• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

Devletin tepesinde kavga olmaz

Bülent Dinçtürk

Son dört yıldır ülkemizi idare edenler, devletin nasıl idare edilmesi gerektiğini, demokrasi rejimini, yasama, yürütme ve yargı sistemlerinin nasıl çalışması gerektiğini, ilgililerin neler yapması gerektiğini, bir kenara bırakarak, her türlü sorumluluk kurallarını hiçe sayarak devletin üst makamlarında hisleriyle hareket ederek, sürekli kavgacılık zihniyetiyle meseleleri çözmeye çalışmışlardır.

Devlet adamına yakışmayan tutum ve davranışlar, ülkenin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmadığı gibi; ülkemize de zarar vermiştir.

Halbuki devlet adamlığı; ince zeka, kibar uslüp ile makama yakışan, tutum ve davranışlar sergileyerek, güven vermek, güvenilir olmak, münasebetleri germeden karşıdakini ikna etmek sanatıdır.

Bugün ülkemizde hiç de arzu edilmeyen konuşmalar ve hareketler üzüntü ile izlenmektedir.

Maalesef vatandaşlar bunun farkındadır.

Hiç de arzu edilmeyen ve istenmeyen görüntüler cereyan etmektedir.

Bir Başbakan'ın Cumhurbaşkanı ile kavgalı olması ve görüşmeme gibi bir lükse sahip olması mümkün değildir. Genelkurmay Başkanı ile gazete sütunları üzerinden konuşulması ülkeye çok büyük zararlar verir. Buna Başbakan dahil hiç kimsenin hakkı yoktur. Anayasa Mahkemesi kendisine kanunlarla verilen hakları herkes gibi kullandığı halde, orası ile ters düşecek ve hakaret içerecek konuşmalar yapmak kimsenin haddi değildir. Muhalefetle uzlaşarak Cumhurbaşkanı'nı seçmek varken, onlarla diyalog kurmayarak, sadece “ben bilirim benim dediğim olur” zihniyetiyle ülkenin tansiyonunu yükseltmek hiç kimseye yarar sağlamaz. Bilakis önce kendine, sonra ülkeye zarar verir. Cumhurbaşkanlığı makamı bütün halkın tasvip etmesi gereken bir makamdır. “Ben arkadaşım, kardeşim Gül'ü, tayin ettim” der gibi onu aday gösterdim demek fevkalade yanlıştır. Önce demokrasiyi hazmetmek lazım. % 34 oyla bu işin olmayacağını görmek lazım.

Teamüllere bakarak son 30 yılı aşkın bir süredir dört yılda bir yapılan seçimleri, işlevini ve misyonunu tamamlayış bir meclise seçtirmek için uğraşmak sadece dayatmadır.

Arkasından seçimleri dört yıla indirilmesi için kanun teklifi vermek yalnızca tutarsızlık ve çelişki içinde olduğunu göstermektir. Ülke dengelerin değiştiğini göz ardı etmek, sadece uyanıklık göstergesidir.

YÖK ile, yargı ile TSK ve Cumhurbaşkanlığı ile sürekli kavgacı bir zihniyetle sürtüşmek hem bu ülkeye, hem de insanın kendine zarar verir. Irak'la ve AB ile de ilişkilerimizin iyi olduğu söylenemez.

Vatandaşlarımız dört yıldır ülkenin nasıl idare edildiğini çok iyi değerlendirmeleri gerekir. 500 kg. kömüre, 3-5 koyuna seçim zamanı affedilen kredi faizlerine, ülkenin idaresini sorumsuz ve ülkeyi iyi idare edemeyen zihniyete ülkeyi teslim etmemelidir.

Hele özelleştirme adı altındaki pis kokular bu ülkede su yüzüne çıktığı vakit çok konuşulacaktı.

Bugün ülkedeki, bilhassa borsadaki sıcak paranın %70'e yakın bölümü yabancılara aittir. Faizlerin yüksek oluşu Türkiye'nin yabancılar için rant cenneti olarak seçilmesine sebep teşkil etmektedir.

Enflasyonun %10'un altına düştüğünü söyleyenler kendilerini kandırmaktadırlar.

Çünkü enflasyon oranı ile faiz birbirine çok yakın nispette olurlar. Halbuki bugün faizler %20 civarında tutularak yabancı paranın kaçmasına engel olunmaktadır.

4 yıl önce 170 milyar dolar olan dış borcun, bugün 300 milyar doların üzerine çıkmasını hiç kimse makul bir gerekçe ile izah edemez.

Bu dört yılda büyük bir yatırım yapılmamıştır. O zaman bu paranın nerelere harcandığını kim, nasıl izah edecektir?

Özelleştirmelerden gelen milyarlar nerelere, nasıl harcanmıştır?
Bütçe açığını rakam oyunları ile kapatmak insanın ancak kendini kandırır.

Halk Bankası bugün esnafın temel dayanağı ve desteğidir. Onu satmak esnafın sonunu getirmektedir. Bugün esnaf son derece sıkıntılı günler yaşamaktadır. Eğer Halk Bankası da özelleşirse Türkiye'de esnaf biter.

Ziraat Bankası çiftçinin ve köylünün can damarıdır. Onun özelleştirilmesi de son derece yanlıştır. Zaten ürünü para etmeyen köylü bugün Ziraat Bankası desteği ile ayakta duruyordu. Ziraat Bankası'nın özelleşmesi ile temelli güç duruma düşecektir.

En kıymetli yerler Araplara peşkeş çeken zihniyetin yanlışlarına dur demenin zamanı gelmiştir.

Görev bugün vatandaşındır. Aklı selimle ülkemizi selamete götürecek, kararını sağduyu ile vereceğine inancımız tamdır.

Yapılacak seçimlerin Bolumuz’a, ülkemize hayırlar ve iyilikler getirmesini dilerim.

İyi haftalar dileği ile.

06.06.2007

Bu yazı toplam 694 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim