eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 5 °C

Dil Nedir?

Aykut Karagüzel

Dil toplumsallaşmanın bir sembolüdür. Bir isteği anlatma, diğer insanlarla anlaşma aracıdır.
Dil, insanları diğer varlıklardan ayıran önemli bir özelliktir.

Bizler, işte bu denli önemli olan dilin güzelliğini ortaya çıkarmak için buradayız.
Bu büyük silah, iyi kullanıldığında harika sonuçlar verirken, bilgisizlik ve yetersizlik sonucu yerden yere vurulunca intihar aracı olmaktan kendisini alamamaktadır. İnsanoğlunun yüzyıllar boyu aradığı, âşık olduğu güzellik kavramı yani estetik duygusu, dilde de kendini göstermiş ve yazı dilinin sanatı olan edebiyat sanatı doğmuştur.
*Bizler yazı dilinin güzelliklerini edebiyat sayesinde özümsedikçe, yalnız okumanın zevk vereceği düşüncesinden uzaklaşmış, yazı sanatındaki o mükemmeliyeti duymak da istemişizdir. Bunların sonucu da bize hitabet yani söylev sanatını doğurtmuştur.

Edebiyatı ben şöyle bir söyleyiş ile tanımlıyorum: “ Edebiyat öyle büyük bir ummandır ki, derinliklerinde inci bulup coşmakta var; vurgun yiyip canından olmakta var.”(a.k.1996)
*Evet yazılan dilin duyum isteğiyle söylev (hitabet) sanatının doğduğunu söylemiştik. Yazılan eserlerin konuşturulmasından sonra da bir sanat kendini hizmete sunmuştur. Bu da tiyatro sanatıdır.

*Yazının söyleve, oradan da tiyatroya geçiş serüvenini gördük bunların hepsi bir gereksinimin ürünüdür. Yalnız bu gereksinim mide ihtiyacı değil gönlün ruhun gereksiniminden dolayı ortaya çıkmıştır. Tiyatro sanatının başlıca özelliği ise konuşulan dilin güzel, doğru ve etkileyici bir biçimde kullanılma gerekliliğidir.
*İnsan ses olanaklarının güzelliğini, becerisini, mükemmelliğini gördükçe sınırlarını büyütme hevesine kapılmıştır. Bu sesleri ezgili bir şekilde söyleyişe dökerek şarkı söylemiş ve caz, opera vs. sanatları ortaya çıkarmıştır.

*Diller kendi aralarında söyleyiş özellikleri ve yazı dili yönünden de çeşitli farklılıklar gösterirler. Bu ayrılıklar büyük bölgeleri kapsıyorsa buna lehçe (dialect) denir. Anadolu Türkçesi dediğimiz Türkçe ile, Türkmen ve Azeri bölgelerini kapsayan topraklarda konuşulan Türkçelerin aralarındaki farkı şive farklılığına örnek gösterebiliriz. Birbirleriyle aynı dili paylaşmasına rağmen ayrı şiveler nedeniyle bir Azeri ile bir Anadolu Türk'ü, zaman zaman birbirlerini anlamakta güçlük çekerler. Bunun nedeni ise bazı sözcüklerin farklı anlamlarda kullanılması, Anadolu Türkçesinin daha fazla değişime uğraması ve çekim özelliklerinin farklılığıdır.

*Lehçelerde kendi aralarında ayrılığa uğrarlar. Bu ayrılık sonucunda şive(accent) oluşur. Doğu Anadolu şivesi, Karadeniz şivesi, İç Anadolu şivesi gibi. Şivelerde kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılırlar. Buna da ağız denir. Şive olsun ağız olsun bu değişik konuşma biçimleri bir yanlış olarak kabul edilmez. Bu ayrılıklar o bölgenin, kültürel, coğrafi ve sosyal yapısının konuşmaya bir yansımasıdır. Ağızlar bir dilin zenginliğinin, büyüklüğünün bir göstergesi sayılır. Orta Anadolu insanı devamlı toprakla haşır neşir olduğundan ve sıcağın, bozkırın da etkisiyle konuşması ağır, tane tanedir. Oysa Karadeniz insanında tam tersi farklılıkları gözlemlememiz hiç de güç olmayacaktır. Karadenizlinin konuşması hızlı ve ritmiktir. Bu özelliği halk oyunlarına da yansımamış mıdır? Bu örnekleri bizim ülkemizde sayfalarca anlatabiliriz. Lehçeler konusu ile ilgili çalışmaları Prof.Dr. Muharrem ERGİN uzun süre yürütmüştür.

*Lehçeler, şive ve ağız konularının dilimiz için önemi yadsınamaz bir gerçektir. Ancak, bir de her dilin herkesçe kabul gören (standart) bir dili vardır. Aslında standart dil de bir “ağız”dır. Ancak ses estetiği ve çekim özellikleri bakımından kulağa en güzel gelen söyleyiş, ağızdır. Her dilin bir “standart”ı vardır. Standart dil, o ülkenin tiyatro sahnelerinde, sinemalarında, radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarında ve sanatında kullanılan dildir. Türkçe de kabul gören dil(ağız) olarak “İstanbul Türkçesini” seçmiştir. İstanbul yazı dilini konuşma diline temel oluşturmak 1908'li yıllarda büyük Türk dil bilimcisi Ziya GÖKALP ve arkadaşlarının isteğiyle başlamıştır.

*Doğa nasıl bir değişim ve hareketin içindeyse dil de o kadar durağanlıktan uzak ve gelişmeye açık bir yapıya sahiptir.
*Değerli okurlar, hepimizin Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlar sağlık ve huzur içinde nice bayramlar dilerim.

02.11.2011


Bu yazı toplam 2925 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim