktikte Ruhi abisini solladı. İl Başkanı olma pahasına tüm değerlerini bir kenara bırakmayı, her türlü hile ve desiseyi, en önemlisi de dün yanlışlıkla seni dinlerken ayağıma dokunduğunda özür dilerken, şimdilerde insanların üzerine basmayı, çiğnemeyi derin hesabın ve ince taktiğin bir vesilesi olarak gördü ve mübah saydı.

Fikir hayatımda ve düşünce dünyamda mümtaz bir yer alan Ruhi abiye ve Ali Ercoşkun kardeşime bu yol ayrılığında veda ederken, derin hesaplarında ve ince taktiklerinde başarılar diliyorum. Geçmiş güzel günlerin anısına kendilerine Ahmet Muhip Dıranas’ın dizeleriyle veda ediyorum.

“Gönül verdin derlerdi o delikanlıya

En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya

Bilmem şimdi hala bu ilk kocandamısın

Hala dağları karlı Erzincandamısın

Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın

Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda

Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla.”

01.05.2006

Bu yazı toplam 210 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim