• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ!

N. Gürkan Yetkin

Anayasa`nın 24. Maddesi:

VI. Din ve Vicdan Hürriyeti

Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14'üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

Anayasamız şu günlerde değiştirilmeye çalışılsa da, temel maddeler arasında yer alan Din ve vicdan hürriyeti korunmak durumundadır. Halen yürürlükte olan Anayasamızın 24.maddesinde yer alan “siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” bölümü iki önemli hadiseye çağrışım yapmakta.

1)Geçtiğimiz Kurban Bayramında, vekaleten kurban kesimi işini üstlenen kuruluşların kurban kesimini yerine getirmeyerek kendilerine kişisel çıkar sağlamaları, dince kutsal sayılan şeyleri istismar etmeleri.

2)Geçtiğimiz haftalarda Cumhuriyet Halk Partisi Bolu İl Başkanı Sayın Tanju Özcan Bey'in imamlarımıza siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla yazmış olduğu mektup.

Birinci hadise yargıya yansımış ve halen davası devam eden bir konu olduğundan üzerine yorum yapmak doğru bir davranış olmayacaktır. Ancak ikinci hadise işin içindeki bir de hukuk adamı olunca “Pardon! Bilmiyordum!” denilecek türden değildir. Ulusal basında dahi yer alan ve “İmam Açılımı” olarak tanımlanan bu davranış, devlet memuru statüsündeki imamlardan halka siyasi telkinde bulunulması talebini içeren mektup Anayasamızın 24.maddesinin içeriği açısından ele alındığında Anayasal bir suç oluşturmaz mı?

Geçen bu süre içersinde, konu hakkında herhangi bir hukuk işlemi başlatılmadığına göre demek ki oluşturmuyor!

Aynı imamlara Ak Parti veya diğer parti mensupları da mektuplar yazıp, camilerde Türkçe ezan okuma zorunluluğunun ne zaman getirildiğini hatırlatırlarsa aynı şekilde suç işlememiş sayılırlar mı

Seçim tarihi belli olur olmaz, partililerin köylere ziyareti ve bu ziyaret esnasında yakalardaki rozetlerle ibadet yerlerine girmeleri, siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar etme sayılmaz mı?

Ak Parti'yi sürekli olarak “Dini Duyguları istismar” ile suçlayanların, önce çarşaf açılımı ardından imam açılımı ile yapmaya çalıştığı nasıl değerlendirilmelidir?

Sırf İmam Hatip Liselilere üniversite kapılarını kapatma adına uygulanan katsayısı işkencesini desteklerken, sanayinin çarklarını döndüren ve tüm iş adamlarının sık sık dile getirdiği, meslek lisesi mezunu ara elemanların yetişmesinin de engel olduklarını ve ülkeye büyük bir kötülük ettiklerini görmezden gelenler, iktidara geldiklerinde aynı düşünce yapısı ile bu büyük soruna nasıl bir çözümleme düşünmektedir?

CHP İl Başkanı, tıpkı Genel Başkan'ı gibi başarısızlıktan başarı çıkarırken, başarısızlığın temelindeki sebebin “samimiyet” olduğunu bir türlü neden göremez? Ağız dili ne kadar doğru olamayan söz söylerse söylesin, beden dilinin daima doğruları söylediğini neden bir türlü kabullenmez?

Siyasette barutun tutumlu kullanılması gerektiğini, boşa harcanan barutların sadece eldeki silahı yıprattığını; gözünün önünde bir çok örnek olduğu halde, neden bir türlü öğrenemez?

Sorular soruyorum kendi kendime. Kiminin cevabını bile bile.

Her iş kolunda çalışan insanımızın erken emekli olma arzusu, siyaset ile uğraşanlarda da olabiliyormuş diyorum sadece. Hani bir saman alevi gibi, birdenbire parlayıverip kısa sürede sönüvermek.

“Emek, sabır, özveri, bilgi, deneyim, tecrübe ….

Bunlar için gereken süre.

Öf! Çok uzun! Çok sıkıcı! Ayrıca ne gerek var? Havam yerinde ya, o bana yeter!

Gencim! Akıllıyım! Hırslıyım! Engel tanımam aşarım!” diyene ne söz söylenebilir ki?

“Yolun açık olsun!” Ya da ”Yürü! Kim tutar seni!”

Bu günkü kamyon arkası yazımız:

“Nokta kadar menfaat için, virgül kadar eğilme!”

25.03.2010


Bu yazı toplam 1005 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim