• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

DEVLET VE PARTİ BÜROKRASİSİ

Mustafa Öz

Osmanlı Devlet geleneğinde; önceleri liyakat ve halka – hakka hizmet şuuru esas alınıyordu. Üst seviyeli idareciler ENDERUN'da yetiştiriliyordu. Ticaret Kapitülasyonlarında etkisi ile azınlıkların elinde yürüyor. Türk insanına ya zabitlik (asker) yada katiplik (memurluk) hedef gösteriliyordu. Osmanlının son dönemlerinde en önemli makamlarda bile liyakat bozulmuş ŞEYHÜL İSLAM makamına yapılan atamalar, paşalık makamlarına yapılan atamalar tartışmalı hale gelmişti.
Bir insan görevinin gereğini yapacak ehliyetten yoksun ise orada kalmak için her türlü yolu mübah görür.
Cumhuriyet döneminde 1923-1946 tek parti dönemi. Teba'dan vatandaşlığa geçilmiş ama Devlet kurumlarında görevli memurlar VATANDAŞA tepeden bakıyor. Vatandaş TEBAmı yoksa VATANDAŞ mı olduğunu anlayamıyordu.

Vergi Memuru – Nüfus Memuru – Jandarması – Polisi – Vatandaşı bezdirecek uygulamalara yol açıyorlardı. Büyüklerimizden insani olmayan bu uygulamalarla ilgili çok hikayeler dinledik! Özellikle Milli Şeflik dönemi olarak isimlendirilen 1939-1946 döneminde hükmedici baskıcı bir bürokrasiden herkes şikayetçi.
Çok partili döneme geçilip Demokrat Parti iktidara gelince durum değişecek diye bekleyenler iktidarın kendi kadrolarını iş başına getirmesi ile ve bu kadroların İLTİMAS-PARTİZANLIK konusunda: GELEN GİDENİ ARATIR konumuna vatandaşı getirdiğini. Ocak – Bucak teşkilatında görevli bir siyasinin Devlet kadroları üzerinde kendi çıkarları yada, siyasi çıkarları adına baskı kurup neler yaptıkları ve yaptıklarının hikayeleri ile büyüdük.

Ticaretin gelişmediği, bölgesel kalkınma farklarının had safhada olduğu cehaletin, fakirliğin kol gezdiği dönemde herkesin gözü DEVLET KAPISINDA DEVLET BABA aş veriyor, iş veriyor. Dövüyor-seviyor her şeyin millet adına sahibi buyurganı Devlet.
Herkes gözünü Devlete dikmiş: ticaretle uğraşan ihale, teşvik peşinde. Bürokrat makam peşinde, vatandaş iş-aş peşinde. Herkes devleti yolunacak kaz gibi görüyor. Pasta küçük TALEP büyük. Sen ben kavgası artıyor. Yönetemeyen TOPAL bir demokrasi işte o zaman devletin sahibi olduğunu iddia eden! ASKER devreye giriyor. Sözde gevşemiş civataları sıkıyor. Sistemi tanzim ediyor. İş daha çığırından çıkıyor.

Peşinden iktidara gelenler DERS ALMIŞ OLMALI değil mi? Hayır aynı tartışmalar devam ediyor. Yine devlete sahip olarak iktidar olunacağını bilenler: YARGI-YÜRÜTME-YASAMAYI topyekün ellerine alabilmek için PARTİ ADINA ÇALIŞABİLECEK KADROLARI devletin kurumlarına getiriyor. Ama son iktidarı bu KADROLAŞMA DA kesmiyor. Demokratileşme PAKETİ adı altında çok masumane görünen PARTİYE üye olabilecek memur ve işçi hakkı getirmeyi vad ediyor!
Özellikle bürokrasinin makamlı memurları arkalarındaki PARTİ desteği ile aynen TEK PARTİ İKTİDARI dönemlerindeki gibi davranıp yandaşı-candaşı olduğu iktidar adına olmadık densizliği milletin gözünün önünde yapıyorlar.
Oysa bu ülkede 70 yıla yakın TOPAL da olsa demokrasi arayışı var. Devlet BABA değil hizmetçi ilan edilmiş. VESAYET kalkmışmış..! Ama partinin memurları milletin bahşettiği imkanları kendini oraya taşıyanlar için FEDA etmeyi LİYAKATA-ADALETE-İNANCA-KUL HAKKINA tercih ediyor.

Bu ülkenin kurumlarından adalet siyasetin vesayetin de VİCDANLARI kanatan kararlara hüküm çıkarıyor. Devletin kurumlarındaki parti kadroları devletin imkanlarıyla hem kendilerini hemde partilerini zenginleştiriyor. Henüz partiye üye olmadan bunları yapanlar yarın parti üyesi olursa: şayet vatandaşta başka parti kimliğiyle bir talepte bulunursa bunlar o eleştirdikleri CEBERRUT dedikleri TEK PARTİ dönemini bile arattırırlar. Kamuya açık olarak en yüksek mülki amirin küfürlerini savuruşunu izledik. Peşinden yapılan açıklama ben bürokratımı yedirmem. Hangi bürokratı. Parti başkanının ağzından çıkanı emir telakki eden bürokratımı milletine hakaret edenimi. Adının başına KEL HASAN yazdık mı. Hasanın KEL oluşu tescil ediliyor. “HASAN KEL” deyince ne oluyor. Kellik kayboluyor mu.
Bu yönetim DEMOKRASİ değil-Bu DEMOKRATLIK değil. Bu anlayış TEK PARTİNİN SİVİL VESAYETİ demokrasi diye yutturmaya çalışması ve PARTİLİ BÜROKRATLAR ve güçler eliyle dayatmasıdır. BU demokrasiye İKTİDARIN CİCİ DEMOKRASİSİ demeli sonucunu ibretle ve hayretle izlemeye devam etmeli yada RÜYADAN uyanıp. Yeni vesayetlere son verip milleti ayrıştırmayan adaletli-partizanlıktan arınmış DEMOKRASİYİ inşa edecek sonucu almalıyız. Şımaran, mağrur, gururlu, kibirli TEPEDEN İNMECİ iktidara ders vermek için 2014 ve 2015 yılı seçimleri bir fırsattır.

Bu yazı toplam 693 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim