ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.156
  • Altın 153,130
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C

DİN AFYON MUDUR? (2)

Hasan Dinç

 

 

Komünizmi sistemleştiren ve onun kurucu babası sayılan Karl MARKS’IN bir sözüyle geçen haftaki yazımı bitirmiştim. Karl MARKS “Din Afyondur” diyerek bu konudaki kanaatini çok açık ve net olarak ortaya koyuyordu. Ülkemizdeki komünizm taraftarları da bu kanaati aynen paylaşıyor, özellikle İslâm’a bu gözle bakıyor ve böyle değerlendiriyorlardı. Afyon bilindiği üzere içinde morfin ve kodein gibi çok uyuşturucu maddeler bulunduran bir zehir olup haşhaş sütünden elde edilir. Afyon vererek uyuşturulan kimse doğru düşünme yeteneğini ve doğru hareket etme kabiliyetini kaybeder. Böyle uyuşturulan kişilere zararlı her işi yaptırmak mümkündür. İnsanları bu hale telkin yoluyla da getirmek mümkündür. Karl MARKS dini bu ikinci şekliyle ele almış toplulukları “ telkin” altında tutarak onları uyuşturup doğru düşünme yeteneğinden uzaklaştıran bir vasıta olarak değerlendirmiştir.

İnsanlık tarihinde en inkılâpçı din İSLÂM’DIR. İnsanlığı kurtuluşa ulaştıran her türlü yeniliğe açık, toplulukların hamle gücünü kıran onları durgunlaştıran her türlü ata ve baba mirası geleneklere savaş açan ve ilmi insanlığın ortak değeri kabul ederek medeniyetin bayraktarlığına soyunan yegâne din İSLÂM’DIR. Bu özelliği ile kısa süre sonra medeniyetin öncülüğünü ele geçirmiş, eli bayraklı ve çelik kuşaklı nice büyük âlimlerin yetişmesini sağlamıştır. Bu durum son dört- beş asra kadar devam etmiş, sonra bu medeniyetin bayraktarlığını taşıyamaz duruma düşünce el değiştirmiş, bayraktarlık Batılı güçlerin eline geçmiştir.

Günümüz İslâm topluluklarının hali hepimizce malumdur. Dünyanın en cahil, en fakir ve birbirini sevmeyen toplulukları Müslümanlardır. Sömürülen, köleleştirilen ve içinden seçilmiş köle ruhlu bazı kişilerle istenildiği yere ve yöne getirilen toplulukların başında üzüntüyle beyan edelim ki İslâm milletleri gelmektedir. Bu duruma bakınca Karl MARKS’IN dinler için söylediği ama özellikle İslâm Dinini kastettiği “din afyondur” sözü gerçekleri bilmeyenler için doğru gibi algılanabilir. Bu söz din için, özellikle İslâm Dini için söylenildiğinde bütünüyle yanlıştır. Ancak bir başka boyuttan ele alınıp din adamlarının kastedilen durumu ortaya koyduğu bir yargı olarak söyleniyorsa, savunulması mümkün olmayan bir doğru olduğu anlaşılmaktadır.

Bir dinin kutsal kitabında “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyerek bilenleri bilmeyenlerden üstün sayıyor ve mensuplarını bilmeye, öğrenmeye davet ediyorsa; Yine bir din kadın, erkek farkı gözetmeksizin herkese ilmi tavsiye ediyor, okumayı farz kılıyorsa; bir dinin muazzez peygamberi ilim öğrenmek için mensuplarını o tarihte bile Çin’e gitmelerini emrediyorsa; âlimleri peygamberlerin vekili kabul ediyor, âlimlerin mürekkebini şehitlerin kanından üstün sayıyor ve ilim tahsil ederken ölenleri şehit kabul ediyorsa; Ayrıca cehaleti en büyük düşman olarak ilân ediyorsa o din için “Afyondur” denilmesi acımasız en büyük iftiradır. Ancak, bir de içinde bulunduğumuz bir gerçek var ki bunu izah etmenin yollarını hep birlikte bulmamız gerekiyor. Yazımın birinci bölümünde kendi köyümü anlattım. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında okumaya “gâvurluk” diyecek kadar inanç kayması nasıl oldu, nasıl gerçekleşti? Bizi bu karanlık noktaya kimler getirdi ve cehaletin kucağını kimler oturttu? Sanırım bütün İslâm coğrafyasında yaygın ve salgın olan bu hastalığı teşhis edip tedaviye yönelmezsek inancımızın ve varlığımızın sonu pek de iç açıcı değildir.

Ben bir sosyolog değilim. İlahiyatçı da sayılmam. Ama milletimizin ve bütün İslâm âleminin durumu beni derinden üzmekte ve çözüm için düşünmeye sevk etmektedir. Onun için ilgilenenlere bir ipucu vermek üzere konu hakkındaki düşüncelerimi yazmak ve onlara iletmek istiyorum.

  1. Aklı işlevsiz ve düşünceyi donduran inançlar,
  2. İçtihat kapısı kapanmıştır diyerek yeni şartlara ve ihtiyaçlara yeni çözümlere kapalı inançlar,
  3. Dinin ilk dönem büyük âlimlerini aşılmaz, ulaşılmaz ve dokunulmaz kabul eden ve yeni dönem âlimlere sadece onlara tabi olma yolunu bırakan inançlar,
  4. Dini bir kişi ve zümrenin temsiline emanet edip, diğer kişi ve zümrelere bu hakkı tanımayan inançlar,
  5. Dinin aslını teşkil eden ibadet, merasim ve ritüellere her geçen gün yeni ilave ve katkılarla zorlaşmasına imkân hazırlayan inançlar,
  6. Bir din mensubuna dinin inanç, amel, dua ve merasimlerini anlayacağı dilden değil de bilmediği ve anlamını kavramadığı bir dilden yapmak zorunda bırakarak, mümine başka türlü bir şans tanımayan inançlar,
  7. Dini kendi inhisarına alıp başka kişi ve gruplara şüpheli yaklaşılarak, tek doğruyu kendisinin temsil ettiğine dair iddialara seyirci kalan inançlar,
  8. Geçmişi tabulaştırıp putlaştıranlar, geçmişi değerlendirmekten uzak tutanlar, yeni düşünce ve değerlendirmelere kapıları kapatan inançlar,
  9. Geçmişin din büyüklerini zirve kabul edip onların aşılmaz,  ulaşılmaz ve geçilmezliklerini kabul ederek yenilere “Siz de kim oluyorsunuz” diyen düşünceleri esas kabul eden inançlar,
  10. Din ve sünnet apaçık ortada iken ona ilave yaparak dini zorlaştırıp, yapılmaz ve yaşanmaz hale gelmesine fırsat veren inançlar,
  11. İlim deyince sadece din ilimlerini anlayan, diğer ilimleri dışlayan hatta tekfir eden inançlar,
  12. Dini dünyadan, hayattan uzaklaştırıp yaşanmasına fırsat tanımayan ve onu sadece ahret dini olmasına seyirci kalan inançlar,
  13. Günün şart ve ihtiyaçlarına yeni çözümlerden çok mensuplarını 500- 1000 sene önceki şartlara göre üretilmiş çözümlere mahkûm eden inançlar,
  14. Günümüze ve geleceğe proje ve projeksiyonlar üretemeyen inançlar,
  15.  Din ve teknolojiyi birbirinin alternatifi kabul edip mensuplarını yalnızca dine yönlendiren, teknolojik buluşlara uzak ve sadece başkalarının teknolojik buluşlarını kullanmaya mahkum ve  bağlı kabul eden inançlar,
  16. Atalara ve geleneklere körü körüne bağlı kalmayı dinin esası haline getiren inançlar,
  17.  Dinin esaslarına aykırı olarak kendi millet, ülke ve devleti aleyhinde bulunmaya sessiz kalan hatta gizliden gizliye bu tür davranışları teşvik eden inançlar,
  18. Kapısını, bacasını ve penceresini sanata ve sanatçıya sıkı sıkı kapatan inançlar,
  19. “Dinde ruhban sınıfı yoktur” esasını getiren bir dinin din görevlisi olarak bilinen mensuplarına dokunulmazlık, söylediklerine itiraz edilmezliği prensip edinen inançlar,
  20.  “Üstünlük ancak takva iledir” diyen bir dinin Siyasette ve ticarette üstünlük aracı olarak kullanılmasına fırsat veren ve bunu yapanlara sessiz kalan inançlar,
  21.  Millet varlığını, dili ve rengi “Allah’ın ayeti” kabul eden, dinin muazzez peygamberinin “Kişi kavmini sevmekle kınanamaz” esasına rağmen milli her varlığı, dil, kültür ve sanat faaliyetlerini “Irkçılık” olarak niteleyip kendine karşı kabul eden inançlar,
  22. Farklı düşüncelere tahammül edemeyip onları din dışılık, kâfirlik, Allah ve Peygamber düşmanlığı ile niteleyip onlara tavır koyan inançlar.
  23. Mensuplarının bütün Hayri birikimlerini sadece Kur’an kurslarına yönlendirip oradan mezun olanlarla medeniyet yarışında eskisi gibi öne geçeceğine inananlar,
  24. Günümüz bütün ilim ve teknolojik yeniliklerine mensuplarını yönlendirmeyen, kuracağı vakıf ve yardım kuruluşlarıyla çalışkan, zeki ve fakir yavrularımızı inançlı birer çağdaş teknik elemanlar haline getirmeyi plânlamayan, plânlamaya fırsat ve zemin hazırlamayan inançlar,
  25. Dinin özünün ve esaslarının hikâye, hikmet ve menkibelerle boğulmasına fırsat veren inançlar;
  26. Ve bunlar gibi daha nice sebeplerle mensuplarının çağdaş düşünce ve yaşam şartlarından uzak kalmasına, fakr-ü zaruret içinde ve cehalet karanlığında yaşamasını seyreden inançlar, kendilerini onların temsilcileri kabul eden kişiler tam da komünistlerin dediği gibi son ve kâmil bir din olan İslâm’ı “Afyon” gibi nitelendirilmesine, Müslümanların da “Afyonlanmış” gibi bilinmesine sebep olmaktadırlar. Allah sebep olanlardan ve durumu devam ettirmek için gayret gösterenlerden elbette hesabını soracaktır.

   

Bu yazı toplam 3111 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim